Turizm

Accor Grubu Rixos’la masaya oturuyor!

Fettah Tamince, Fransa merkezli uluslararası otel zinciri Accor Grup’la masada. 20 ünlü markaya sahip Accor’la yapılacak anlaşmanın Berlin Turizm Fuarı’nda açıklanması bekleniyor.


FETTAH Tamince 2000’lerin başında turizm sektöründe hızla büyüyen bir işadamıydı. Şirketi Sembol İnşaat, Kazakistan’da başlattığı yatırımlardan sonra Rusya, Ukrayna, Hırvatistan, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yayılarak, bugün uluslararası bir inşaat şirketi oldu. Tamince’nin Türkiye’de tanınması ise turizm sektörü ile başladı. Rixos markası ile açtığı otellerle bu sektörde hatırı sayılır bir yer edindi. Bu büyümede siyasi ilişkilerinin etkili olup olmadığı tartışması ise hiç eksik olmadı.



DEĞERİ 3 MİLYAR DOLAR

Çünkü Fettah Tamince 17-25 Aralık öncesi Fethullah Gülen hareketine yakınlığını hiç saklamadı. Ancak bu hareketten zarar gördüğünü de açıklayarak ayrılması da kamuoyunun gözü önünde gerçekleşti. Tamince, bir süredir sessiz. Türkiye’deki yatırımları giderek azalan Tamince’nin otel sayısı 11’den 8’e düşmüş durumda. İki yıl önce 1.3 milyar dolar bedelle ihalesini aldığı ve kapsamında 7 otel ve rezidanslar bulunan Haliç Dönüşüm Projesi ise Çevre Etki Değerleme raporu çıkmasına rağmen hala başlayamadı.

Peki bunları neden hatırladık? Çünkü aldığım bilgilere göre Tamince bugünlerde önemli bir ortaklığın peşinde. Bir sohbetimizde Tamince, “Tüm dünyada 3 milyar dolarlık Rixos Otelleri var. Bunun yüzde 10’u bizim geri kalanını işletiyoruz” demişti.



Şimdi Tamince, Rixos otelleri için Türkiye’de Mercure, Novotel ve İbis markalarıyla yer alan ve şehir otelciliğinde en önemli gruplardan Fransız Accor Grubu ile stratejik bir ortaklık için masada. Yine öğrendiğime göre bu ortaklık gelecek hafta çarşamba günü Berlin’de başlayacak turizm sektörünün en önemli fuarı ITB’de duyurulacakmış. Nasıl bir ortaklık olacağı henüz netleşmese de, kulislerde şehir otelleriyle tanınan Accor Grubu’nun lüks resort yatırımlarını Rixos markası ile yapacağı söyleniyor. Çünkü şehir otelciliğinde ortaklık iki grup için de anlamsız olur. Zaten Rixos’un şehir oteli olarak elinde sadece İstanbul ve Konya duruyor.

6 BİN KİŞİLİK İSTİHDAM

Daha önce yazdığım bir yazıda “Fısıltılar Tamince’nin biatının henüz tam olarak yeterli olmadığını söylüyor” demiştim. Haliç Projesi ile 1.3 milyar dolarlık yük altına giren ve bir süredir ortak arayan Tamince güçlükleri aşacak bir ortaklık kurabilecek mi?

Daha önce de Mariiot grubuyla ortaklık görüşmeleri yapan ancak anlaşma sağlayamayan Tamince’nin şirketleri tüm yatırımlarında 6 bin kişiye istihdam sağlıyor. Otel işletmeciliğinde de Türkiye’den doğan güçlü bir marka. Güçlü bir ortaklık bu yüzden önemli.


Fransız Accor Grubu ise dünyanın en büyük otel zincirlerinden. 95 ülkede 2015’te satın aldığı  Raffles, Swissotel gibi büyük markalar da dahil 20 markası ile faaliyette. Dünyada 4100 adet oteli bulunuyor. 2015 cirosu ise 5.5 milyar Euro. Türkiye’de ise 22 otele sahip.

2007’de Akfen Grubu ile stratejik ortaklık çerçevesinde Türkiye’ye ekonomi sınıfı otelleri getiren Fransa merkezli uluslararası zincir, şehir otelciliğinin yanı sıra hedefinin resort otel yatırımları olduğunu da açıklamıştı. Otel temsilcileri “Golf, resort ve toplantı-kongreye hitap edecek, bunların birkaçını bir arada barındıracak yatırımlara açık” olduklarını da belirtmişti.

İki grup arasında stratejik ortaklık olacak mı, masadan nasıl kalkılacak? Bu soruların yanıtını almak çok uzun sürmeyecek!

TÜRK İMPLANTINA ABD VİZESİ

TÜRKİYE’de sessiz sedasız büyüyen katma değeri yüksek sektörler var. Sağlık bunlardan biri. Mesela Sivas’ta lens üretiliyor, ihraç ediliyor. İshak Alaton’un kurduğu ve şimdi Leyla Alaton’un başında olduğu Alvimedica yüksek kalitede stent üretiyor, Türkiye’de henüz değeri anlaşılamasa da geleceği parlak.



Son olarak bir şirketle daha tanıştım. Dişçilerde genel olarak ithal edildiğini öğrendiğimiz implantlar Trabzon’da üretiliyor ve 36 ülkeye ihraç ediliyormuş.

İmplantlar kısa süre önce Amerika Birleşik Devletleri’nin Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) onayını almış ve bu pazara giriyor.

İmplance markasıyla üretilen implantların üreticisi AGS Medikal’ın Yönetim Kurulu Başkanı Görkem Serçe anlattı. Distrübütörlükle başladığı implant işine üretimle devam etmeye karar verdiğinde yani   2011’de bir zamanların ünlü valilerinden rahmetli Recep Kızılcık’la buluşuyor yolu Serçe’nin. Devletten aldığı bedava arsa ile 5 milyon TL sermaye yatırıyor ve üretim başlıyor. Yıllar içinde implantın ana vatanı İsviçre’ye bile ihracata başlayan Serçe, şimdi gözünü ABD’ye çevirmiş.

Serçe, ürünlerinin ABD Gıda ve Sağlık Kuruluşu FDA’den onay aldığını belirtiyor ve bunun ardından Amerikan dental pazarına girmelerinin önünün de açıldığını söylüyor. Verdiği bilgiler şöyle:

“2017 yılı ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin Los Angeles Miami ve New York gibi üç büyük kentinde kendi yönetim ofislerimizi açıyoruz. Hedefimiz 2018 yılının ikinci yarısına kadar ABD’de 100’e yakın bayilik vermek. AGS olarak, 2018 yılından itibaren ABD pazarına başlangıçta yıllık ortalama 20-25 milyon dolarlık ihracat hedefliyoruz.”

Görkem Serçe, Amerikan pazarına girdikten sonra burayı üs olarak kullanarak Orta Amerika ülkelerine de ihracat yapmak istediklerini ekliyor. Hedefi ise büyük. Bölgenin lideri olmak.

Türkiye’nin gerçek büyümesi için bu tür üretimlere ve firmalara ihtiyaç var. Bence desteği çok fazlasıyla hak ediyorlar!

BAKAKALIRIM GİDEN GEMİNİN ARDINDAN!

Yıl 1940... Ülke dışına gidilirken en fazla kullanılan araçlardan biri gemi. İstanbul’dan çıkılan kapı ise Karaköy. Yolcu salonunda ayrılıklar, kavuşmalar yaşanıyor. O yolculardan biri ressam Mümin Orhon. Onu Marsilya’ya yolcu eden ise Orhan Veli... Arkadaşının arkasından o salonda oturuyor ve herkesin bildiği “Bakakalırım giden geminin ardından” şiirini yazıyor. Bir arkadaşımın hatırlattığı bu anı sadece bir örnek... Kim bilir daha neler yaşandı o salonda. Şimdi Galataport projesi için yıkıldı ve artık yok. Arkasından Tarihi Paket Postanesi yok oldu. Projenin sahiplerinden Doğuş Grubu gönderdiği açıklamada iki yapının da aynısına bağlı kalarak yeniden yapılacağını söylüyor. Peki yaşanmışlıklar ne olacak? Bir tarihi yapıya değer kazandıran o yaşanmışlıklar değil mi? Keşke “Kültürel kuraklıklar” bu tür örneklerle artmasa, böyle binaları yaşatmak için formüller bulunabilse.

 ÇOCUKLARIN ŞEHRİ KAPANDI

“Çocukluk hayatın prova edildiği dönemdir...” Prof. Dr. Max Friedrich’in teorisine göre “çocukların yetişkinlerin dünyasına doğru attığı neşeli ve gerçekçi her adım, sağlam ve güvenli bir geleceğe doğru atılan bir adımdır.”



Prof. Friedrich, bu teorisini Viyana Üniversitesi’nde iki yıl araştırma geliştirme çalışmaları yaparak bir merkeze dönüştürdü. 2005’te Minopolis adıyla kurulan çocuk şehrinde psikologların gözetiminde rol oynama kavramları, temalı oyun alanları oluşturuldu. Bu merkezin Türkiye uyarlaması ise Arel Üniversitesi tarafından yapıldı. Minopolis Bakırköy Marmara Forum’da büyük bir heyecanla 2014’te açıldı. Avrupa menşeili bu çocuk merkezinde 32 meslek istasyonu vardı. 4-14 yaş grubundaki çocuklar 100 kadar mesleği bu merkezde deneyimliyordu.

Çocuklar bu merkezde gerçek bir şehrin canlandırıldığı ortamda mesleklere ilişkin bilgiler elde ediyordu.

İşte açılışı merakla beklenen ve üç yıldır çocuklara hizmet veren Minopolis kapandı. İnternet sitesinde “Şu an sizlere hizmet veremiyoruz. Gelişmeler için bizi takip etmeye devam edin” sözleri yer alsa da merkez artık çalışmıyor. Bu kararda Marmara Forum’da son zamanlarda çok sayıda markanın mağaza kapatmasına neden olan yüksek kira bedellerinin payı var mı bilmiyorum. Ancak aynı konseptte artan marka sayısı da Minopolis’i etkilemiştir diye düşünüyorum.



Hürriyet