Dış Piyasalar

Afrika kıtası inşaat sektöründe hızla gelişiyor!

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Afrika Enstitüsü Başkan Yardımcısı Murat Bilhan, Afrika’nın inşa sürecinde olduğunu; kıtada, inşaat, alt ve üst yapı gibi alanlarda hızla gelişmeler yaşandığına dikkat çekti.

En büyük ihracat pazarları Rusya ve Irak’taki kayıplarını telafi etmek için Türk işadamlarının gözünü diktiği Afrika’da Çin varlığını artırmaya devam ediyor.


Dünya ekonomisinin etkin küresel güçlerinden biri olan Çin, ucuz hammaddenin kolayca bulunduğu, üretimden çok tüketime dayalı sistemin hüküm sürdüğü Afrika kıtasındaki varlığını her geçen gün biraz daha arttırıyor. 


Geçtiğimiz günlerde Güney Afrika’nın başkenti Johannesburg’da gerçekleştirilen Çin-Afrika İşbirliği Forumu, gözleri yeniden Çin’in Afrika politikalarına çevirdi. Sahip olduğu ucuz iş gücü sayesinde dünyadaki üretim ve tüketim dengesini değiştiren Çin, son yıllarda yatırımda benimsediği “dışa açılım politikasını” Afrika kıtasında etkin bir şekilde hayata geçiriyor. Çin, ucuz işgücü, hammadde bolluğu, hali hazırda ortaya çıkarılmamış ve işletilememiş kaynakların çokluğu ve büyük bir pazara sahip olması dolayısıyla Afrika’ya hem yatırım yapıyor hem de destek veriyor. 


Bazı uzmanlara göre Çin, özellikle Afrika ülkelerinden petrol gibi enerji ve hammadde ihtiyacını karşılamanın yanı sıra kara kıtanın pazarlarında ürünlerini satmak ve Afrika’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki gücünden yararlanmak istiyor. 


Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Afrika Enstitüsü Başkan Yardımcısı Murat Bilhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada Çin’in Afrika’daki varlığının ve hakimiyetinin son yıllarda önlenemez bir hızla arttığını söyledi. Afrika’nın inşa sürecinde olduğunu belirten Bilhan, Türk iş adamları için bölgede yatırım fırsatları bulunduğunu ifade etti. Bilhan kıtada, inşaat, alt ve üst yapı gibi alanlarda hızla gelişmeler yaşandığına dikkat çekerek, Çin’in bu fırsatları çok erken fark ettiğini vurguladı.



Fransa eski sömürgesi Senegal’den vazgeçmiyor 


Öte yandan Çin her fırsatta Afrika’ya yatırımlarını “kazan-kazan” anlayışıyla yaptığının altını çizse de kara kıtadaki ekonomik hakimiyetinin daha da güçlenmesi, Batılı ülkeleri de yeni politikalar belirlemeye sevk ediyor. Çin’in, Afrika’nın petrol gibi yeraltı kaynaklarına gösterdiği ilgi, kıta ülkelerine yaptığı yardımlar, verdiği krediler, başta ABD ve Fransa olmak üzere diğer Batılı ülkelerin planlarını da etkiliyor. Örneğin Fransa Başbakanı Manuel Valls, birkaç ay önce, bölgenin “büyük ağabeyi” konumundaki Senegal’in Devlet Başkanı Macky Sall ile Paris’te bir araya geldi. Tarafl ar görüşmede, Senegal’de “2016 Çin-Afrika-Fransa Zirvesi” düzenlenmesi kararı aldı. 


Fransa’nın bu adımı, yıllarca sömürdüğü kara kıtadaki gücünü kaybetmeye razı olmayacağının göstergesi ancak aynı zamanda Senegal’in Batı Afrika’daki etkinliğini de gözler önüne seriyor. Bölgenin oyun kurucularından Fransa, Batı Afrika’daki gücünü kaybetmemek için Çin ve Senegal ile aynı safta yer almaya çalışıyor. 


Afrika’daki nadir huzurlu ülkelerden biri olması, Senegal’e hem Batı’da hem de bulunduğu coğrafyada farklı bir görev atfedilmesine sebep oluyor. Çok sayıda uluslararası toplantıya evsahipliği yapan Senegal, başkent Dakar’daki uluslararası limanıyla da Afrika’daki ticaret trafiğinde öne çıkıyor.


Batı Afrika’nın “büyük ağabeyi” rolü


Senegal son bir yılda bölgede yaşanan siyasi gelişmelerdeki tutumuyla Afrika kıtasında ne denli etkin bir aktör olduğunu da gösterdi. 


Senegal Devlet Başkanı Sall, Burkina Faso’da Devlet Başkanlığı Muhafız Alayı’nın ekim ayında gerçekleştirdiği askeri darbenin ardından arabuluculuk görevi üstlenerek uluslararası siyaset sahnesinde gündeme geldi. Sall, Gine Bissau’da da Devlet Başkanı ile Başbakan arasındaki siyasi krizin darbeyle sonuçlanmaması için yoğun mesai harcadı. 


Ayrıca Senegal, Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (CEDEAO) Başkanlığının yanı sıra Uluslararası Fransızca Konuşan Ülkeler Topluluğu (Frankofon), İslam İşbirliği Teşkilatı ve Afrika Birliği ile Birleşmiş Milletler geçici üyeliğiyle de dikkat çekiyor. 


Çin hedefine yavaş yavaş ilerliyor 


Çin-Afrika ticaret ve yatırım ilişkilerinin kökeni ise ilk temasların gerçekleştiği 1950’li yıllara dayanıyor. 1970-1975 yılları arasında inşa edilen Tanzanya-Zambiya demiryoluna Çin’in katkı vermesiyle yakınlaşan ilişkiler, 2006 yılında 48 Afrika ülkesinin siyasi liderlerinin katılımı ile düzenlenen Çin-Afrika Forumu ile daha görünür hale geldi.


Çin İhracat-İthalat Bankası (Çin Eximbank) 2006 yılında, yatırımcılara Afrika kıtasına yapacakları yatırımlar için milyarlarca dolar kredi verdi. Afrika çıkarmasına tüm hızıyla devam eden Çin, Mayıs 2007’de Şangay Afrika Gelişme Bankası’nın yıllık toplantısına ev sahipliği yaparak burada da yeni borç ve yatırım anlaşmaları imzaladı. Afrika’daki Çin yatırımlarının ilerleyişi, Güney Afrika’daki lider bankalardan birisinin hisselerinin yüzde 20’sinin satın alınmasıyla sürdü. Sudan ve Angola’dan petrol, Zambiya’dan bakır, Gabon’dan mangan, Kongo’dan kereste ithal eden Çin, yatırımlarının yanı sıra birçok ülkeyle karşılıklı vergi muafiyeti anlaşması da imzaladı. 


Afrika’daki Çinli sayısı 1 milyona yaklaştı 


Afrika ülkelerinde yaşayan Çin vatandaşlarının sayısı ise bazı kaynaklara göre 1 milyon sınırına dayanmış durumda. 


Bugün neredeyse 48 Afrika ülkesinde Çinli iş adamları, ticaret, imalat, kaynak geliştirme, ulaştırma, tarım ve tarımsal ürün işleme gibi pek çok pazarda bulunuyor. Afrika’yı ekonomik açıdan yakın takibe alan Çin, siyasette de bu ilgiyi Afrika’dan esirgemiyor. Afrika’yla ilişkilerini 2006’dan bu yana giderek arttıan Çin yönetimi, kıtaya yönelik üst düzey ziyaretlerini sıklaştırdı.


Barıda Nijerya doğuda Kenya kuzeyde Fas


Afrika ülkelerine dönük yatırımlar; bölge, ülke ve sektörlere göre farklılıklar göstermekle birlikte güneyde Güney Afrika Cumhuriyeti, batıda Nijerya, doğuda Kenya ve kuzeyde Fas, en önemli yatırım merkezleri olarak öne çıkıyor. Her geçen yıl daha fazla yatırımın yapıldığı ülkeler arasında ise Gana, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Mozambik, Zambiya, Tanzanya, Uganda ve Ruanda başı çekiyor. Africanbusinesslife.com’da yer alan analize göre, yatırımlarda tercih edilen şehirlerin başında Johannesburg, Cape Town, Nairobi ve Lagos geliyor. Kuzey Afrika’da ise Kazablanka ve Kahire, ilk tercihler arasında yer alıyor. Söz konusu tercihlerde altyapı, tüketici profili, nitelikli işgücü ve maliyetler başlıca gerekçeleri oluşturuyor. Öte yandan yatırımcılar, nüfusu hızla artan şehirleri ve orta sınıfın yükselişini de yakından takip ediyor. Bu anlamda Akra, Abidjan, Luanda, Darüsselam, Tangier ve Tunis gibi şehirlerin ağırlıkları hissediliyor. Yatırımcılarla yapılan mülakatlarda, yatırım için en geniş potansiyele sahip sektörler arasında madencilik ve metaller, petrol ve doğalgaz, tarım, altyapı, tüketici ürünleri, finansal hizmetler, bilgi ve iletişim öne çıkıyor. Yatırımlar konusunda Güney Afrika Cumhuriyeti, uzun yıllardır Afrika’nın giriş kapısı olarak adlandırılırken günümüzde adres sayısının artmasına bağlı olarak bu geleneğin değişmeye başladığı gözlemleniyor. Kıtayı daha yakından analiz etmekte olan yabancı yatırımcılar, Afrika ülkelerini göreceli olarak üstün oldukları sektörlerde tercih ediyor. Tüm bu gelişmeler, Afrika ile ilgili ezberlerin bozulmakta olduğunu ortaya koyuyor.


Türkiye''nin Afrika'ya ihracatı 10 yılda ortalama tüzde 10.9 arttı


Türkiye’nin en büyük ihracat pazarları arasındaki Irak ve Rusya ile yaşanan gerginlik nedeniyle Tür işadamları gözlerine Afrika pazarına dikti. Afrika kıtası ile ticaret hacmimiz 2003 yılında 5,47 milyar dolar iken, bu rakam 2014 yılında 4 katlık bir artışla 23.4 milyar doları aştı. Sözkonusu dönemde, benzer şekilde ihracatımız 2.13 milyar dolardan 13.7 milyar dolara yükselirken, ithalatımız ise 3.34 milyar dolardan 9.6 milyar dolara artış gösterdi.. 2003-2014 yılları arasında Afrika kıtasına yönelik olarak ticaret hacmimizde yıllık ortalama yüzde 15.6; ihracatımızda yüzde 20.9; ithalatımızda ise yüzde 10.7’lik bir artış oranına ulaşıldı. Afrika’nın genel ithalatımızdan aldığı yüzde 2’lik pay 2003-2014 arasında değişmezken, Afrika’nın ihracatımızdan aldığı pay 2003’de yüzde 5 iken, 2014’de yüzde 9’a çıktı. 2014’te, bir önceki yıla göre, Kuzey Afrika ile ticarette 700 milyon dolarlık bir kayıp yaşanırken, Sahra altı Afrika ile ticarette yaklaşık 800 milyon dolarlık bir artış kaydedildi. Yatırımlar açısından bakıldığında, 2003 yılında oldukça düşük bir düzeyde olduğu tahmin edilen Türkiye’nin Afrika kıtasındaki doğrudan yatırımlarının 6 milyar dolara ulaştığı hesaplanıyor. Yurtdışı Müteahhitlik hizmetleri sektöründe de aynı dönemde büyük bir yükseliş süreci göze çarpıyor. 2003 yılında Afrika’da üstlenilen 35 projenin değeri 643 milyon dolar iken, 2013 yılında 3 milyar dolar değerinde 50 adet taahhüt projesi üstlenildi. Bugüne kadar kümülatif olarak Afrika’da üstlenilen 1.076 projenin toplam değeri de 54 milyar dolara yaklaştı. Bu rakam küresel hacmimizin yüzde 21’ine tekabül ediyor.


Afrika için 60 milyar dolar!


Güney Afrika’nın Johannesburg şehrinde ay başında ay başında yapılan Çin-Afrika İşbirliği Forumu’nda (FOCAC) Çin lideri Xi Jinping 30’a yakın Afrika lideri ile karşılıklı görüştü. Çin’in ekonomik kalkınma için 60 milyar kredi vereceği Afrika’da artık barış gücü olarak güvenlik konularında da daha aktif rol alacağı ifade edildi. Jinping, gelecek 3 yılda Afrika ile ‘10 İşbirliği Planı’ çerçevesinde ticaret, piyasa işletimi, altyapı, kalifiye işgücü, finansman, endüstri, tarim modernizasyonu ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında beraber çalışacaklarını ifade etti. “İlk önce Çin-Afrika Sanayileşme Planı’nı hayata geçireceğiz.” diyen Çin lideri, daha fazla Çin firmasını Afrika’da yatırıma teşvik edeceklerini belirtti.


Dünya