Sektörel

Ali Babacan: Türkiye'deki yapıların risk içermemesi gerekiyor!

Deprem kuşağındaki Türkiye'de yapıların risk içermemesi gerektiğini ifade eden Babacan, günümüz teknolojisinin, en riskli yerlerde bile 30-40 katlı binaların yapılmasına izin verdiğini anlattı.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, on iki buçuk yıldır iktidarla olduklarını hatırlatarak, "Bugüne kadar yaptığımızın daha yoğununu nasıl gerçekleştireceğimizin plan ve programlarını hazırladık, takvimleri belirledik" dedi.


Babacan, Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) tarafından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle Balkonuk Center’da düzenlenen "7. Gelişen Kentler Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, şehirler büyürken hitap edilen pazarın da geliştiğini, rekabetin arttığını ve iş gücü piyasalarının derinleştiğini söyledi.


Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 1990 yılında dünya nüfusunun yüzde 30'unun kentlerde yaşadığını belirten Babacan, 2014'te bu oranın yüzde 54'e çıktığını anlattı.


Kentlerde ikamet edenlerin oranının 2050'de yüzde 66'ya ulaşacağının tahmin edildiğine dikkati çeken Babacan, bunun dünya nüfusunun üçte ikisi anlamına geldiğini ifade etti.


Babacan, 1990'da dünyada nüfusu 10 milyonun üzerinde şehir sayısı 10 iken bugün bu sayının 28'e ulaştığını, 2030'te ise 40 olmasının öngörüldüğünü aktararak, yine 2030 yılında 1 milyon ila 10 milyon nüfusa sahip şehir sayısının 600'den fazla olacağını kaydetti.


Bütün bu verilerin, kentlerin ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan önemine değinen Babacan, "Önümüzdeki dönem, marka değeri oluşturmayı başaran kentlerin birbirleriyle yarışacağı ve birbirleriyle hem kardeşlik ilişkisi kuracağı ve tatlı rekabetin yaşanacağı dönem olacak. Türkiye'ye bakarsak dünyada en hızlı kentleşen ülkelerden biriyiz. Şehirlerimizin nüfusu gittikçe yoğunlaşıyor, kırsal nüfus azalıyor" diye konuştu. 


Ali Babacan, Balıkesir'in çok önemli bir potansiyele sahip olduğuna işaret ederek, "İstanbul, İzmir ve Bursa'nın çok yakınında, arasında, ortasında bir şehir. Özellikle yeni ulaşım projelerini dikkate aldığımızda, İstanbul-İzmir Körfez Geçişi Projesi ile düşünürsek Balıkesir tam da ekonomik aktivitenin ortasında, merkezinde olacak bir şehir. Şehrin ulaşımla ilgili problemleri büyüktü, doğru. Dün farkına vardım, en son 1980 yılında gelmiştim çocukluk dönemimde. Bugün çok farklı noktalara gelmiş bir şehir" ifadelerini kullandı.


- "Özel sektör, devletin 4 katı yatırım harcaması gerçekleştiriyor"

Ali Babacan, hem merkezi hükümet hem bakanlıklar hem de büyükşehir ve ilçe belediyelerinin, yatırımcının önünü açan, işini kolaylaştıran bir anlayışla çalışılması gerektiğini ifade ederek, bunun kente gelecek yatırımı doğrudan etkileyeceğini söyledi.


Edremit Körfezi'nin sahil şeridinde önde gelen yatırımcı firmaların sahipleriyle kısa tur yaptıklarını dile getiren Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Dünya harikası, eşi benzeri zor bulunan doğal güzellikler ve tarih. Daha sonra akşam yatırımcıların birinin yurtdışında yaptığı yatırımın tecrübesini dinledik. Almanya'nın önemli şehrinden yer satın alıyorlar. Satın alımdan hemen sonra o şehrin belediye başkanı ekibini toplayıp geliyor, 'Sizin için ne yapabiliriz?' diyor. Almanya'dan bahsediyoruz; gelişmiş seviyesini tamamlamış bir ülke. 'İşinizi nasıl kolaylaştırabiliriz?' diye soruyor. Gelişmekte olan ülkeyiz yatırıma ihtiyacı olan bir ülkeyiz. Yatırımcıların yoğun gelmesi gereken bir ülkeyiz."


Babacan, yurtdışından gelecek yatırımlara açık olunması ve yerli yatırımcıların önünün açılmasını isteyerek, yatırım olmadan büyümenin yakalanamayacağını, istihdam oluşturulamayacağını ifade etti.


Yatırımın kamu ve özel olmak üzere iki türü bulunduğunu anımsatan Başbakan Yardımcısı Babacan, Türkiye'de buna ilişkin harcamaların yüzde 80'ini yani devletin 4 katını özel sektörün yaptığını aktardı.


Babacan, Balıkesir'de sanayi, tarım, madencilik, inşaat ve enerjinin önemli olduğunu, aynı zamanda turizm potansiyelinin yüksek seviyelerde bulunduğunu vurgularken, kentin, yüzde 5,5 ile işsizlik oranı en düşük illerden biri konumunda yer aldığını kaydetti.


Hükümet olarak çok detaylı çalışmalar yaptıklarını anlatan Babacan, şöyle konuştu:

"On iki buçuk yıldır iktidardayız. Bugüne kadar yaptığımızın daha yoğununu nasıl gerçekleştireceğimizin plan ve programlarını hazırladık, takvimleri belirledik. 2014-2018 dönemini kapsayan kalkınma planımızı, dönüşüm programını ve eylem planını hazırladık. Daha önce hayata geçirilen 9 kalkınma planında olmayan yeni unsurlar var. Tam bin 250 eylem belirledik; yirmi beş ayrı başlıkta. Her bir eylemin takvimini belirledik. O takvimde tamamlanması konusunda adımları yazdık. Bunları belirlerken 66 ayrı çalışma grubunun oluşturduğu çerçevede hareket ettik. Başbakanımız dört ayrı basın toplantısında kamuoyuyla paylaşabildi. Yargı reform stratejisini açıkladık. Bir bakıma önümüzdeki dönemle ilgili raylar döşendi, yol haritası belirlendi."


Başbakan Yardımcısı Babacan, yirmi beş başlıktan birinin kentsel dönüşüm programı olduğuna değinerek, şehirlerin dezavantajlarını azaltmayı ve yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçladıklarını belirtti. Bu amaca yönelik yapılacak yatırımların makro ekonomik dengelerini bozmayacak şekilde yürütülmesi gerektiğine dikkati çeken Babacan, yerli üretime önem verilmesi ile afet riskine duyarlı yapılaşmaya gidilmesinin önemini vurguladı.


Deprem kuşağındaki Türkiye'de yapıların risk içermemesi gerektiğini ifade eden Babacan, günümüz teknolojisinin, en riskli yerlerde bile 30-40 katlı binaların yapılmasına izin verdiğini anlattı.


- G-20 çalışmaları

Türkiye'nin dönem başkanı olduğu G-20 çalışmaları hakkında da bilgi veren Babacan, kendisinin Bakanlar Komitesinin başkanlığını yürüttüğünü, 20 ülkeyi yakından takip ettiğini dile getirdi.


Yatırım konusunda G-20'de önemli süreç başlattıklarını aktaran Babacan, "G-20 demek, 19 ülke artı AB'den oluşan bir platform. Dünya nüfusunun üçte ikisini temsil diyor. Dünya ticaretinin yüzde 75'i G-20 üyeleri tarafından yapılıyor. Dünya ekonomisinin yüzde 85'i üyeler tarafından gerçekleştiriliyor. Bütün kıtalardan ülkeler var. Temsil gücü çok yüksek. Afrika Birliği gibi farklı bölgeleri temsil eden kuruluşlar da masa etrafında oturuyor" diye konuştu. 


Babacan, kapsayıcılık, uygulama ve yatırım olmak üzere üç öncelik ilan ettiklerini belirterek, "Kapsayıcılık dediğimizde hem işin ulusal boyutunu hem de uluslararası boyutunu ele alıyoruz. Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeleri (KOBİ) çok önemsiyoruz. Dünya KOBİ Forumunun çalışmalarını tamamladık, önümüzdeki haftalarda açılışını ve imza törenini yapacağız. İlk defa dünyadaki KOBİ'lerin ortak sesini oluşturacak yapı kuruyoruz. Bunun merkezini İstanbul'da kuralım istedik. Hukuki süreçler tamamlanmak üzere. Uluslararası platformlarda KOBİ'lerin sesini bu yapı sayesinde duyuracağız. Dünya Bankası geldi, 'Kurucu olabilir miyiz?' dedi. Dünya Bankası kurucu üyeler arasına giriyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) de kurucu olarak giriyor" ifadelerini kullandı.



- "Los Angeles'ın altyapı ihtiyacı, Yeni Delhi'den daha fazla"

Babacan, G-20 dışında kalan ülkelerin ekonomik koşullarına da değindi. Bunlar arasında fakirliği yüksek ülkelerin de bulunduğunu ifade eden Babacan, "Bu ülkelere elimizi uzatıyoruz. İlk kez G-20, bu ülkelerle ilişki geliştiriyor. G-20 olarak kendimize, 'Bu ülkelere ne yapıyoruz?' sorusu soruyoruz" dedi.


Dünyada ekonomik sorunların büyük olduğunu, bunların tespitinin yapıldığını ve teşhisinin konulduğunu aktaran Babacan, hazırlıklar yapıldığını ancak uygulamanın istendiği ölçüde olmadığını söyledi.


Başbakan Yardımcısı Babacan, özellikle altyapı yatırımlarının birçok ülkede aksadığını, 2008-2009 krizinin birçok ülkeyi olumsuz etkilediğini dile getirerek, "Gelişmekte olanlar kadar gelişmiş ülkeler için de geçerli bu durum. Son bir yıl içinde Los Angeles'a ve Yeni Delhi'ye gittim. Los Angeles'ın altyapı ihtiyacı, Yeni Delhi'den daha fazla. Yollar, kaldırımlar, köprüler, alt geçitler her şey dökülüyor. Dolayısıyla altyapı ve yatırım dediğimizde, G-20 üyelerinin tamamı 'Ne yapabiliriz?' diye tartışmaya başladı" diye konuştu.


Özel sektörün yatırım için güven istediğini vurgulayan Babacan, altyapı yatırımları projelerinin standartlaşması çalışmasını başlattıklarını anlattı.


Dünyada, Norveç, Suudi Arabistan, Singapur gibi cari fazlası, bütçe fazlası olan, bunları fonlarında biriktiren ülkeler bulunduğunu, Batıda emeklilik fonları olduğunu belirten Babacan, sözlerini şöyle tamamladı:


"Her biri milyar dolarlar hatta trilyon dolar olan fonlar var. Bu fonlar, parayı çok çok güvenilir yerlere yatırıma taşımak istiyorlar. Dünyada sermaye ve varlık var. Bir yandan da şiddetli fon ihtiyacı var. Bu ikisini nasıl buluşturacağız? Dünya için de güveni oluşturduğunuz zaman bu buluşma olur. Yatırım için güvenli yer bulamayanlar, Almanya ve ABD hazinesi tahvillerine yöneliyor. 


Alman hazinesinin tahvilleri 10 yıla kadar negatif faiz veriyor. 10 yıldan sonra küçük küçük artışlar oluyor. Yani 10 yıllık faiz sıfır, 5 yılda eksi. 1 milyar avro veriyorsunuz, 5 yıl sonra 995 milyon avro geri alıyorsunuz. Dünyada bu gerçek yaşanıyor. Para büyükse dünyada güvenecek ortam kalmadıysa ortada, bankalara çok güven olmuyor. Avrupa'nın en büyük bankaları Dünya Merkez Bankasından aldığı likidite ile yaşıyorlar."


Daha sonra sonra Babacan, Balıkesir Valisi Mustafa Yaman, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, GYODER Başkanı Aziz Torun, Balıkesir Sanayi Odası Başkanı İsmail Uğur ve diğer protokol üyeleri fotoğraf çektirdi.


AA