Kent Haberleri

Ali Rıza Alaboyun: Yer altı kömür işletmeciliğinde apayrı bir safhaya geçilmeli!

Soma'daki faciadan kurtulan maden işçilerini dinleyen Meclis Araştırma Komisyonunun Başkanı Ali Rıza Alaboyun, edindikleri bilgilerin yer altı kömür işletmeciliğinde apayrı bir safhaya geçilmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi.



Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Soma'daki Maden Faciasını Araştırma Komisyonu Başkanı Ali Rıza Alaboyun, Soma'da edindikleri bilgilerin, Türkiye'nin kömür ve yer altı kömür işletmeciliğinde apayrı bir safhaya geçmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi.


Komisyon Başkanı Alaboyun ve üyeler, Soma ilçesinde 301 işçinin hayatını kaybettiği maden ocağından sağ kurtulan işçileri dinledi.


Komisyon Başkanı Alaboyun, Soma Rıfat Dağdelen Anadolu Lisesi Konferans Salonu'ndaki görüşmeler öncesinde yaptığı konuşmada, bütün partilerin oy birliğiyle 8 gün önce kurduğu komisyonun TBMM tarihinde ender komisyonlardan biri olduğunu belirterek, "Çünkü acı hepimizin acısı, bu mesele hepimizin meselesi" dedi.


Kaza sahasını yerinde görmek, Soma'da hayatını kaybeden madencilerin ailelerini ziyaret etmek ve kazaya maruz kalmış işçileri dinlemek için burada olduklarını anlatan Alaboyun, gönüllerinin her aileyi ziyareti etmeyi, her işçiyi dinlemeyi arzu ettiğini ancak imkan ve zamanın buna müsade etmediğini bildirdi.


Birkaç kez daha Soma'ya geleceklerini, konuşmak isteyenlerin gerek burada gerekse TBMM'de dinlenebileceğini dile getiren Alaboyun, şöyle konuştu:


"Bu konuda her türlü öneriye açığız. Kısıtlama getirmeme niyetindeyiz. Kurumları dinlemeden önce işçileri dinlemek istedik. Onların bize anlatacakları, yaşadıkları tecrübe çok önemli. Allah gani gani rahmet eylesin. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Hepimiz acıyı paylaşıyoruz ama hiçbir acı o ocağa düştüğü kadar bizim yüreğimize düşemez. Onların ailelerine sabır diliyorum. Bu çerçevede maden sahasını gittik, gördük. Madenin içerisine henüz giremiyoruz. Maden iki tarafında barajlama nedeniyle kapatılmış. Bir anlamda oksijen içerde tamamen hapsedilmiş. Reaksiyonu uzun sürede tamamlansın ve karbondioksit, karbonmonoksit oranları düşsün diye ocak kapatıldı. Zaman zaman ölçümler yapılıyor. Karbonmonoksit, karbondioksit değerlerinde normalleşme görülmüş ama emin olmak için de 2-3 aylık süre öngörüyorlar. Bu süre içinde de maden açıldıktan sonra komisyon üyelerimizle birlikte kaza mahalline gideceğiz, yerinde görmek istiyoruz. Bilirkişi raporlarını inceleyecğiz. Kaza yeri açıldıktan sonra çok daha detaylı bilirkişi raporu ortaya çıkacak."


Komisyon üyelerinin hepsinin de Soma'da olduğunu, TBMM'nin fiilen burada bulunduğunu vurgulayan Alaboyun, yapacakları görüşmelerdeki konuşmaların Meclis kayıtlarına geçeceğini, o nedenle işçilerin söyleyeceklerinin çok önemli olduğunu ifade etti. 


28 büyük kazada 739 şehit


Türkiye'de 1980-2013 yılları arasında kömür ve linyit ocaklarında meydana gelen 4 ve üzerinde ölümlü 28 büyük kazada 739 kişinin şehit olduğunu dile getiren Alaboyun, kazaların oluş nedenine bakıldığında yer altı işletmesinde grizu nedeniyle 20 olayın meydana geldiğini ve 650 kişinin hayatını kaybettiğini, göçük nedeniyle 3 kazada 26 can kaybının yaşandığını, yangın nedeniyle 2 kazanın meydana geldiğini ve 26 kişinin yaşamını yitirdiğini anlattı.


Kazalardan yüzde 98,5'una denk gelen 27'sinin yer altı kömür işletmelerinde meydana geldiğine işaret eden Alaboyun, "Burada edindiğimiz bilgiler ve tecrübelerimiz Türkiye'nin yer altı kömür ve yer altı kömür işletmeciliğinde apayrı bir safhaya geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Sorunun yüzde 98'i yer altı işletmeciliğinde olduğuna göre Türkiye'de artık maden kanununda, kömür ve yer altı kömür işletmeciliğine apayrı bir düzenleme yapmamız gerekiyor. İş sağlığından, güvenliğinden üretim teknolojilerine, eğitimine, sertifikalı denetimine kadar çok şey kafalarda şekillendi" diye konuştu.


Dün özel bir maden ocağında yer altına girdiklerini, kısa süreli de olsa işçilerle üretimde bulunduklarını aktaran Alaboyun, burada çalışanların şartlarının diğer şartlara benzemediğini, her ilerlenilen mesafede şartların değiştiğini, sürekli güncelleştirmenin yapılması gerektiğini, suyundan havasına, tavan göçmesine kadar anlık takibin sağlanması gerektiğine değindi.


Alaboyun, "Böyle bir ortamda biz komisyon olarak bunun sadece sorumluluğunu değil vebalini üstlendik. Çünkü 301 insanımızı kaybettik. Onlarca insanımız yaralı. 400'ün üzerinde yetimimiz var. 250'nin üzerinde dul eş var, yüzlerce anne baba...77 milyon bu acıyı yüreğinde hissetmiş bir millet var. Meseleye bu açıdan bakıyoruz. Keşke böyle bir kaza olmasaydı. Keşke tedbirler zamanında alınmış olsaydı. Keşke bizim komisyonumuza gerek olmasaydı" ifadelerini kullandı.


İşçiler yaşadıklarını anlattı


Maden faciasının meydana geldiği ocaktan sağ olarak kurtulan işçilerden biri, 12 yıldır aynı ocakta çalıştığını, taşeron sistemine karşı olduklarını, kendileri 1300 lira maaş alırken taşeronların 30-40 bin lira kazandığını söyledi. İşçi, denetlemelerine şahit olmadıklarını, kimin nereyi denetlediğini bilmediklerini, üretim alanlarının değil başka yerlerin denetlendiğini savundu.


Maden işçisi olarak emekli olduktan sonra 2009 yılında facianın yaşandığı madende tekrar işe başladığını anlatan diğer bir işçi ise 301 işçinin evlerine sağlam dönememesinin ihmalden kaynaklandığını belirtti. Maden işçisi, "Devlet kontrolünde bir ocak ama burada ihmaller var. Bu ihmallerin sonucu da 301 cana mal oldu. Bu ihmallere de araştırma komisyonumuz incelediğinde bunları görecektir" dedi.


Başka bir maden işçisi de 14 yıllık madenci olduğunu, bundan sonra geride kalan maden çalışanları adına daha emniyetli, iş güvenliği, iş sağlığına uygun çalışabilecek ocaklar istediklerini bildirdi. Denetim mekanizmalarının Ankara, İstanbul, İzmir'den değil Soma'dan yapılmasını isteyen işçi, iş güvenliği uzmanlarının da işverenden değil devletten maaş alan kişilerden oluşması gerektiğini vurguladı.


Kömür ocaklarında oksijenle kömürün buluştuğunda kısmi yangınların olduğunu, bunlara müdahale edildiğini, büyük bir olayda ise işçilerin hızla dışarıya sevk edilmelerinin gerektiğini dile getiren başka bir işçi, "Bu tecrübesizlikten meydana geldi. İşçilere böyle bir olay karşısında nasıl hareket etmelerine yönelik eğitimler verilmeli. Eğitim aldık ama çalışan arkadaşlarımın yeterince eğitim aldığını düşünmüyorum. 17 komisyon üyesi olarak elinizi vicdanınıza koyun. Bu saatten sonra bizler için madenci arkadaşlarımız için en iyi şartların oluşturulması adına bizlere eser bırakmanızı istiyoruz" ifadesini kullandı.


Başka bir maden ocağında çalışan bir maden teknikeri ise ocakların kamulaştırılmasını talep etti.


Demiri ısırarak hayatta kaldılar


Komisyon üyesi milletvekillerinin soruları öncesinde kameraların görüntü almasına izin verilmedi, salonda sadece yazılı medya mensuplarına müsade edildi.


Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan işçilerden biri, daha önce Ereğli'de çalışırken Zonguldak'ta madencilik okulunda 2 yıl eğitim aldığını, bu tür durumlarda neler yapacağını bildiğini ancak 2009'dan beri çalışmaya başladığı Soma'daki işletmede bu tür eğitimlerin olmadığını savundu.


Maden faciasında yaşadıklarını anlatan işçi, 14.45'te üretim bantlarının yandığı için durduğunu, telefonların kesildiğini, kendilerinin de işçileri toplamaya başladığını dile getirdi.


İki işçinin bantları kestiğini bu sayede alev halindeki alanın kendilerine ulaşmasına engel olduklarına işaret eden işçi, ilk anda dumandan etkilenmediklerini, 142 kişiyi bir araya getirdiklerini belirtti. Bölgede metan gazının da karbonmonoksitin de olduğunu ancak bundan saat 19.30'a kadar etkilenmediklerini, bu saatten itibaren havanın kesildiğini ve çare aramaya başladıklarını kaydeden işçi, ayaklarının altındaki suda ve demirlerde oksijen olduğunu bildiğini, herkesin demirleri ısırarak oksijen almasını sağladığını dile getirdi.


İki işçiyi yedek maske vererek toprak üstüne çıkarttıklarını ve saat 21.00'den sonra ters havanın verilmeye başlandığını kaydeden işçi, temiz havanın gelmesiyle toparlandıklarını ve toprak üstüne çıkmayı başardıklarını söyledi.


Bir başka işçi ise eğitimlerinin yeterli olmadığını belirtti.


Suriyeli işçi iddiaları


Milletvekillerinin işçiler arasında Suriyeli çalışan olup olmadığı ve betona gömülen işçinin olup olmadığı yönelik bir soruya işçilerden biri, "Suriyeli çalışan yok, betona gömülen işçi de yok" diye yanıt verdi.


Siyasi mitinglere işçilerin toplu olarak götürülüp götürülmediği yönündeki soruya işçilerden biri, otobüsle götürüldüklerini ve 30 lira yevmiye aldıklarını, hafta tatilinde olanların dahi götürüldüğünü iddia ederek mecbur bırakıldıklarını savundu.


İşçi, benzinli aracıyla mitinglere gidenlere 150, LPG'li araç sahiplerine 100 lira yakıt ücreti ile yedikleri yemeklerin fişlerinin bedellerinin de ödendiğini ileri sürdü.  


Diğer bir işçi ise mitinglere madencilerin zorla götürüldüğünü görmediğini, işten kaytarmak düşüncesiyle birçok işçinin de mitinglere gönüllü olarak gittiğini savundu.


Komisyonda görev yapan bir milletvekilinin Manisa'nın Selendi ilçesinde 30 Mart'ta hiçbir siyasi partinin miting yapmadığını, işçilerin neden bu ilçeye gittiğini sorması üzerine bir işçi, "Orada bir milletvekili vardı o yüzden gittik" dedi.


Madende ısı artışı ve yanık kokusu olduğuna yönelik duyumları üzerine işçilerden biri, S panosunda ısınmadan dolayı yarım saatte çıkılacak yolu 40-50 dakikada çıkabildiklerine işaret ederek, "Isınma 2 ay önce de vardı. Yarım saatte çizmemiz dolacak kadar terliyorduk. Bu ısınmayı biliyorlardı. İş güvenliği tedbiri burada sıfır. Bir köle olarak kullanılıyoruz. Sadece üretim üretim üretimibaşka bir şey yoktu" dedi.



AA