Eğitim

Ali Sami Yen'in satışı ile ilgili sorular ayyuka çıktı!

Habertürk gazetesinden Yiğit Bulut Ali Sami Yen Stadı'nın durumunu köşesine taşıdı

SEVGİLİ dostlar, beni; inanın ne Galatasaraylı 11 kişinin "nerede" topa vuracağı ilgilendiriyor, ne de kimin ne kazanacağı. İlgilendiğim tek bir gerçek var; Türk halkının varlıklarının ne kadarının kime, nasıl transfer edildiği ve bunun önüne elimdeki imkânlar ile nasıl geçebileceğim!

Bildiğiniz gibi yaklaşık bir hafta önce Ali Sami Yen arazisinin satışıyla ilgili tartışmayı başlatmış ve birçok soru ortaya atmıştım. Konu hakkında sivil toplum kuruluşlarından, sokakta simit satanlara kadar birçok mesaj aldım. Okuduğum bütün tepkilerde şunu gördüm; Başbakan Erdoğan'a ve TOKİ Başkanı'na, "satışın şaibeli" olduğu düşünülmesine rağmen inanılmaz bir güven var ve özellikle Başbakan'ın, bu satışa mutlaka "dur" diyeceğine inanılıyor.

Sevgili dostlar, konu hakkında gündeme düştüğü andan itibaren yaptığım çalışmaları özetlemek ve konuyu kamuoyunun dikkatine başlıklar halinde aktarmak istiyorum.

1- Bu arsa için yabancı bir emlak değerleme kuruluşu 400 milyon "taban değerle" rapor hazırladı. Bu rapora göre Türkiye'nin değişen durumu ve dolar kuruna göre arsada değerleme 600 milyon TL'den başlamalı.

2- Arsaya Şişli Belediyesi "park ve kültür alanı" inşa etmek istiyor ama anlamadığım bir denklem içinde Sarıgül satışa karşı değil! Satış hakkının nasıl TOKİ'ye geçtiği de oldukça ilginç ve detaylı! Yine anlayamadığım ve oradaki bürokratların da açıklayamadığı; Gençlik Spor Genel Müdürlüğü, neden "gelir paylaşım modelini" denemeden, işi TOKİ'ye bıraktı?

3- Bu satış dinamiği içinde yine çok ilginç bir detay var; yandaki Likör Fabrikası! Unuttuysanız hatırlatayım; Sami Yen, ihalesine de ortak olan Aşçıoğlu'na "gelir paylaşım modeli" ile satıldı. Şimdi sıkı durun; Likör Fabrikası arsası 2008 yılında gelir paylaşımı modeli ile yine Aşçıoğlu ortaklığına satıldı! Bu arsa Sami Yen arsasının üçte ikisi büyüklüğünde ve düz değil, içinde yıkılamayacak binalar var!

4- Şimdi daha da çarpıcı bir detay vereyim; Aşçıoğlu "gelir paylaşımı" olmasına ve Sami Yen ile aynı fiyatı taahhüt etmesine yani 415 milyon "Devlete aktaracağım" imzası ile almasına rağmen, iki yıldır buraya çivi bile çakmadı! Tekrar ediyorum; çivi bile çakmadı! Siz olsanız yapar mısınız yoksa yandaki Sami Yeni de alıp; iki arsayı birleştirmek mi istersiniz!

5- Rakamlara dikkat buyurun; 2008'de tam ekonomik küresel krizde 23.172 m2 arsa 415 milyon TL'ye satılıyor, üstelik imarı düz değil, ondan neredeyse % 50 daha büyük arazi olan Sami Yen aynı fiyata 2010'da Türkiye uçarken satılıyor! Gazetelerin % 70'i konut ve işyeri ilanı olmuş, nedense bir burası değerlenmemiş!

6- Alanlar iki yıldır ellerini kaldırmıyorlar, şimdi yandaki büyük arsayı da alıyorlar! Ve en önemlisi kimse ihaleye girmiyor! Bu noktada tekrarlamak istiyorum; bu nasıl bir satıştır ki; iki yıl önce satılan Likör Fabrikası için çivi çakılmıyor ama satan kamu otoritesi “neden” yapmıyorsunuz, nerede bizim payımız demiyor!
7- İşin daha derin bir detayı daha var; Likör Fabrikası satışı bozulursa Aşçıoğlu'nun "teminatı ve ödedikleri" ne olacak? Kendisi yapmadığı için "iş bozulursa" bu para TOKİ'ye kalmalı! Ama bu da karışık!

8- Bölgede birçok rezidans var ve hepsinin "imar planı" tek tek incelenerek kamuoyuna "nasıl yapıldıkları" açıklanmalı! Bu sorgulamada Sarıgül ve Büyükşehir de yer almalı!
Uzun lafın kısası; burada Türk halkının değerleri transfer ediliyor. Ama üzülmeyin biz buradayız ve sorgulamaya, elimdekileri paylaşmaya devam edeceğim!
Sonuç: İşin bir de TEKEL'i 1 'e alıp içindeki stoklarla 3'e satan NUROL kısmı var ki; orası tam evlere şenlik!.. Devam edeceğiz...

Tekeli alıp satan Nurol, TSK'ya ne kadar mal satıyor?
 
Ali Sami Yen arazisinin "kahramanı" Nurol'u tanımayanlar Tekel alış-satışında tanıdılar! Sihirbaz gibiydi bu arkadaşlar; 1 'e aldılar, 3'e sattılar! Şimdi Sami Yen "alımı" ile yine gündemdeler! Bu noktada benim aklıma şu soru geliyor: Tekel'i verdiği paradan daha fazla bir stokla alıp-satanlara devlet "neden hesap" sormuyor! Bu mu "ticaret", bu mu "serbest piyasa" ekonomisi! Halkın varlıklarını al, sonra da kendi malın gibi satarak "halktan kendine boru hattı döşe"! Bir çocuğu ekmek çaldı diye süründüren devlet kendi yüz milyonlarını alanlara neden hesap sormuyor! Pardon; bunun adı "girişim" değil mi!
Son soru: Türk devletinin yetkili organlarına soruyorum: Tekel'i aldı-sattı yapan bu firma TSK'ya ne kadarlık zırhlı araç sattı ve satıyor? Ne kadar güzel değil mi; devletin mallarını al-sat, sadece devlete mal sat!
Yiğit Bulut / Habertürk