Sektörel

Alican Ulusoy: Rüzgâr santralı inşa edeceğiz

Alican Ulusoy, yenilenebilir enerji ve atık yönetimi alanlarında şirket kurarak yatırım yapmaya hazırlanıyor

İki yıl önce üçe bölünen, Türkiye'nin en köklü aile şirketlerinden Ulusoy Holding'de hissedarlar yollarına tek başına devam ederken paylaşım sonucu lojistik grubunu alan Alican Ulusoy, yeni yatırımlara hazırlanıyor.
Yenilenebilir enerji ve atık yönetimi alanlarına yatırım yapacak olan Ulusoy, şirketlerini Ulusoy Uluslararası Yatırım Holding çatısı altında birleştirdi. Lojistikte Avrupa'nın önde gelen firmalarından Belçika merkezli Ziegler'le ortaklık kurdu.
Yeni yatırım hedefleriyle birlikte Ulusoy Holding'deki ayrılık sürecini değerlendiren Ulusoy, "Ayrılmamızın sebebi kurumsallaşamamız. Aile şirketi olarak profesyonel yöneticilere yer veremedik. Ağırlıklı olarak aile bireyleri yönetimdeydi. Bu sebeple de fikir ayrılıkları yaşadık. Biz köklü bir aileyiz. Değerlerimize çok bağlıyız. Bu ayrılık üç kişinin ortak mutabakatıyla oldu" dedi.
Bugün gelinen noktada ayrılıktan dolayı bir pişmanlık yaşanmadığını belirten Ulusoy, her birimiz yeni yatırımlar yapıyor ve yeni istihdamlar yaratıyoruz" diye konuştu.
Paylaşım sırasında Ulusoy otobüslerinin de son ana kadar kendilerinde kalacağını söyleyen Ulusoy, "Protokole kadar otobüs bizde kalacaktı. Ancak alınan ortak bir kararla Saffet Amcam'da kaldı. Otobüs işinin kuran ve büyüten benim rahmetli babam. Bu nedenle çok üzüldüm. Ancak ailenin selameti açısından herkes ortak mutabakatla üzerine düşen fedakârlığı yaptı" dedi.
Bu ayrılığın Ulusoy ailesinde ilk ayrılık olmadığını da açıklayan Ulusoy, babam ve kardeşleri 1960'lı yıllarda da paylaşım yaparak yollarını ayırmışlar. Önce babam İstanbul'a gelmiş. Ardından Saffet ve Yılmaz Amcam. 1980'li yıllarda tekrar bir araya gelmişler" diye konuştu. Ulusoy, grubun ayrılık sürecinden yeni yatırım hedeflerine kadar Milliyet'in sorularını yanıtladı.
Paylaşım sırasında neden lojistiği seçtiniz?
Lojistik önü açık bir sektör. ABD'de bu sektörün büyüklüğü 5 trilyon dolar. Türkiye'de ise 15-20 milyar dolarlık bir büyüklüğü sahip. Yani önü açık ve alınacak çok yol var. Bu alanda yola çıkarken Belçika merkezli Ziegler'le ortaklık kurduk. Bu grup Türkiye'nin önemine ve gücüne inanıyor. Onlarla mevcut yapı üzerinden değil yeni bir şirket kurup ortak olduk.
Yeni alanlara girmeyi planlıyor musunuz?
Şu anda şirketlerimizi Ulusoy Uluslararası Yatırım Holding çatısı altında birleştirdik. 10 şirkete ulaştık. İlk olarak geri dönüşüm ve atık şirketi kurduk. Neden? Çünkü bu iş de lojistikle alakalı.
Atıkları taşıyor, depoluyor, ayrıştırıyor ve tekrar taşıyorsunuz. Bu şirketle büyük sanayi kuruluşlarının atıklarının geri dönüşümünü gerçekleştiriyoruz. Bu şirketimizin ciro hedefi 50 milyon dolar. Bir diğer yatırımımız da enerji alanında olacak. Yenilenebilir enerji konusunda görüşmelerimiz devam ediyor. Yabancı bir firmayla bu alanda ön protokol imzaladık. Rüzgâr santralı kurmayı planlıyoruz.
Grup nasıl bir büyüklüğe ulaştı?
Şu anda 10 şirketimiz ve 600'ün üzerinde çalışanımız var. Yeni dünya düzeninde çevreci şirketlerin ön plana çıkacağını düşünüyorum. Bu nedenle böyle bir konumlanmamız var.

 

TÜSİAD'DA AKTİF GÖREV ALMAKTAN GURUR DUYARIM
Siz TÜSİAD'ın yedek yönetimindesiniz. Yedek yönetim listesinde sizin gibi ikinci kuşak ve genç üyeler var...
TÜSİAD çok önemli bir dernek. Dernek bünyesinde çok tecrübeli abilerimiz, amcalarımız var. Türkiye'nin geçmişine yön vermiş kişiler bunlar. Sizin de söylediğiniz gibi yeni yapılanmada gençler ön planda. Gençlerin hayata bakışı ile büyüklerimizin tecrübeleri iyi bir harmoni oluşturuyor. Şu anda yedek yönetimde görev alıyorum. İlerleyen dönemlerde yönetimde aktif olarak görev almaktan gurur duyarım.

 

Ninjitsu ve Aikido yapıyor
İş dışında ilginç uğraşları da olan Alican Ulusoy, uzakdoğu ve motor sporlarına düşkün. Dünyadaki en gelişmiş dövüş sporlarından aikido ve ninjitsu ile uğraşan Ulusoy, kickboks da yaptığını söyledi.
Ninjitsunun, vuruş, fırlatma, yerde kontrol ile sopa, kılıç gibi aletlerin kullanma tekniklerinin öğretildiği bir dövüş sanatı olduğunu belirten Ulusoy, bu tip sporlara özel bir felsefeye sahip oldukları için ilgi duyduğunu kaydetti. Öte yandan annesi ve babasının resme düşkün olduğunu ifade eden Ulusoy, kendisinin de resim koleksiyoneri olduğunu anlattı.

 

KÖKLÜ BİR AİLENİN AYRILIK ÖYKÜSÜ
`Mazot kokusuyla büyüdüm, otobüsün bizde kalmamasına çok üzüldüm'
Hacı Mehmet Bahattin Ulusoy'un 1937'de aldığı bir otobüsle temelini attığı, Türkiye'nin köklü şirketlerinden biri haline gelen Ulusoy Holding için 2008 ayrılık yılı oldu. Aile arasında yaşanan anlaşmazlık ayrılıkla sonuçlanırken, şirketler iki kardeş Saffet Ulusoy ve Yılmaz Ulusoy ile yeğenleri Alican Ulusoy (Cemal Ulusoy'un oğlu) arasında 3'e bölündü. Bu ayrılıkta otobüs grubu Saffet Ulusoy'da, turizm grubu Yılmaz Ulusoy'da lojistik grubu da Alican Ulusoy'da kaldı.
Aile içindeki bu ayrılığın sebebi neydi?
Ayrılmamızın sebebi kurumsallaşamamız. Aile şirketi olarak profesyonel yöneticilere yer veremedik. Ağırlıklı olarak aile bireyleri yönetimdeydi. Bu sebeple de fikir ayrılıkları yaşadık.
Biz köklü bir aileyiz. Değerlerimize bağlıyız. Bu ayrılık üç kişinin ortak mutabakatıyla oldu. Ayrılık süreci UN Ro Ro'nun satış süreciyle başladı. Bu şirket İtalya'ya taşımacılık yapan çok büyük bir şirket. 150 ortağı vardı. En büyük hissedarı Ulusoy ailesiydi. Görüşmelerin ardından ortakların yüzde 100'ü satış kararı aldı. Ancak bir süre sonra satışını istemeyenler ortaya çıktı. Bunlar arasında amcam Saffet Ulusoy da vardı. Böylece ister istemez kendi içimizde fikir ayrılıkları oldu. Aile içinde uyumsuzluk, anlaşmazlık çıktı.
Ayrılıkta üçüncü kuşağın etkisi var mı?
Babam 1989 yılında vefat etti. Üç dört yaşından beri şirkete gidip geliyordum. En alt kademelerinde çalışmaya başladım. Holdingde babamı temsilen yönetimdeydim. Üç eşit ortaktık ve uyum içindeydik. Bir süre sonra amca çocukları devreye girdi. Üçüncü kuşağın holdingde nasıl konumlanacağı konusunda bir takım fikir ayrılıkları ortaya çıkmaya başladı. Böyle olunca paylaşım yapıp yolları ayırmaya karar verdik. Bunu da sulh içinde sükûnetle gerçekleştirdik.
Paylaşım sonucunda `keşke böyle olmasaydı' dediğiniz bir karar var mı?
Paylaşım sonucunda otobüs grubu Saffet Amcam'da turizm grubumuz da Yılmaz Amcam'da kaldı. Lojistik de bizde kaldı. Ben mazot kokusu içinde büyüdüm. Bu nedenle hem otobüsü hem de lojistiğin bizde kalmasını istemiştim. Protokole kadar otobüs bizde kalacaktı. Ancak alınan ortak bir kararla Saffet Amcam'da kaldı. Otobüs işinin kuran ve büyüten benim rahmetli babam. Bu nedenle çok üzüldüm. Ancak ailenin selameti açısından herkes ortak mutabakatla üzerine düşen fedakârlığı yaptı.
Pişman mısınız?
Pişman değilim. Çünkü bu paylaşımı ortak bir kararla yaptık. Herkes kendi iş alanlarında yatırımlara devam ediyor. Yeni istihdamlar yaratıyoruz. Her zaman amcalarımın ziyaretine giderim. Aile ilişkilerimiz devam ediyor. İnşallah da her zaman böyle devam eder. Ancak ne ayrılıklar ne de birleşmeler hiç kolay olmaz. Bu bir süreçtir. Bunu hazmetmek gerekir. Zaten bu ilk ayrılık da değil.
Daha önce de ayrılık yaşanmış mıydı?
Dedem Hacı Mehmet Bahattin Ulusoy, 1950'li yıllarda işleri bütünüyle çocuklarına bırakmış.
1960'lı yıllarda da kardeşler bölgesel yönetimde paylaşım yapmışlar. Amcalarım Saffet Ulusoy Trabzon'nda kalırken, Yılmaz Ulusoy Samsun'a, babam Cemal Ulusoy ise İstanbul'a yerleşmiş. 1980`li yıllarda da Saffet Amcam ve Yılmaz Amcam İstanbul'a gelip babamla üçlü yapıyı yeniden kurmuşlar.
Eylem Türk/Milliyet