Kent Haberleri

Antalya Aksu'nun mülkiyet ve imar sorunu çözülüyor!

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Aksu'da Çalkaya sorunu diye bilinen mülkiyet ve imar sorununun çözümüne yaklaşıldığını bildirdi.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ve Aksu Belediye Başkanı Halil Şahin, Altıntaş ve Güzelyurt mahallelerinde vatandaşlarla bir araya geldi. Bölgenin yıllardır mülkiyet ve imar sorunu yaşadığına dikkati çeken Türel, sorunun çözümü için ilk dönem belediye başkanlığından bu yana 13 senedir çalıştığını belirtti.


İlk belediye başkanlığı döneminde bölgenin sorununu çözmek için üst düzey bürokratlarla görüştüğünü ancak bölgedeki mülkiyet karmaşasının sorun yumağına dönüşmüş halde olduğunu gördüklerini vurgulayan Türel, "Bu sorunu aşmamızın birinci şartının 2B meselesi olduğunu gördük. Mecliste milletvekili olduğum dönemde 2B meselesi çözüldü ve bölgenin sorunlarını aşmamıza büyük katkı sağladı. 2B'yi istikrar sayesinde çözdük. Çalkaya sorunu diye bilinen ilçedeki imar sorununun çözümüne yaklaştık, Antalya’da sadece bu bölgenin sorunu değil Kırcami’den Ünsal Mahallesi’ne, Yukarıkaraman’dan Çakırlar’a birçok mahallenin yıllardır çözülemeyen sorunları artık ne mutlu ki çözülebilir hale geldi." ifadelerini kullandı.


Çalkaya sorununu özmek için 2014'ün Nisan ayında ilgili devlet kurumlarının müdürleriyle bir toplantı yaptığını anlatan Türel, şunları söyledi:


"1995 yılında başlayan imar planı sorunu daha uygulamaya geçmeden dava konusu oldu. Ardından 2000 yılında Aksu imar planları ve açılan davalar nedeniyle tapuların üstündeki şerhlerle çözülemez hale geldi. 'Bu işi nasıl çözeceğiz' diye sorunu masaya yatırdık. Birinci önceliğimiz vatandaşların tapularının üstündeki şerhlerin kaldırılmasıydı. Bu şerhler nedeniyle ortaya çıkan yargı kararlarını nasıl aşabileceğimizi enine boyuna düşündük, tartıştık. Yargı kararlarını inceledik. Hazine alanlarının kayıtlarından dolayı bu meselenin sorun yumağı haline geldiğini, çözüm noktasının da öncelikli Milli Emlak olduğunu tespit ettik. Teşhisi doğru koymazsanız hastayı tedavi etmek mümkün değildir. Hemen Milli Emlak Genel Müdürüyle çalışmalara başladık.”


Milli Emlak'tan konunun masaya yatırılmasını sağlayacak bir uzman talep ettiklerini hatırlatan Türel, sözlerini şöyle sürdürdü:


"13 bin dönümlük bir araziden bahsediyoruz. Geçen süreçte tek tek evler, araziler, mülkiyetler, şerhler incelendi. Hazine’nin arsa kayıplarıyla ilgili bir rapor ortaya çıktı. Bu raporu da göz önünde bulundurarak herkesin kazanabileceği bir uzlaşma protokolünü şimdi Milli Emlak Genel Müdürlüğüyle imzalamanın arifesindeyiz. Daha imzalamadık. Niye imzalamadık? Çünkü bizim yol haritamızı siz belirliyorsunuz. Biz vatandaşımıza sormadan sizlerin rızasını almadan inanın su içmeyiz.. Çalkaya sorunu ancak bu protokolün imzalanmasıyla çözülebilir. Burada tapular olduğu için yapmamız gereken iki şey var. Tapuların üstündeki şerhleri kaldırmak birinci yapacağımız şey. Milli Emlak’la sizlerin de rızasıyla bir protokol imzalamamız konusunda bir genel kanaat oluşursa, protokolü imzalayarak yola çıkacağız. Bu protokolü imzaladığımızda herkes tapusunun üstündeki şerhin kalktığını görecek. Herkes yerinde, bugünkü değerinin kat be kat üstünde bir mülk değerine kavuşmuş olacak ve imar hakkını da elde etmiş olacak. Dolayısıyla sağladığımız sistem budur. Yola çıkmanın arifesindeyiz. İlk defa sizlerle çözümü bulduk. Hazırladık. 'Bundan başka bir çözüm bulun' diyen varsa onun fikrine de saygımız var. Ama benim 12 senedir bu meseleyle ilgili arayıp tarayıp bulabildiğim çözüm, bu protokolü Milli Emlak, yani devletle imzalamak. Bir sulh protokolüdür bu. Meselenin önünün açılması için gereklidir. Bu sulh protokolüyle artık tapuların üstündeki şerhlerinin kaldırılarak sizlerin yerinize imar hakkınıza kavuşmanızı sağlamayı amaçlıyoruz"


Başkan Türel konuşmasının ardından Çalkaya ve Güzelyurt mahalle halkına bölgeye yapılacak projeyle ilgili tanıtım filmi izletti. Filmin ardından mahalle halkına protokol imzalayıp imzalamayacaklarını soran Başkan Türel, 'Evet' cevabı aldı.


Sorunların çözülmesinde tılsımlı kelimenin istikrar olduğunu vurgulayan Türel, "İstikrar bir ülkede varsa her sorun çözülür. Ama istikrar bozulursa geçmişte olduğu gibi sorunlarımız sürüncemede kalır ve kangren haline dönüşür. İstikrarsızlığın ne olduğunu Antalya’da hep birlikte yaşadık. 2004-2009 yılları arasındaki ilk dönemimde, 11 kavşak, 800 km kanalizasyon, 85 kilometre yağmursuyu hattı gibi hizmetler almış başını gidiyorken, halk sandıkta farklı bir tercihte bulundu ve bir baktık ki Antalya Büyükşehir’de hizmetlerin devamı noktasında istikrar bozuldu. Biz görevden ayrıldık bir tane kavşak yapılamadı. Kardeş Kentler Caddemizin çimleri kurudu, ağaçları soldu. Belediye çalışanları maaşlarını alamadı. Şimdi personeline sıfır borcu olan bir belediyeyiz. İşte istikrar bozulunca ne olduğunu Antalya’da hepiniz çok iyi gördünüz, yaşadınız. Türkiye’de hükumet olarak istikrar devam ettiği için 2B problemi çözülebildi. Türkiye’nin bu istikrarının devam etmesi, Türkiye’nin omuzundaki yüklerden kurtulması, ayağındaki zincirlerin çözülmesi için en önemli virajlardan birtanesi, önümüzdeki referandumdur." ifadelerini kullandı.


Geçmişte yaşanılan sıkıntılara bakarak hükümet sistemini değiştirecek anayasa değişikliğine ihtiyaç duyduklarını dile getiren Türel, şunları kaydetti:


"Devlet idaresinde çift başlılık her zaman sorun oluşturur. Şöyle bir geriye doğru baktığımızda Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Başbakan Süleyman Demirel ile, Cumhurbaşkanı olunca Demirel’in, Başbakan Tansu Çiller’le, Ecevit’in Ahmet Necdet Sezer’le sorunlar yaşadığını biliyoruz. Sezer, Ecevit’e bir kitap fırlattı ülkenin en büyük krizi çıktı, ülkenin en hızlı fakirleştiği dönem oldu. Eğer bu yetkileri bir çatı altında toplamazsanız bu kavgalar bundan sonra da eder. 'Bu sistem Türkiye’yi tek adam sistemine götürüyor, diktatörlük olacak' söylemleri var. Hangi diktatörlük kendisinin yargılanmasını, soruşturulmasını kolay hale getirir Allah aşkına? Hangi diktatör 'beni iki dönem seçin, bir daha seçmeyin' der? Diktatörler geldiler mi halka zulmederler, ölünceye kadar silah zoruyla da makamında otururlar. Ya daha güçlü bir diktatör gelir onu indirir ya da Libya’da, Irak’ta olduğu gibi Kaddafi-Saddam gibi lağım çukurunda ölür, diktatörlerin sonu böyle olur. Dolayısıyla 'beni iki dönem seçin, bir daha seçmeyin' diyen bir diktatör daha dünyada çıkmamış. Bu nasıl mümkün olur?” ifadesini kullandı.


Referandumun siyasi bir mesele olmadığını, hükümet biçiminin şekillendirilmesiyle ilgili bir mesele olduğunun altını çizen Türel, siyasi tercihte bulunulmadığını, ülke yönetimiyle ilgili karar alındığını vurguladı. Sandıktan çıkan sonuca saygı duyacaklarını ifade eden Türel, sözlerini şöyle tamamladı:


"Evet' diyen de 'hayır' diyen de vatandaşa saygımız sonsuz. Ancak 'hayır' diyen vatandaşlar PKK’nın da 'hayır' dediğini unutmasın. Elin Almanya’sı, Hollanda’sı biz çok iyi olalım diye mi bize 'hayır' aklı veriyor? Dağdaki teröristler bu ülke birleşsin, bütünleşsin diye mi bize 'hayır' diyor. Bunun ayrımını çok iyi yapmanız lazım. O yüzden 16 Nisan inşallah bu ve benzeri sorunların artık Türkiye’de daha kolay çözülebileceği, daha hızlı çözülebileceği bir keskin virajdır. Bu virajı sizlerin evet oylarıyla döndüğümüzde yolumuz açıktır. Yolumuz uzundur, hedefimiz bellidir. Hedefimiz 2023’te dünyanın 10. büyük, Avrupa’nın üçüncü büyük ülkesi olmaktır. O yüzden 2023’te daha güçlü bir Türkiye için eğer 'tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet' diyorsak, kararımız evet."


AA