Kentsel Dönüşüm

Bahar Uzun: Kentsel dönüşümde dejavu korkusu!

Son birkaç yıldır yaptığımız hatayı yarım ağızla itiraf edip göstermelik de olsa telafisine girişiyoruz. Yılan hikayesine dönen, kentsel dönüşümün simgesi haline gelen Fikirtepe tam bir keşmekeş içerisinde...

İnsanlık medeniyetinin göz bebeği, binlerce yıllık geçmişe sahip İstanbul’u 30 yılda kentsel dönüşüme muhtaç hale getirdik. Kentleşemedik, kentin şefkatine ihanet ettik.


Son birkaç yıldır yaptığımız hatayı yarım ağızla itiraf edip göstermelik de olsa telafisine girişiyoruz. Yılan hikayesine dönen, kentsel dönüşümün simgesi haline gelen Fikirtepe tam bir keşmekeş içerisinde. Belediye meclisinin onayladığını yerel mahkeme durduruyor, mimarlar odasının önerilerini belediyeler görmezden geliyor. Birinin açıklamasını diğeri yalanlıyor.


Daha yolun başında tökezledik. Bir arpa boyu yol aldık ama önümüzde daha kilometreler var. Fikirtepe gibi orta büyüklükte bir semti çözememişken; Esenler, Zeytinburnu ve diğer mega ilçelerin kentsel dönüşümünü nasıl başaracağız ki? Düşündükçe insanın uykuları kaçıyor. 


Tüm bu düşüncelerin arasında bir başka soru takılıyor aklıma? Bunca yaşanan tartışmaların, hataların ortasında yükselmeye devam eden yeni projeler, 20-30 yıl sonra “acaba kentsel dönüşüm mü yapsak” dedirtir mi? 

Yapılan projelerin kent ruhuna uygunluğunu, puzlle’ın diğer parçaları ile uyumunu ne kadar tartışıyoruz? Son 50 yılda şehir plancılığında yaptığımız hataları göz göre göre tekrarlıyor muyuz? Eskiyi tartışmaktan günümüzü ve geleceği tartışmaya fırsatımız olmadığı için yakın gelecek korkularımızın henüz farkında değiliz. 


Şimdilik altından kalkamadığımız kentsel dönüşümü bir yandan çözmeye çalışırken baş döndürücü hızda yapılamakta olan mimari projeleri de bu açıdan tartışmamız gerekiyor.Yoksa bizi bu sorunlarla uğraştıranları nasıl yerden yere vuruyorsak, çocuklarımız da bizi aynı duygularla anacaklar…