Dış Piyasalar

Beyrut'ta 90'lı yıllarda başlayan kent planlaması çalışmaları hala sürüyor!

Beyrut denince çoğu insanın aklına, karışıklık ve savaş geliyor. Kötü günleri geride bırakmayı hedefleyen Beyrut, son yıllarda adeta küllerinden yeniden doğuyor. Ülkeye yapılan uçuş ve ülkeye gelen turist sayısı her geçen gün daha da artıyor.

Havaalanından çıkıp, dışarı adımımı atar atmaz bir tuhaf oluyorum, kendimi buraya ait hissediyorum.


Sanki daha önce bu topraklarda yaşamışım gibi...


Hiç yabancılık çekmiyorum.



Bu sefer turist gibi değil, orada yaşayan biri gibi olmaya çalışarak, şehrin ruhunu daha iyi hissedebileceğime inanarak ikinci defa gittim.



Başbakan Refik Hariri ile yeniden yükselişe geçmeye başlayan şehir, Hariri'nin suikaste kurban gitmesinin ardından bir kez daha durma noktasına geldi. Uzun bir süre daha gelişme gösteremeyen Beyrut, yavaş yavaş yaralarını sarmaya başladı.


Yıllardır süren kaos ve iç savaş bile, Doğu-Batı, Müslüman-Hristiyan ruhunu çok iyi harmanlayan bu otantik ruhu hiç bozamadı.



Şehirde, iç savaşta kurşunlanmış, bombalanmış birçok bina görüyorsunuz.



Havaalanından çıkar çıkmaz şehir merkezine giden yolda gözünüze çarpan ilk şey bu eski binalar oluyor.


90'lı yıllarda başlayan kent planlaması çalışmaları çok hızlı olmasa da devam ediyor. Bu yüzden şehirde çok fazla inşaat ve iş makinası göreceksiniz.



Bu tür modern binalar kentin kendisini yenilemeye başladığının en büyük ispatı. Buna benzer binaların yapımı gün geçtikçe artıyor.



İç savaştan kalan kurşun izleri 

Beyrut, Müslümanların, Hristiyanların ve diğer dinlere mensup kişilerin, barış içinde beraber yaşadıkları nadir yerlerden... Ülkedeki son nüfus sayımına göre ise dağılım şu şekilde; Müslüman nüfusu % 54, Hristiyan nüfusu % 40.4, Dürzi nüfusu % 5.6...



İşte bu hoşgörü yüzünden Beyrut'u çok seviyorum ve özlüyorum... Kim, neye, nasıl inanmak isterse. Özgürce...


Birçok kültürün ve dinin bir arada olduğu Lübnan'da cami ve kiliseleri yan yana görünce hiç şaşırmayın. İç savaşı geride bırakan halkın eski günlere dönmeye hiç niyeti yok.



Hürriyet