Toki

Bülent Öz'den Suriyeliler'e ev açıklaması!

Çanakkale CHP Milletvekili Bülent Öz, Suriyelilere Vatandaşlık ve TOKİ Konutlarından ev verilmesine ilişkin gelişmeleri değerlendirdi. işte o haber...

Çanakkale CHP Milletvekili Bülent Öz Suriyeliler hakkın da basın açıklaması yaptı. Öz, “Suriyelilere Ev vereceğini açıklayanlar önce yurttaşlarına sahip çıkmalıdır. 2014 Depreminde evleri yıkılan Eceabat ilçemiz köylerinde yaşayan 4 yurttaşımıza konteynırı çok görenler Suriyelilere konut verecekmiş.”


SURİYELİYE SOSYAL DEVLET OL, TÜRK VATANDAŞINI GÖRMEZDEN GEL!


Başbakan yardımcısı Canikli, "Suriyeliye TOKİ evi iskan kanunu çerçevesinde verilecek, bir bedel alınmayacak" diye açıklama yapıyor. Şehidin ailesine vermeyeceksin, Suriyeliye vereceksin.


7 Haziran sonrası Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile görüşüp Eceabat’lı 4 hemşerimizin barınma sorunlarının çözümü için gereğini kendilerine iletmiş ve yardımcı olunacağı sözünü almıştım. 01.03.2016 tarihinde hala bir olumlu gelişme olmayınca konuyu TBMM Genel Kurulunda gündeme getirerek Bakandan yardım istemiş ve Genel kurulda konunun takipçisi olacağının sözünü almıştım. Hala 4 yoksul yurttaşımızın barınma sorununu çözmeyenler şimdi Suriyeli Mültecilere vatandaşlık ve bedava ev verecekmiş. Yalnız Çanakkale’de değil yurdun dört bir tarafında barınma sorunu olan yurttaşlarımız gerçeği orta yerde dururken bu açıklamanın takdirini milletimize bırakıyorum. Milletin derdiyle dertlenmeyenler bu ülkenin meselelerine kalıcı çözümler üretemezler.


Kilis’teki bir iftar programında konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verileceğini şöyle ifade etmişti; “Kardeşlerimiz içerisinde inanıyorum ki vatandaş olmak isteyenler var. Ellerinden geleni bakanlığımızın oluşturduğu ofisle takip etmek suretiyle bu kardeşlerimize, bu yardımı, bu desteği yaparak onlara vatandaşlık imkânını vereceğiz.”


Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’ye sığınan Suriyelilere vatandaşlık vaadi, Suriye savaşının; Türkiye’nin politik dengelerini derinden etkileyeceği ve büyük sorunlara gebe olacağının habercisidir. 


Tek hedefi Sarayın ve dolayısı ile kendinin ülkenin tek hakimi olması olan Cumhurbaşkanı, bu hedefe ulaşmak için her yol mübahtır demektedir. Bu açıklamanın başka bir tercümesi olamaz.


Yıllardır ısrarla sürdürdükleri yanlış dış politikanın bir sonucu olarak Suriye’de cereyan eden Selefi Terörünü ülkemize ithal edenler, onlara üs imkanı sağlayanlar, şimdi kişisel ikballeri uğruna ülkemizin demografik yapısını değiştirmek ve bu selefi zihniyetinin ülkemizde kök salmasını sağlayarak yerlerini sağlamlaştırmanın hesabı içindedirler.


VATANDAŞLIK DEĞİL, VATANLARINI GERİ VERİN


Ülkemizi, besleyip büyüttükleri eli kanlı ruh hastalarının hedefi haline getirenler, terör örgütlerinin ellerini kollarını sallayarak yurttaşlarımızı ve kolluk güçlerimizi hedef aldığı saldırılarını icra ettikleri bir oyun alanına dönüştürenler, şimdi de bunlara vatandaşlık vermek istiyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki; “Vatandaşlık değil, Vatanlarını geri verin.”


Şam’da namaz kılmak hayali ile başladıkları yolculukta geldikleri son nokta 3 milyon Suriyeliye vatandaşlık vermek oldu. İlk mülteci kafilesi, 29 Nisan 2011'de Türkiye'ye giriş yaparak kamplara yerleştirilmeye başlandığında uyardık, Türkiye’yi bu savaşın karargâhı ve üssü haline dönüştürmeyin. Türk vatandaşlarını tarafı olmadıkları bir savaşta kurban etmeyin dedik.


Dış politikada içine düştüğü açmazla sarsılan AKP iktidarı çareyi çark yapmakta buldu. O kadar hızlı dönüyorlar ki artık kendi tabanları bile anlamakta anlamlandırmakta zorlanıyor. İsrail ve Rusya ilişkilerini çıkmaza sokan irade çark ederek işleri yoluna koymaya çalışırken sırada Mısır ve Suriye’nin olduğu görülüyor. El yordamıyla siyaset yapan Saray söz konusu kendi siyasal geleceği olduğunda her türlü toplum mühendisliğini devreye sokuyor.


Her ağzını açtığında milli irade diye haykıranlara buradan bir kez de ben sesleniyorum, Hodri Meydan! Buyurun Milli İradeye gidelim. Bu ülke sizin babanızın çiftliği değil, Suriyelilere vatandaşlık konusu ülkemizin toplumsal dengelerini alt üst edecek bir meseledir. Bu konuda bir karar verilecekse bu karar Türk halkına düşer. Samimi iseniz referanduma götürelim.


Hangi şehirde kaç Suriyelinin yaşadığını bilmeyen bir hükümetle karşı karşıyayız. Göç idaresi ayrı telden çalıyor, AFAD ayrı telden. Kamplardaki sayıların bile günden güne değiştiği gerçeğini göz önüne aldığınızda geçici ikamet belgeleri verdiğiniz canlı bombalar gerçeğini hatırladığınızda durumun ciddiyeti ortadadır.


Sarayın kurtuluşu için seçmen ithal etmesine izin verilmemelidir. Türk halkından umudunu kesenler 3 milyon taze vatandaş ile ülkenin siyasal iklimini sabote etmek istiyorlar. Kabaca bir hesapla 18 yaşın üzerinde minimum 1,5 milyon Suriyeli olduğunu varsayar isek hesap ortadadır.


İktidarın bu tezgahı “insani” zemine oturtarak dayatacağı önümüzdeki süreçte Türk halkına gerçekleri anlatmak durumundayız. Bu konu Türkiye'de toplumsal kamplaşmanın derinleşmesine hizmet edecektir.


ULUS DEVLETTEN ÜMMETE HİCRET


Türkiye bu toplumsal gerilimi taşıyamaz. Yüz binlerce üniversite mezunu iyi yetişmiş gencine iş ve ekmek veremeyenler, evsiz vatandaşına barınma sağlayamayanlar, kamplardaki nitelikli işgücünden bahsederek toplumun aklıyla alay etmekten vazgeçsinler. Bu coğrafyayı hızla Araplaştırmak ve Ulus devletten ümmete hicret etmekten bahsedenler aklını başına almak durumundadır.


Türkiye Cumhuriyeti dişiyle tırnağıyla kurduğu Ulus devletini koruyacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın."



Biga Çarşamba Postası