Sektörel

Burak Öymen Kaplankaya Canyon Ranch projesini anlattı!

Dünyanın en ünlü sağlıklı yaşam merkezi, ABD’deki Tuscon ve Lenox’ta bulunan merkezlerinden sonra Avrupa’daki ilk yatırımını Türkiye’de gerçekleştirdi. Burak Öymen, Kaplankaya Canyon Ranch projesinin detaylarını anlattı.

Sizi teyzeniz yaşında bir kadın karşılıyor, numaralı kocaman gözlüklerine baktığınızda içinizden geçiriyorsunuz: “Ne yani? Bu efsanevi işlem karşımdakiyle mi olacak?’’ Olacak, hem de öyle böyle değil... Dünyanın en ünlü sağlıklı yaşam merkezlerinden birindeyim, Amerika Tuscon’da, Canyon Ranch’te... “Ünlü” diye inanın abartmıyorum, Madonna’dan Tim Cook’a kadar bütün tanınmış simalar buraya adeta akıyor. Türkler de keşfetmiş, benden çooook önce... Özyeğin, Eczacıbaşı, Boyner çifti, Nihat Özdemir, Ünal Aysal müdavimlerden. Sakın yanlış anlamayın, sizi zayıflatmaya ya da detoksa sokmuyorlar. Tam tersine detoksa da karşılar, ölümüne diyetlere de... “Yeni bir bakış açısı” diyorlar, “Sağlıklı yaşam”. Yani yediğinle, içtiğinle, hareketinle, masajınla sana bir yaşam biçimi öneriyorlar. Kendi tabirleriyle belki de hepimizin peşinde olduğu “uzun yaşam formülü’’nü sunuyorlar... Dönelim teyzeye... “Watsu’’ yaptırmak için karşısındayım. Peki Watsu ne demek? Water-shiatsu, suyun içinde akupunktur noktalarına uygulanan geleneksel bir Japon masajı... Öyle masaj deyip geçmeyeceksiniz çünkü amaç 50 dakika boyunca kendinizi anne karnındaki o suyun içinde hissetmek. “Hadi canım’’ dediğinizi duyar gibiyim, demeyin. Ben de tek kaşımı kaldırmıştım önce ne yalan söyleyeyim. Bacaklarınıza sizi suyun üzerinde tutmayı sağlayan simitler bağlanıyor ve kendinizi vücut sıcaklığındaki havuza bırakıveriyorsunuz. 50 dakika sürmesi gereken seans size 10 dakika gibi geliyor ve gerçekten de kendinizi bırakmayı becerebildiyseniz, anne karnına dönüyorsunuz, gözyaşlarıyla hem de... Bittiğinde ise içinizde şöyle bir his: “Lütfen çıkmayayım...’’ 


Watsu, Canyon Ranch’teki çok değişik uygulamalardan bir tanesi. Ayaklarıyla masaj yapan kızılderili doktordan tutun da binbir çeşit bitkiyle yapılan masajlara kadar yok yok... Ama bugün bu sayfaya bu konuyu taşımamın nedeni, tabir-i caizse iki deli girişimci. Deli diyorum çünkü hemen herkesin “Turizm öldü, bitti, mahvoldu, yanıyoruz, hiçbir turist artık Türkiye’ye gelmez, yatırımcı turizm yatırımlarını başka yere yönlendirmeli’’ gibi söylemleri yüksek sesle dillendirdiği şu günlerde, o iki isim herkeseher şeye inat, 250 milyon dolarlık yatırımla başladı ve son hız devam ediyor. Memleketçe turizme topyekûn sahip çıkmamız gereken bugünlerde bu tarz girişimler beni son derece umutlandırıyor. Pazartesi Sohbeti’nin bu haftaki konukları Canyon Ranch sistemini Türkiye’ye gelmeye ikna eden iki isim, Hasan Arat ve Burak Öymen.


Önce haberi verelim... Dünyanın en ünlü sağlıklı yaşam merkezi, ABD’deki Tuscon ve Lenox’ta bulunan merkezlerinden sonra Avrupa’daki ilk yatırımını Türkiye’de gerçekleştirdi. Muğla’nın Milas bölgesinde, Kaplankaya mevkiinde kapılar temmuz ayında açılacak. Kazak sermayeli fon şirketi Capital Partners, bu proje için 30 yıllık sözleşme imzaladı. Fon tarafından 250 milyon dolarlık bir yatırımla geliştirilen Kaplankaya projesinin ilk bölümünde yer alacak olan Canyon Ranch, 1 Temmuz’dan itibaren kapılarını açacak. Proje kapsamında, yıl boyunca hizmet verecek 76 villayı kapsayan bir konut mahallesi de var. Milas bölgesinde bulunan Kaplankaya’ya, kara ve denizyolunun yanı sıra helikopterle ulaşım sağlanıyor. Projenin ilk bölümünü oluşturan Canyon Ranch, Kaplankaya yatırımının yüzde 20’sini ifade ediyor. Diğer bölümleri 10 yılda tamamlanacak projenin toplam yatırım değeri ise 1.5 milyar dolar. 


'TÜRKİYE SAĞLIKLI YAŞAM TURİZMİ İÇİN MÜTHİŞ' 


-Öymen soyadı bizim için bolca siyaset içeriyor... 


Haklısınız. Onur Öymen’in oğluyum. Ama benim siyasetle yakından uzaktan hiç ilgim olmadı. Böylesine siyasetle iç içe bir evden arada bir benim gibi işadamı da çıkabiliyor. (Gülüyor)


-Siz bildiğim kadarıyla Türkiye’de çok bulunmadınız. 


Hayır. Şu anda da yurtdışında yaşıyorum ama Kaplankaya projesi o kadar heyecan veriyor ki daha sık geleceğim Türkiye’ye... 


-250 milyon dolarlık yatırımda neler var?


141 odadan oluşan otel... 10 bin metrekarelik SPA, fitness ve sağlıklı yaşam merkezi... Ayrıca 38 terapi yeri, Canyon Ranch’e özel, Batı ve Doğu’ya özgü sağlık ve wellness uygulamaları birleştirilerek beden, ruh ve zihni yenileyen dünyaca meşhur sağlıklı yaşam deneyimleri sunulacak... Tabii bu otel ve merkez tarafı... Konut tarafı da var. Projenin ilk bölümünü oluşturan 175 ile 600 metrekare arasında değişen 11 farklı mimari plana sahip 76 villayı sahiplerine haziranda teslim ediyoruz, iş bitti. Gelecek yıl ikinci bölümde yer alan 74 ev daha eklenecek. Ve Kaplankaya projesi 10 yılda tamamlanacak. Tabii bahçeler, yürüyüş alanları, spor sahaları ve deniz kenarında ortak sosyal alanlar da var. Yeşil alanlar önceliğimiz. Sağlıklı yaşam turizminde olmazsa olmaz. Türkiye, sağlıklı yaşam turizmi için müthiş. 


-Projede kaç kişi çalışıyor? 


Kaplankaya projesinde şu anda bin 700 kişi çalışıyor. Civar köylerdeki sakinlerin büyük bölümü doğrudan Kaplankaya projesinde görev alıyor ve bunu da büyük keyifle söylüyoruz. 


-Konutları kim satın aldı?


Alıcıların yüzde 50’si Türk, yüzde 40’ı ise Amerikalılardan oluşuyor. İsimleri açıklamak doğru değil bu aşamada diye düşünüyorum. Canyon Ranch, Kaplankaya projesinde yer alması planlanan 5 ayrı otel markasından sadece bir tanesi. 


-Mimar kim peki? 


İspanyol mimar Carlos Ferrater. Aslında çok uzun yıllardır bu proje üzerinde çalışıyoruz. 2008 yılında yaşanan ekonomik sarsıntı yüzünden projeyi biraz yavaşlatmıştık, Amerikalıların ilgisiyle birlikte 2 yıl önce canlandırdık. Kaplankaya, yalnızca bir gayrimenkul geliştirme projesi değil. Kırsal kalkınma stratejisini de içinde barındırıyor. 


-Eee bu da bir tür siyaset o zaman? 


(Gülüyor) Hizmet diyelim, yapmamız gereken ülkemize... 


'TURİZMDE SEFERBERLİK LAZIM' 


-Neden Canyon Ranch? 


Uzun yıllar basketbol oynadım ve bacağımda ağrılar çektiğim için birkaç kez Canyon Ranch’e gittim geldim, gördüm ki başka bir hayat sunuyorlar. “Yavaşla’’ diyorlar örneğin, “Hayatını düzene sok, sporunu yap, beslenmeni seni mutsuz etmeyecek şekilde düzenle”... Zaten bütün dünya bir arayış içinde. Çölün ortasında bir yerde kurmuşlar, insanlar akın akın geliyor. Bizim memleketimiz ise coğrafi bakımdan müthiş. Yaşadığımız bütün olumsuzluklara rağmen dünyanın gözü Türkiye’de... Sadece iyi anlatmak, iyi pazarlamak gerekiyor. Biz de bunu yaptık. 


-Çekinmediniz mi bunca yatırım? Bombalar patladı, Rus krizi bir taraftan... 


İnsan bir duraksıyor tabii. Ama sonra dört elle değil altı elle sarıldık. Turizmde taraf diye bir şey yok, olmamalı, seferberlik lazım. Çünkü hepimizin geleceği, çocuklarımızın geleceği. Eğer yabancıya doğruyu gösterir ve açık olursanız, inanın onlar da size daha güvenli yaklaşıyorlar. Ayrıca artık dünyanın neresi yüzde 100 güvenli ki? Terör dünyanın sorunu, sadece bizim değil. Yapılan yatırıma herkesin sahip çıkması lazım. Evlerin çoğu satıldı bile, yabancılar öyle düşünüldüğü kadar abartılı temkinli değil, inanırlarsa satın alıyorlar. 


-Projenin ticari getirisinin yanı sıra bölgeye katkısı var mı peki? Olmaz mı?


Asıl üzerinde durmak istediğim nokta o zaten. Toplam nüfusu 2 bin 500 civarında olan 4 köyden oluşan bölgeye 10 sene önce ilk geldiğimizde, temel altyapı ihtiyaçları göze çarpıyordu. Öncelikle bu eksiklikleri gidermeye odaklanarak bölgedeki köyler ve köy halkı için bir sosyoekonomik kalkınma programı geliştirdik. Bölge halkının yaşam biçimini değiştirmeden, yaşam standartlarını yükseltmeyi hedefledik. Bu hedef doğrultusunda, istihdamda bölge halkına öncelik tanıyoruz, onlarla çalışıyoruz yani... Ayrıca köylere birer sağlık ocağı inşa ettik, kütüphane yapılıyor, okul ve cami onarımları gerçekleştiriyoruz, İngilizce dersleri veriliyor. Ve şunu söyleyebilirim, inanın bu daha başlangıç. 


-Birbiri ardına sağlıklı yaşam merkezleri açılıyor... 


Daha çok açılsın, yeter ki müşterisi olsun, doğru hizmet verilsin. Bakın, dünyanın hemen her yerindeki bu tarz merkezleri görmüş biri olarak söylüyorum; bu alan yeni turizm ayağıdır. Türkiye, sağlıklı yaşam için yepyeni bir destinasyon olacaktır. İnsanımızla, bakış açımızla, hizmetimizle, mutfağımızla, her şeyimiz o kadar uygun ki... Olağanüstü coğrafyamızı saymadım bile... 


BASKETBOLDAN İŞ HAYATINA


Hasan Arat, Capital Partners’ın icra kurulu başkanı. İstanbul 2020 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları Adaylık Komitesi Başkanlığı, IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) Pazarlama Komisyonu Üyeliği, EOC (Avrupa Olimpiyat Komitesi) Yönetim Kurulu Üyeliği, TMOK (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi) Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüten Arat, geçmişte Türkiye Basketbol Federasyonu İkinci Başkanlığı, BJK Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu, BJK’de profesyonel basketbol oynadı. UNWTO (Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü İş Konseyi) Başkan Yardımcılığı, TYD (Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği) İcra Kurulu Üyeliği ve IAF Başkanlığı görevlerinde bulunan Hasan Arat, 1996’da Ekonomist Dergisi, Dünya Gazetesi ve Milli Prodüktivite Merkezi tarafından yılın işadamı seçildi. Arat, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. 


YATIRIMLARI YÖNETİYOR


Burak Öymen; Türkiye, Çekoslovakya, İspanya ve Danimarka’da ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1993 yılında Temple Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. 1994 yılında aynı üniversitede MBA eğitimini tamamladı. 1994-1998 yılları arasında Moskova’da çalıştığı ENKA ve DTZ firmalarında hem yeni açılan Rusya piyasası hem de gayrimenkul alanlarında deneyim kazandı. 1998 yılından itibaren ortaklarıyla birlikte Türkiye ve Azerbaycan’da kurduğu Colliers Resco şirketi ile gayrimenkul danışmanlığı yaptı. 2001 yılında ise Kazakistan’da Capital Partners şirketinin kurucu ortağı oldu. 2003 yılından itibaren Capital Partners’ın Kazakistan dışındaki yapılanmasını üstlenen Öymen, bu süre zarfında şirketin Rusya, Türkiye, Ukrayna ve BAE piyasalarına açılması sürecini ve bu piyasalardaki yatırımlarını yönetiyor.


Habertürk