İnşaat Malzemeleri

Burj el Khalifa'yı Türkler yükseltti!

İngiltere'de Heathrow, Hong Kong Havalimanı ve Burj el Khalifa gibi prestijli yatırımların çeliğini veren Türk şirketler, dev projelere talip. Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Ekinci anlatıyor...

İngiltere'de Heathrow, Hong Kong Havalimanı ve Burj el Khalifa gibi prestijli yatırımların çeliğini veren Türk şirketler, dev projelere talip. Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, "Bu projeler bizi heyecanlandırıyor. Yurtdışı tecrübelerimizi kullanacağız" dedi.


Son yıllarda başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin birçok şehrinde ardı ardına hayata geçen dev projeler yerli çelik üreticilerini heyecanlandırıyor. TANAP, Kanal İstanbul, 3'üncü Köprü, 3'üncü Havalimanı gibi projelerin sektöre umut olduğunu söyleyen Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, "Biz üreticiler olarak bu projelerden heyecan duyuyoruz. Firmaların belli oranda yerli malzeme kullanımı zorunluluğu var" diye konuştu. Yurtdışında çelik satışlarını anlatmak için lobi faaliyetleri yürüttüklerini söyleyen Ekinci Sabah gazetesinden Feride Cem'in sorularını yanıtladı...


- Türkiye'de son yıllarda birçok dev proje hayata geçiyor. Bu projelerden sektör olarak beklentileriniz neler?

Elbette bu durum sektör olarak bizde heyecan yaratıyor. Çünkü hiçbir yatırım çeliksiz olmuyor. Sonuçta çok büyük bir potansiyelden söz ediyoruz. Bu projeler için özel çelikler gerekiyor. Biz sektör olarak bunların önemli bir kısmını karşılayacak durumdayız. Dışarıdan alacakları ürünler hem fiyat hem de kalite olarak bizimle yarışamaz. Termik ve nükleer santraller de bizim için çok önemli. 


- Bugüne kadar size referans olacak hangi projelere ürün verdiniz? 

Birliğimizin 700'ün üzerinde üyesi var. Ülke olarak 35 milyon ton yıllık üretim kapasitemizle dünya 8'incisiyiz. Hasılatta ise 14'üncüyüz. Hong Kong ve İngiltere'deki Heathrow Havalimanı'nda bizim ürünlerimiz kullanılıyor. İnşaat çeliğinde dünyanın bir numaralı ülkesiz. 800 küsur metreyle dünyanın en uzun binası Burj el Khalifa'nın inşaat çeliğinin tamamı Türkiye'den alındı. Dubai son 10 yılda kullandığı inşaat çeliğinin yüzde 95'ini bizden aldı. 


LOBİCİLİK YAPIYORUZ 


- Sektör olarak 2015'ten beklentileriniz neler? 

Yurtiçi ve yurtdışındaki gelişmelerden olumlu-olumsuz etkileniyoruz. Ortadoğu ve Kuzey Afrika bizim önemli bir pazarımız. Buradaki siyasi karışıklıklardan dolayı talep azaldı. Sanayileşmiş ülkeler de koruma önlemlerini artırdı. Özellikle Amerika, Kanada ve Güney Amerika ülkelerinin bu yönde ciddi girişimleri var. Geçen yıl bize 11 dava açıldı, hukuki mücadelemizi sürdürüyoruz. Ukrayna, Rusya ve Çin gibi ülkeler dampingli mal ihraç ediyor. Bu da bizi zorluyor. Ama düzgün iş yaptığımız için haklı çıkıyoruz. 


- Birlik olarak ne yapıyorsunuz? 

Ciddi bir lobicilik faaliyeti yapıyoruz. Kanada ve Amerika'da uluslararası lobi şirketleriyle anlaşıyoruz. Onların yönlendirmeleriyle doğru ve etkin adreslere gidiyoruz. Çünkü onların gösterdiği dirençleri kırmanız gerekiyor. Damping yapmadığımıza dünyayı ikna etmemiz lazım. 


200 ÜLKEYE İHRACAT YAPIYORUZ


- Çelikte başlıca ihracat pazarlarımız hangi ülkeler?

İnşaat çeliğinde 140 ülkeye ihracat yapıyoruz. Diğer ürünlerle birlikte satış yaptığımız ülke sayısı 200'ü aşıyor. Ortadoğu'dan sonra ikinci büyük pazarımız Avrupa'ydı. Ancak bu yıl Avrupa sırasını Güney Amerika'ya kaptırdı. Yeni ürün geliştirecek çalışmalara ihtiyacımız var. Bununla ilgili olarak İstanbul Kalkınma Ajansı aracılığıyla bir mali yardım aldık. Bünyemizde yeni bir şirket kurduk. İhraç ettiğimiz ürünlerin büyük bir kısmında laboratuvar hizmetlerini dışarıdan alıyorduk. İTÜ bünyesinde kendi laboratuvarımızı kuracağız.


AFRİKA PAZARI TAKİBİMİZDE


- Afrika ülkeleri son yıllarda öne çıktı sizin bu yönde girişimleriniz var mı? 

Bu pazarlar bizim için de önemli. Birlik olarak, Ekonomi Bakanlığı'nın Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (URGE) projesi kapsamında bir çalışma başlattık. Hem mevcut pazarların korunması hem de yenilerinin açılması için katılımcılara destek olacağız. 63 firmanın üye olduğu bir yapı oluşturduk. Analiz yaparak bu firmaların ihtiyaçlarını belirliyoruz. Gayemiz bir ülkede pazar edinebilmek için oraya güçlü bir ekiple girmek. Bunu 20-30'a düşüreceğiz ve o ülkelere ziyaretler yapacağız. Daha sistemli hareket ederek verimliliği artırıyoruz.


İŞİN HAMALLIĞINI YAPTIM


Ekinci ailesi, sektöre 1962 yılında Adana'da çelik ticaretiyle adım atmış. Daha sonra bu işin merkezi konumundaki Karabük'e giden aile 1973'te orada üretim tesisi kurarak sanayiciliğe başlamış. Şu an İskenderun'daki tesislerinde üretim yaptıklarını söyleyen Ekinci, yıllık kapasitelerinin 1 milyon 250 bin ton civarında olduğunu kaydetti. Çocuk yaşından beri sektörün içinde olduğunu belirten Ekinci, "Bu işin hamallığını yaptım. Patron çocuğuyuz diye oturmadık. Çalışmadan olmuyor. 7 kardeşiz, çocuklar da aramıza katıldı" diyor. "Çukurovalı olup da tarımla ilgilenmemek olmaz" diyen Ekinci, şunları anlatıyor: "Bizim köyümüz Adana'nın Ceyhan ilçesinde, BOTAŞ'ın yanındayız. Orada 500 dönüme yakın arazimiz var. Eskiden çilek, domates ekiyorduk. 5 yıl önce arazilerimize zeytin diktik. Tarım bu ülke için çok önemli. Bu alandaki her yatırımı değerli buluyorum."


YÜKSEK FAİZLER YATIRIMI ZORLUYOR


- Kurdaki hareketlilik sizi nasıl etkiliyor? 

Biz başkasının deresindeki taşla o derenin kuşunu vurmaya çalıştığımız için artıştan olumlu etkilenmiyoruz. Hammaddemizin yüzde 60'ı ithal. Biz yatırımlarımızda yüksek miktarda kredi kullanan bir sektörüz. Bunları kendi özkaynağımızla yapmamız çok zor. Bu ortamda zaten faizler yüksek, borçlanmalarımız da dolar bazında olduğu için kurdaki değişimden de olumsuz etkileniyoruz.


Sabah