Kent Haberleri

Büyükada Rum Yetimhanesi yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya!

İstanbul Büyükada'da bulunan eski Rum Yetimhanesi, devasa görüntüsüyle herkesi etkiliyor. Tamamı ahşaptan yapılma 5 katlı yapı, yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Çökme tehlikesi yüzünden yetimhanenin kapısına şimdilerde kilit vurulup giriş yasaklandı. Avrupa'nın en büyük, dünyanın ikinci büyük ahşap yapısı unvanına sahip tarihi bina, tam 26 bin metrekare alanı kaplıyor. Yapımına 1898'de başlanıp 1903'te bitirilen yetimhanenin ilginç bir öyküsü var. Bugünlerde bazı yerlerinden tahtalar düşen, çatırtılar yükselen Rum Yetimhanesi Alman ve Rus muhacirlerine de ev sahipliği yapmış. Sultan 2. Abdülhamid, buranın bin 180 altın tutarındaki vergisini almayıp bağışlamış. Büyükada'nın İsa Tepesi'nde bulunan Rum Yetimhanesi, aslında zamanına göre çok lüks bir otel olarak planlanıp, 1898'de Fransız Büyük Avrupa Oteli zinciri tarafından yapılmaya başlanır. Avrupa'nın bütün büyük otelleri gibi geniş salonları çok sayıda odası ve göz alıcı sanat eserleriyle 1903'te hizmete giren otelde, 206 süper lüks oda bulunuyordu. İki yemek salonu, toplantı salonları, konser ve balo salonları, geniş bir bodrumuyla hizmet vermeye hazır hale getirilen binanın otel olarak çalıştırılmayacağına karar verilerek, bir süre sonra satılığa çıkartılır. 

YETİM COCUKLARA BİRER ALTIN HEDİYE 

Yapımı yaklaşık 50 bin altına mal olan bina, bir hayırsever Rum tarafından yetimhane olarak kullanılması için 3 bin 700 altına satın alınır. Sultan Abdülhamid, devir vergisi olan bin 180 altını almayacağını açıklayınca, Rumlar bunu sevinçle karşılar. Abdülhamid bununla da kalmayıp, yetimhaneye 180 altın da bağışta bulunur. Yetimhane olarak yeniden düzenlenen binanın açılışına katılamayan Osmanlı Sultanı. Patriğe gönderdiği telgrafta, açılışta şahsı için sarf edilen temennilerden, minnet ve sadakat hislerinden duyduğu memnuniyeti dile getirir. Tekrar bir bağış yaparak, yetimhanede kalan her yetim çocuğa birer altın lira dağıtılması için 140 altın lira gönderir. Rum yetim çocuklar için tahsis edilen bina, Ada'nın yeşil çamlan ve mis kokan çam ağaçlarının içinde çocuklara hizmet verir. 

1. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra, 1915'te binaya Osmanlı hükümeti tarafından el konulur. 

Savaş boyunca yaklaşık üç yıl Kuleli Askeri Lisesi olarak kullanılır. Yetim Rum çocuklarsa, önce Heybeliada'daki Ticaret Okulu'na, daha sonra 1918'e kadar kalacakları Heybeliada'daki Ruhban Okulu'na yerleştirilir. 

RUS MUHACİRLER DÖŞEMELERİ SÖKÜP YAKTI 

Umumi Harp'te Alman askerlerine tahsis edilen Rum Yetimhanesi, aradan bir yıl geçmeden, müttefikler tarafından Rus Menşevik muhacirlere tahsis edilir. Ada'nın tepesinde bulunan ve rüzgârın sert estiği binadaki Rus muhacirler, çareyi döşemeleri yakmakta bulurlar. Menşeviklerin ayrılmasından sonra yetim Rum çocuklar tekrar binaya getirilir. 

Rusların binaya o zamanki parayla 50 bin lira zarar verdiği, onarımın da imkânsız olduğu hesap edilir. 

Heybeliada'daki yetim kızlar da 5 Eylül 1942'de, Büyükada'daki Rum Yetim Okulu'na gönderilir. Yetimhanede toplam 5 bin 744 çocuk koruma altına alınır. Çocukların bin 741'i, 1922'de Anadolu'da, anne ve babasını kaybeden çocuklardır. 

Burada koruma altına alınan çocuklara ilkokul müfredatı, din eğitimi ve başka meslek dallarıyla ilgili bilgi ve ders de verilir. Kıbrıs nedeniyle Türk-Yunan ilişkilerinin çok gerildiği bir zamanda, 21 Nisan 1964'te Türk hükümeti binayı boşaltarak el koyar. 

Bu arada yetimhane olarak kullanılan binada bulunan 117 erkek çocuk Aya Nikola Manastırı'na, 6 kız da Hristos Manastırı'na gönderilir. Her odası bir öykü, her yılı macera barındıran Rum Yetimhanesi, son yıllarda adeta bir devin ölümünü andırır şekilde sona doğru yaklaşıyor. 


Zaman