Genel

Dünyada koruma alanlarının yüzde 10'u korunuyor!

Bilim insanları yaptığı araştırmada dünya çapında koruma altına alınan bölgelerin üçte birine insanların zarar verdiğini ortaya çıkardı.

Bilim insanları, dünya çapında koruma altına alınan bölgelerin üçte birine insanların zarar verdiğini ortaya çıkardı.

Yeni yayınlanan araştırmaya göre altı milyon kilometrekare büyüklüğündeki orman, park ve koruma alanı madencilik, ormancılık ve çiftçilik faaliyetleri sebebiyle zarar görüyor.

Hükümetler belli bölgeleri koruma altına almak için kolaylıkla adım atsa da bunun için gerekli olan fon ve denetimi sağlama konusunda yetersiz kalıyor. Bu durum hem yoksul hem de zengin ülkeler için geçerli. Araştırmacılara göre biyoçeşitliliğin sert bir şekilde azalmasının sebebi de bu.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 1992 yılında imzalandığından beri koruma altındaki alanlar iki katına çıkarak toprakların yüzde 15'ine, okyanusların ise yüzde 8'ine genişledi.

Fakat alanlar büyüse de bu alanlarda yol, enerji nakil hatları ve hatta kent inşaatları sürebiliyor.

BBC'ye konuşan Queensland Üniversitesi'nden Prof. James Watson, "Bu alanların 6 milyon kilometrekaresinde insanların, korumaya çalıştıkları türlere zarar veren faaliyetleri devam ediyor" diyor ve şunları ekliyor:

"Bu pasif bir durum değil, zararlı ve şok edici. Korkutucu olan şey bu eğilimin her yerde aynı olması. Hiçbir ulusun performansı iyi değildi. Çok zengin uluslar da dahil olmak üzere tüm uluslar bu bölgelerde ağır sanayi faaliyeti yürütüyor. Örneğin Avustralya'da korumalı alanlarda madencilik, hayvancılık ve ormancılık faaliyetleri var."

Bilim insanlarının 50 bin koruma altındaki alanı inceleyerek gerçekleştirdiği araştırmada, harita üzerinden yapılan incelemeler bile madencilik, çiftçilik, yol yapımı ve 7/24 yanan ışıkların tespit edilmesini sağladı.

Araştırmadaki bölgelerin yalnızca yüzde 10'unda tüm insan etkilerinden muaf kaldığı ve bu alanların Kanada ve Rusya'nın kuzey enlemlerinde olduğu bulundu.

Prof. Watson, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin bir liderliğinin olmamasının sorun yarattığını dile getiriyor ve "Bu tür raporlar ülkeleri utandırabilir ama hiçbir ülke kendini adım atmak zorunda hissetmiyor. Doğal miras konusunda zamanımız azalıyor, eğer 50 yıl içinde doğru bir koruma sağlayamazsak türlerin yüzde 30'u tükenecek" diyor.