Genel

Emek Sineması'nın olduğu yerde korunması sürdürülebilirlik açısından mümkün değil!

Emek Sineması’nı da içine alan Grand Pera projesinin sahibi olan Kamer İnşaat’ın patronu Levent Eyüboğlu sinemayı olduğu yerde korumanın “sürdürülebilirlik” açısından mümkün olmadığını söyledi

Malûm, Emek Sineması uzun süredir kültür sanat çevrelerinin gündeminde. “Sinema yıkılacak mı, yoksa aynen korunacak mı, Serkildoryan (Cercle d’Orient) binası AVM mi olacak” derken, projeyi yürüten Kamer İnşaat, dün bir basın toplantısı daha düzenledi.

İlk olarak gazetecilerin, daha sonra gönderilen hatırlatma e-postasında ise SİYAD üyesi sinema yazarlarının davet edildiği toplantı, bir hayli gergin başladı. Muhatap alınan SİYAD üyelerinin meşru olmadığını iddia ederek yapılamayacağı itirazlarının ardından başlayan toplantıda, Kamer İnşaat’ın CEO’su Levent Eyüboğlu, projeyle ilgili zaten aylardır bilinen anekdotları bir kez daha yineledi.

Fakat yine de hafızaları tazelemek için bu açıklamaları bir kez daha gündeme taşımanın bir zararı yok. Eyüboğlu, “Sizlerin Emek, bizlerin Grand Pera diye adlandırdığı proje” diyerek başladığı konuşmasında, Kamer İnşaat’ın 2008’de el değiştirdiğini, kamuyouna yansıyan ve altında otopark bulunan projeyi kendilerinin yapmadığını ifade etti. “Emek Sineması’nın dış cephesinin tarihî bir öneme sahip olmadığını ve Melek Apartmanı’nın taşıyıcı kolonları kesildiği için sinemanın deprem yönetmeliğine de aykırı olduğunu anlatan Eyüboğlu, Emek Sineması’nı da içine alan 865’inci parselde bulunan yapı bloğunun AVM’ye dönüştürülmeyeceğini söyledi.

Sinema tarihi müzesi oluşturulacak
Eyüboğlu’nun bu teşhise tedavi olarak sunduğu proje ise şöyle: Eski işlevine döndürülecek Serkildoryan binasının arka cephesi, Anıtlar Kurulu’nun kararı doğrultusunda açılacak ve böylece bir pasaj oluşturulacak. Bu bağlamda konfeksiyon atölyesi olarak işletildiği dönemde yanarak ağır hasar alan İpek Sineması yıkılacak. Emek Sineması ise iç döşemeleri, tavan süslemeleri, sinema salonu falan sökülüp (ki zaten mahkeme kararı beklenmeden sökülmüştü) “moving” yöntemiyle inşa edilen binanın 4’üncü katına taşınacak. Söz konusu binanın 4’üncü katında Emek Sineması’ndan izler taşıyan (ne gibi izler olduğunu bilmiyoruz, sökülen parçaları buraya mı pay edecekler acaba) 10 ayrı sinema salonu yapılacak. Terasta açıkhava sineması olacak, binanın en alt katında ise bir tiyatro salonu yapılacak. Öte yandan parselde bulunan İsketinj Apartmanı korunacak. Bir de projede, Eyüboğlu’nun “Çok güçlü bir sinema koleksiyonuna sahip bir zat” olarak tanımladığı (proje bitmeden adının açıklanması doğru değilmiş) gizemli kişinin koleksiyonuyla sinema tarihi müzesi oluşturulacak.

Çaresiz savunma oyuncusu gibi
Şimdi, bu veriler doğrultusunda, Kamer inşaat’ın iddia ettiği gibi Emek Sineması’nın yıkılmayacağı, kültürel ve tarihî değeriyle geleceğe taşınacağı iddiası pek makûl görünmüyor. Neticede, sinema çevrelerinin karşı durduğu yıkılma işlemi gerçekleşecek ve sinema, inşa edilen yeni yapının 4’üncü katına taşınacak. Öte yandan yapı bloğunun AVM’ye dönüştürüleceği iddiası da pek mantıklı görünmüyor; AVM’den kasıt, burada alışveriş yapılacak bazı dükkânların yer alması değilse tabii. Çünkü zaten Serkildoryan binasında birçok ticarethane faaliyet gösteriyordu.

Eyüboğlu’nun açıklamalarına dönersek, Emek Sineması’nın olduğu yerde korumanın “sürdürebilirlik” açısından mümkün olmadığını, yıllık maliyetinin çok yüksek olduğunu anlatan Eyüboğlu, “sinemanın burada kalması için devletin her yıl sinemaya belli bir miktarda yardım yapması gerektiğini, bunun da sinemanın bağımsızlığı açısından doğru olmadığını” söyledi. Bunun üzerine bir vakıf kuracaklarını, vakfın yönetim kurulunda sinema duayenlerinin bulunacağını ve vakıf eliyle sinemanın “bağımsız” bir şekilde hayatına devam edeceğini anlatan CEO Eyüboğlu, toplantıda, “hücumu güçlü olan bir takımın akın akın gelen atakları karşısında çaresiz kalan bir savunma oyuncusu” imajı çizdi.

Tüm bu süreç düşünüldüğünde, yap-işlet-devret modeliyle “25 yıl süresince koskocaman bir parseli işleterek kim bilir ne ölçüde servetin üstüne oturacak” olan Kamer İnşaat, Emek Sineması’nın olduğu yerde koruyup, 10 yıllar içerisinde oluşan kültürel hafızaya saygı gösterse, belki o zaman Levent Eyüboğlu’nun sanat için bir şeyler yaptığına inanabilirdik...

Ertan Altan-Taraf Haber Müdürü
Emek ne yıkılıyor ne de AVM oluyor
Emek Sineması kamuoyunda bilindiği gibi özgün ve diğer yapılardan ayrı algılanabilecek bir mekân değil. Sinemanın tahliye merdivenleri, film ve makine odaları, tuvaletleri Melek Apartmanı’nın sahanlığından kazanılmış. Fuayesi ise sonradan oluşturulmuş. “Kültür Varlığı” olarak tescillenen yer sinemanın salonu. Bu salonun özgün locaları da 70’li yıllarda yıkılarak yerine betonarme bir balkon yapıldı. Üstelik bu melez binanın kolonları da olmadığı için tehlike arz ediyor. Geriye tavan ve duvar süslemeleriyle sinemanın oturma düzeni kalıyor. Şimdi bu salon olduğu gibi üst kata taşınacak. Sinema salonu yıkılmayacak.

Serkildoryan binasıyla ilgili Anıtlar Kurulu tarafından onaylanan proje de binanın aslına uygun bir şekilde restore edilmesini öngörüyor. Projede zemin katta dükkânlar, salonlar ve konaklama mekânları yer alırken, üst katlar, yandaki Melek Apartmanı ve projeye dâhil olan İsketinj Apartmanı’nın üst katları aslına uygun bir şekilde ofis olarak düzenleniyor.

Sibel Oral-Taraf Kültür Sanat Müdürü
Rantın gücü Emek’i yok ediyor, durum bu
“Moving yöntemi” de ne oluyor Taşıma, yerinde bırak, onar. Ama yok, dördüncü kata çıkaracaklar ve altına da “dükkân” yapacaklar ama adı “satış ünitesi” olacak. Adı AVM olmayacak da pasaj olacak. Dalga geçer gibi açıklamalar bunlar. Beyoğlu’ndaki Demirören’e bile “AVM değil pasaj” deniyor. Rantabl bir proje olduğu apaçık ortada. Madem kokmuş, madem çürümüş o zaman restore et, onar. Bu kadar insan sokaklarda, televizyonlarda “Emek’i yıkmayın” diye basbas boşuna bağırmıyor, bu kadar kamuoyu baskısı varken halen yıkıp gelir elde edebilecekleri bir mekân yaratmaya çalışıyorlar inatla. İKSV, Emek Sineması’nın yerinde korumayı teklif etti, biz yapalım ama yıkmayın dedi, ama projeden vazgeçmediler. Karşıyım ve de çok öfkeliyim. Bugün Film Festivali başladı ve Emek Sineması kapalı. Serkildoryan basın gezisinde mimar Fatih Kesgün’e sormuştum: “Taşımadan korunabilir mi” diye. “Korunabilir ama bizim projemiz bu şekilde” demişti. İsteseler pekâla korunur, ama rant getirmez, bu da kimsenin işine gelmez. Ne de olsa Beyoğlu “kültürün” değil “rantın” çekim merkezi...

SERDARHAN AKSOY /Taraf