Sektörel

Emlak sektörü İstanbul ile bir ihracat kalemi olacak!

Gayrimenkulde her yıl yükselen satış trendinde şüphesiz yabancılara satışın büyük rolü var. Ekonomide ihracata eşdeğer olan bu değeri Türkiye’ye gelip doğrudan yatırım yaparak taçlandıran firmaların sayısı da günden güne artıyor.

Gayrimenkulde her yıl yükselen satış trendinde şüphesiz yabancılara satışın büyük rolü var. Ekonomide ihracata eşdeğer olan bu değeri Türkiye’ye gelip doğrudan yatırım yaparak taçlandıran firmaların sayısı da günden güne artıyor. 2012’den sonra yabancıların mülk edinmesini sağlayan mütekabiliyet yasasından cesaret alan firmalar, ekonomideki istikrarlı göstergelerin de etkisi ile yeni partnerler bulup sektöre yeni bir dinamizm katmaya başladı. Bu konuda tebrik edilmesi gereken şirketlerden birkaçının kamuoyuna verdiği mesaj gayrimenkulün de artık bir ihracat kalemi olması gerektiğini ortaya koyuyor. Buradaki en büyük enstrüman ise İstanbul...


‘İstanbul’u ne derece ve ne şekilde iyi pazarlarsak daha çok kazanırız’ fikrinden hareketle gayrimenkul projeleri geliştiren firmaların da artık ihracatçılara sağlanan avantajlardan yararlanması vakti gelmiştir. Bu konuda Ekonomi Bakanı sayın Nihat Zeybekci’nin vereceği mesaj sektörün kredibilitesine de büyük etki yapacaktır.


Peki gayrimenkulü bir ihracat kalemi haline getirmede kimlerin rolü oldu?


Şüphesiz Emlak Konut GYO’yu ilk sıraya koymak gerekiyor. Halka açılmış bir şirket olarak, uluslararası arenada Türkiye gayrimenkul sektörünün İstanbul’daki yıldız projelerle öne çıkmasında büyük rol alan Emlak Konut GYO’nun Müdürü Murat Kurum’u ve ekibini kutluyoruz. Öte yandan özel sektörde bu işin hakkını veren ve yabancılara kısa sürede 3.5 milyar dolarlık satış gerçekleştiren Ağaoğlu, DAP Yapı, Ege Yapı Group, İnanlar gibi önde gelen aktörleri unutmamak gerek. Mayıs 2014’te Emlak Konut GYO ve DAP Yapı imzasıyla satışa çıkarılan İstMarina’da 1.500’e yakın bağımsız bölüm satılmışsa bunda yerli kadar yabancı yatırımcıyı da velinimet bilen DAP Holding’in patronu Ziya Yılmaz’ın gayreti göz ardı edilmemeli. Yılmaz, 4 milyar dolar olan yabancıya satışı payının 15 milyar dolara çıkartılması için hükümetin desteğine ihtiyaç var mesajı veriyor. Bu ihtiyacın ilk adımı mevzuat ve uygulamalara dönük düzenlemelerden geçiyor. Yılmaz’ın ‘’Yabancıya mülk satışını bizim artık devlet politikası haline getirmemiz lazım. Yeterince pastadan pay alamıyoruz. Pazarlamasını istediğimiz gibi yapamıyoruz” çağrısı yerini bulmalıdır. Aynı şekilde Ali Ağaoğlu ve ekibinin Körfez’le kıskandıran diyaloğu da dikkate değer. Buna rağmen Ağaoğlu, ‘Bırakın bürokrasiyi, biz de kendimizi aşalım’ diyor. Son olarak Dumankaya İnşaat’ın gayrimenkul alanında yine Körfez’in en büyüklerinden AL MAZAYA ile oluşturduğu ortaklık sektörün kredibilitesinin üst seviyelere çıkmasında büyük rol oynayacaktır. Nitekim, her iki şirketin en üst seviyede katılımıyla gerçekleşen basın toplantısı sektör için rekor denilebilecek bir sürede gerçekleşti. Yüzde 50-50 ortaklıkla kurulan Ritim İstanbul şirketi, yabancı yatırımcının İstanbul’un Anadolu yakasını da keşfetmesinin anahtarı olacak. İki saati aşkın bilgi veren Dumankaya ve Mazaya yöneticilerini izleyen uluslararası yayın kuruluşlarının temsilcileri, işbirliğini Türkiye’ye duyulan güvenin bir eseri olarak değerlendiriyor. Türkiye’nin önemini 1980’li yıllarda keşfeden Kuveyt’ten gelen bir yatırımcı şirketle atılan bu adım sektör açısından da sıradan görünmeyecektir. Sonuçta iki aktöründen birisi olan Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanvekili Barış Dumankaya ile Mazaya Türk’ün Ceo’su Cem Yolcu, yönettikleri Ritim İstanbul şirketi ile sektörde yeni bir markanın habercisi oldular. Bu gelişmeyi sektördeki herkes dikkatle okumalıdır. 8 ülkede yaptığı dev yatırımlarla inşaat sektörüne katkıda bulunan Mazaya’nın bu ortaklığı, Türkiye’nin Körfez yatırımcılarının gözünde yeniden güvenoyu almasının bir referansı olmuştur. Benzer işbirliklerini yakın dönemde de göreceğiz.


Temennimiz, 2012’de hız kazanmaya başlayan yabancılarla işbirliğini geliştirecek işadamlarımıza hükümetin de her türlü kolaylığı sağlamasıdır. İnanlar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Serdar İnan’ın da dediği gibi bizim ne petrolümüz var ne de bolca dolarımız. Toprağımız ve aklımız var. Aklımızı çalıştırırsak üreteceğimiz gayrimenkullerle kalkınalım. Serdar Beyin şu tespiti de gerçekleri gözler önüne seriyor: ‘’Türkiye’nin ileri teknoloji, ağır sanayisi, petrolü yok, inşaatı var. İspanya’ya bakıyoruz Araplar’a 400 milyon euro’luk mülk satmış. Biz de bu iş üzerinde ciddi durmalıyız. Zengin Arap, buraya geldiğinde yanında bir sürü insanla gelecek. Uçaklar, taksiler çalışacak. Adam araba alacak. Çocukları burada okuyacak. Onlara özel projeler geliştirmeli ve iyi fiyatlara satmalıyız. Dünyada yabancının bir başka ülkeye giderek konut almasını kapsayan gayrimenkul pazarı yıllık 1 trilyon 100 milyar dolar. Bu rakam ABD’de 80 milyar dolarken Türkiye’de 3 milyar doları geçmez. Türkiye’nin bu rakamı en az 30 milyar dolara çıkarması lazım ki, ciddi bir kalkınma sürecine girelim.” Anlaşılan o ki, emlaktaki ritmi İstanbul’la yükselmek için çok çalışmamız gerek çok.



Mehmet Canıtatlı-Yeni Akit