Sektörel

Feyzullah Yetgin: 2018'de de güçlü büyümemizi sürdüreceğiz!

Halk GYO Genel Müdürü & GYODER Başkanı Dr. Feyzullah Yetgin, "Türkiye, güçlü altyapısı ve mali disipliniyle küresel riskler, dışsal tehdit ve krizlere karşı son derece dirençli bir ekonomiye sahip. 2018 yılında da ekonomik istikrarımızı ve güçlü büyümemizi sürdüreceğimizi düşünüyorum."

Cush Bakışı Dergisi'nden Bahar Yapıcılar, derginin Aralık sayısına özel Halk GYO Genel Müdürü & GYODER Başkanı Dr. Feyzullah Yetgin ile röportaj yaptı. İşte o röportaj 
 


Gayrimenkul sektörü için 2017 nasıl bir yıl oldu? 2018’de sektör adına hangi adımların atılmasını bekliyorsunuz?

Türkiye gayrimenkul sektörü 2017 yılını başarılı bir performansla geçirdi. Yıl boyunca devam eden kentsel dönüşüm projeleri, nüfus artışına bağlı konut talepleri, göçler, ticari faaliyetlerin hız kazanması, pazarların geçişkenliğinin artması gibi sebeplerle sektörde konut ve ofise olan talep yüksek seyretti. Ayrıca, konut seferberliği, satış kampanyaları, tapu harcı, damga vergisi ile KDV'nin %18‘den %8'e çekilmesi uygulamaları da yerli ve yabancı yatırımcıların gayrimenkul sektörüne olan ilgisini artırdı. Genel olarak yıl bazlı yerli ve yabancı konut satış rakamlarına baktığımızda 2017 yılsonunu da iyi bir satış rakamı ile kapatabileceğimizi düşünüyoruz.  Son yıllarda hayata geçirilen modern yapıların inşasının hız kazanması ve yabancıya KDV'nin sıfırlanması gibi teşvikler de yabancıların ilgisini artırdı. Yabancılara konut satışında ilk sırada İstanbul'u görüyoruz. İstanbul'u Antalya. Aydın ve Bursa gibi itlerimiz izliyor. Bu dönemde Ülkemize en çok ilgi gösteren ülkeler de Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt. Rusya ve İngiltere oldu. Gayrimenkul sektörünün gelişimi sürdükçe yabancıların ülkemize olan ilgileri de devam edecektir. Gayrimenkul sektörü pek çok alt sektörle olan bağı ve 7 milyonun üzerinde istihdam yaratmasıyla Türkiye ekonomisinin en önemli faaliyet alanlarından biri. Sektöre olan desteklerin sürekli hale getirilmesi 2018 yılı için de ilk sıradaki temennimiz, özellikle faiz oranlan ve ekonomik istikrar gayrimenkul sektörü adına temel belirleyiciler. Bu hususta hükümetimiz tarafından atılacak adımlar önem arz ediyor. Bu süreçte gayrimenkule dayalı ürünlerin kullanımını yaygınlaştırarak finansal ürünlerde çeşitliliğin artırılması da sektörümüzü ileri taşıyacak adımlar olacaktır.

 

2018 de Türkiye ekonomisine ilişkin beklentileriniz neler?

Türkiye, güçlü altyapısı ve mali disipliniyle küresel riskler, dışsal tehdit ve krizlere karşı son derece dirençli bir ekonomiye sahip. 2018 yılında da istikrarımızı ve güçlü büyümemizi sürdüreceğimizi düşünüyorum. Son olarak OECD ülkemizde süren güçtü malı teşvikler ve ihracat pazarındaki toparlanma ile 2038 yık için büyüme beklentimizi %3.5'ten %4.9'a yükseltti. İç piyasalardaki destek ve teşvikleri sürekli kılarak küresel ekonomideki risklerden en az şekilde etkilenmek için mail disiplinimizi koruyacağız. Ekonomimize destek için yabancı yatırımcıların da gayrimenkul sektörüne olan ilgisini canlı tutmamız gerekiyor. Hükümetimiz tarafın dan açıklanan Orta Vadeli Program da bizler için yol gösterici bir rehber. 2020 yılına kadar ekonomik hedeflerimizin belirlendiği OVP'de belirlenen işsizliğin %9,5 seviyesine düşürülmesi, %5 enflasyon, cari açığın milli gelire oranının %3,9'a gerilemesi ve kişi başına 13 bin dolar milli gelir hedeflerine ulaşmak için tüm sektörler gibi bizler de gayretlerimizi artırarak sürdüreceğiz.


Sürdürülebilir şehirleşme Türkiye için ne derece önemli? Bu bir lüks mü yoksa gereklilik mi? Kentsel dönüşüm çerçevesinde ele alınmasının Türkiye ekonomisine katacağı yararlar ne olur?

Sürdürülebilir şehirleşme kentsel problemlerin çözümünde önemli bir rol oynadığı İçin Ülkemizin gelişimi noktasında da çok önemli bir fırsattır, Sürdürülebilir şehirleşme ile kentlerin kemikleşmiş sorunları akılcı bir şekilde çözümleniyor. Sürdürülebilirlik anlayışı sayesinde kentlerde şehrin kaynakları daha etkin kullanılıyor, kent sakinlerinin yaşam biçimleri iyileştiriliyor ve insanlara daha iyi bir hizmet sunulması sağlanıyor. Özellikle ulaşım hizmeti ve enerji kullanımı gibi kentsel sistemlerin iyileştirilmesi, hava ve gürültü kirliliğinin önüne geçilmesi, yasam alanlarının yeniden düzenlenmesi gibi hayat kalitesini artıran düzenlemelerle kentlerin rekabet gücü yükseltiliyor. Bu da ülke ekonomimize gücünü artıracaktır.

 

Kentsel dönüşümde ekonomik boyutun yanında sosyolojik boyut ne şekilde değerlendirilebilir ve sürece halkın nasıl sağlanabilir?

Kentsel dönüşüm bürokratik özelliklerinin yanında sosyal süreçleriyle de sektörümüz açısından hayli hassas bir kona. Bu tür konularda sosyolojik olarak doğru analizleri yapmadan ve halkı sürece dair şeffaf bir şekilde bilgilendirmeden yol kat edemeyiz, Yenilenmesi gereken 7,5 milyon yapıdan söz ediyoruz. Pek çok insanın hayatına doğrudan dokunan bir ihtiyaç söz konusu. Kentsel dönüşümde temel amaç sağlıklı ve yaşanılabilir kentsel mekân üretmektir. Kentsel dönüşüm süreci aynı zamanda şehirlerimizi geliştirmek değiştirmek ve dönüştürmek adına bir fırsattır. Bu fırsatı en ideal şekilde değerlendirmek için yapılaşma tercihlerinde tarihi ve çevresel dokunun gözetilerek konunun bir bütün olarak ele alınması, dönüşüm süreçlerinin şehirlerimizin altyapı, yeşil ve sosyal alan gibi talep ve ihtiyaçlarına göre planlanması ve tüm sürecin yapısal düzenlemelerle desteklenmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Bugün hepimizin sadece bina bazlı değil, ada bazlı kentsel dönüşümün önemini kamuoyuna anlatmamız gerekiyor Bugün bu hususta atılacak her doğru adım gelecek nesilleri bilinçlendirmek ve daha sağlıklı şartlarda yaşayabilmelerini sağlayabilmek için miras niteliği taşımaktadır. Bunun yanında halkımızın kentsel dönüşüm uygulamaları içinde etkin bir şekilde yer alabilmeleri için hükümetimiz tarafından devreye sokulacak yasalar da konuyu gerçek bir seferberlik boyutuna taşıyacaktır. İnanıyoruz ki başarılı kentsel dönüşüm projeleri sayesinde kentlerimiz kısa sürede hak ettikleri modern çehreye kavuşacaktır.

 


Son yallarda sektörde faaliyet gösteren firma sayısında ciddi bir artış var. Uzmanlaşma adına sektörde ne tur adımlar atılmalı ve ne tür kriterler uygulanmalı ki daha gerçekçi ve uluslararası standartta rekabetçi bir gayrimenkul piyasası oluşsun? 

Benim her zaman vurguladığım konu sektörümüzün ivedi bir şekilde kurumsallaşmasının önemidir. Şu an sadece kayıl altında olanlarla Türkiye'de faaliyet gösteren 300 bin dolayında müteahhit olduğunu biliyoruz. Tüm Avrupa Birliği toplamında bu rakam 60 bin civarlarında. Gayri safi milli hasılamızın %35-40'ını etkileyen bir sektörden söz ediyoruz. Bu bakımdan sektörün kurumsallaşması ülke ekonomimiz açısından çok önemli bir adım olacaktır. Kurumsallaşma ayrıca firmaların finansman yönetimlerini geliştirmeleri ve ülkemizin gelişen lokasyonlarınd modern projeler hayata geçir melerinin de önünü açacaktır. Bütün bu adımlar neticesinde ise gayrimenkul sektörünün değen ve ülke ekonomisine doğrudan katkısı yükselecektir.