Sektörel

Füsun Uyanık: Yapılaşma insan odaklı olmalı!

“Yapılaşma insan odaklı olmalıdır” diyen TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi Başkanı Füsun Uyanık, aksine “müteahhit ve ekonomik odaklı” giden bir çalışma zinciri olduğunu söyledi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi Başkanı Füsun Uyanık, aksine “müteahhit ve ekonomik odaklı” giden bir çalışma zinciri olduğunu söyledi. 


Mesleki ve kentsel sorunların tartışıldığı tüm alanlarda, meslek disiplini kapsamında görüş ve önerilerini sunmaya devam eden TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi, daha iyi bir kent için çalışmalarını hızlandırdı. Yapıların çevresiyle bir bütün olduğunu ve en büyük sıkıntının “mülkiyete odaklı imar planı çalışması” yapıması olduğunu vurgulayan Başkan Füsun Uyanık, “Ticarete dayalı bir kentsel dönüşüm algısı var” diyor. İtirazları, kişisel görüş ya da kaygıları nedeniyle değil; kanun, yönetmelik ve tüzük çerçevesinde yaptıklarını söyleyen ve kentte ciddi anlamda plan değişikliklerinin gerçekleştiğinin altını çizen Füsun Uyanık ile herşeyi konuştuğumuz röportajımız... 


Şehri kim planlıyor ? 


Şehri planlayanlar, siyasetçiler... Şehir Plancıları, tam olarak planlama yapamıyorlar. 3194 sayılı İmar Kanunu ile kentin planları yerele verildi. Yerele verilmesi, doğru bir olaydı. Ancak, şöyle bir eksiklik oldu. Meclis üyelerine yetki verildi. Meclis'te ‘evet' denirse, şehrin geleceğini onlar belirler oldu. Planlama açısından baktığınızda, aslında planlamada belli şartlar var. Yaya yoluna dikkat edeceksin, okul alanı, yeşil alanlar, sosyal, kültürel, dini tesisler olacak. Olması gereken, ihtiyaçtan kaynaklanan bir durum var. Türkiye geneline baktığınızda yapılan her plan, değişikliğe gidiyor. Yasa şöyle diyor; ‘Plan değişiklikleri kamu yararına olmalıdır'. Fakat bizim karşımıza çıkan kişiye özel planlar yapılıyor... Bu noktadan baktığımızda, Şehir Plancısı sadece çizim yapan kişi olarak kalıyor. Belediyelerde onay mercii oluyor. Özellikle 2015 yılı itibariyle 5216 sayılı Büyükşehir yasası ile ‘bütünşehirli' olduk. Şehri kim planlıyor dediğinizde, şehri oy attığımız insanlar planlıyor. 


Yapılan projelere tepki gösteriyorsunuz, bununla ilgili neler söylemek istersiniz? 

Yaptırım gücünün olmadığı veya yaptırım gücüne ses verilmesi için neye itiraz ediyoruz?İtirazlarımızı bizler istemedik diye değil; kanun, yönetmelik ve tüzük çerçevesinde yapıyoruz. Kentimizde ciddi anlamda plan değişiklikleri gerçekleşiyor. Fakat ilgililerin bakış açıları ön yargılı. Direkt reddediyorlar. Kentimiz, deprem kuşağında olduğu için önem veriyoruz. Yarın bir gün hesap veremeyiz. Bunun için davayı kamuoyuna taşımak durumda kalıyoruz. Genelde davayı açtığımız konular, üst ölçekli planlara aykırı işlemler, yapılan alanlar. Bursa'da Bursa Anayasası olarak bilinen üst ölçekli 2020 yılı planı 100 bin ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı var. Ancak kentte depremle ilgili jeolojik etütleri ve planla ilgili iyi analizler yapılmadı. Bir plan yaparken jeolojik etüdler çok çok önemli. Jeoteknik etüdler önemlidir. 2000 yılında Bursa genelinde zemin etüdleri ve plan değişiklikleri yapıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı diyor ki, mekansal planlamalara imar değişikliği planı, fonksiyon kat artırımı yapıyorsanız jeolojik etüdünüzü yenilemeniz gerekiyor. Baktığımızda yerine getirilmediğini görüyoruz. Büyükşehir Belediyesi Bütünşehir yasasıyla kanun ve yönetmelikleri yerine getirme merciidir. Yeşil alan olan bölgelerin kaldırıldığını görüyorsunuz. Yönetmelikte diyor ki, kaldırılan alan kadar eşdeğer alan bir yerde koymak zorundasınız, Belediyelerin yerine koymadığını görüyoruz. Zaten sıkıntı orada başlıyor. Her taraf bina olmuş durumda, nefes alacak nokta kalmadı. Kentsel dönüşüme baktığımızda, 0.50 emsal artışı iyi olsaydı yargı da bizimle olmazdı. Yargı dedi ki, analiz ve bir inceleme yapmamışsın. Teknik bir dayanağı yok dedi. Teknik inceleme, Ar-Ge çalışması ve sentez yapılmadan ortaya koyamazsın, dedi. Plan askıya çıkıyor, mahkeme sürecinde iken o zaman bize geliyorlar. Ya da belediyelerimiz ne diyor? Benim bir fikrim var, buraya alışveriş merkezi yapayım. Kanun buna imkan tanımıyor. Sıkıntı orada başlıyor. Belediyelerimiz, bizimle temas kurmuyor. Dava açmak durumunda kalıyorsun, bizler sorumluyuz. Tek tek planları inceliyoruz. Fakat, Bursa'da iş çığırından çıkmış durumda. 


Kentsel Dönüşüm ile ilgili çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Size göre, kentsel dönüşüm nasıl olmalı? 


Doğanbey kentsel dönüşüm, yabana atılacak bir durumda değil. 18 parselde kentsel dönüşümü adı altında, Büyükşehir Belediyesi planları onayladı. Onama yetkisi ise, asıl Çevre ve Şehircilik Bakanlığındadır. Olasılıklar ile plan yapıyor. Eğer orada zemin kötü ise, alınacak önlemler de bellidir. Çıkan kanunlar sen kafana göre takıl, yap demiyor. 3494 sayılı İmar Kanunu'nun gerektirdiği maddeleri yerine getireceksin, diyor. Müteahhit odaklı gidiliyor. Büyükşehir Belediyesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birlikte artık elini taşın altına koymaları lazım. Sadece müteahhit odaklı gidersen, doğal olarak müteahhit de kendi kazanımına bakacak. Kanun diyor ki, sen buraya bu kadar nüfus getiriyorsan eğer, gerekli sosyal donatı alanını da, eğitim tesisini de getireceksin, ulaşımı da ve otoparkı da çözeceksin. Bizim anlatmak istediğimiz, hepimiz bir masada oturalım olması gereken neyse doğru bir şekilde yapalım. Jeolojik ekipleri yenilemek ve iyi analiz yapmak lazım. Yapılar çevresiyle bir bütündür. En büyük sıkıntı mülkiyete odaklı imar planı çalışması yapılıyor. Kentsel dönüşüm ile ilgili yasa da dönüşüm kelimesi yoktur. Sadece görev tanımlarında geçer. 6336 kanunu afet riskli altındaki alanların dönüştürülmesi, der. Bursa'da afet riski altındaki alan tespiti yapılmamıştır. Ticarete dayalı bir kentsel dönüşüm algısı var. 4 yıldır Belediyelerin ellerinde envanter çalışması yok. Deprem kapımızda! Akpınar, Nilüfer, Çarşamba, Heykel hiç mi afet riski taşımıyor ki, belediyeler üzerlerine düşen görevi yapmıyor. Bursa'da fay hatlarımız var. Kuzey Anadolu fay hattı, Bursa'dan da geçiyor. Şu anda en sıkıntılı bölgemiz Gemlik, İnegöl, Gürsu, Osmangazi, Mustafakemalpaşa, Karacabey ve bütün ilçelerimiz tehlikede. Gemlik Belediyesi, plan değişikliklerini onaylamaya devam ediyor. Halbuki tasfiye edilecek alanda kalıyor. Tasfiye edilecek alanda plan değişikliği yaparak kat yüksekliği, emsal veriyor. Bulunduğumuz yerler itibariyle, 1. derece deprem kuşağındayız. Kanun nezdinde hiç bir belediye deprem afet riski çalışması yaptırmadı. 

Kentle ilgili belli alanlarda kilitlendiğimiz noktalardan biri de ulaşım. Neler söylemek istersiniz ? Kentsel dönüşüm denince akla bir bütünlük gelmiyor mu? 

Bursa'da hiç bir zaman bir bütünlük olmadı. Sadece, günü kurtarmak adına noktasal çözümler bulundu. 2020 planı ile ilgili ulaşım master planı yapılmadan bu plan onaylanmaz deniyordu. 

Ulaşım Master Planı yapıldı ama, maalesef kağıt üzerinde kaldı. T1 ve nostalji tramvayını davaya da taşıdık. Davayı kazandık. Ne yazık ki, mahkeme kararlarını uygulamayan bir belediye yönetimimiz var. Planlama ilkeleriyle noktasal olarak çözemezsin dedik. Bir bütün olarak bakılmalı. 7 tane ilçeyi değerlendirerek ulaşımı çözmek gerekiyor. 2020 yılında hedeflenmeyen ve planda öngörülmeyen bir şeyi noktasal olarak yapamazsın. Ulaşım master planında nostalji tramvayı çıkmıyor. Meclis kararı alınarak, maalesef yapılıyor. T1 tramvayı şerit azalmasına neden oluyor. Trafiği çok ciddi anlamda kilitliyor. T1 tramvay hattının bulunmaması lazım. Ne yazık ki, T1 tramvay hattı gerekliliktir deniyor. Şu anda trafik kilitleniyorsa, ulaşımda çözümsüzlük varsa ise, günü kurtarma adına yapılanlardan dolayıdır. Mesela, stadyum ve stadyumun karşısına yapılacak olan hastahane... Siz ulaşımı düşünebiliyor musunuz? Sosyoloji açısından da gerçekten de kötü bir durum. Bu kadar insanı sıkıntıya sokmanın, mutsuz etmenin hiç bir anlamı yok. İtiraz ediyorsunuz, gelen cevap kamu yararıdır, deniyor. Yapılan plan değişiklikleri bu şekliyle olmaması lazım. Kayapa'da tehlikeli akıt yakma olayı göndemde. Fakat bakıyorsun, orman var. Ekonomik odaklı gidiliyor. TEKNOSAB, yasal değil. OSB kanunu diyor ki, yüzde 75 doluluk oranın olması lazım ki, o zaman sen ikinci bir sanayi kurabilirsin. Bursa'da doluluk oranı yüzde 50 de kalmış durumda. Bursa'da 13 tane mevcut OSB var. Oraya tarımsal niteliği korunacak alan deniyor. Tarımsal niteliği korunacak alana da biçilir alanlar deniyor. Yörenin meyvesini alacağın ürünü farklı tarım alanında bulamazsınız. Burada meslek odaları olarak iki konuya dava açtık. Burada bir yer seçimi yanlıştır, ikinci olarak da kamu yararı yoktur. Bilir kişi raporları geldi. İnceleme aşamasındayız. Yıldırım'daki Mevlana bölgesindeki kentsel dönüşüm ile ilgili şikayetimiz oldu. 55 hektarlık alan ile ilgiliydi. Özgen Keskin zamanında bu plan Bakanlık tarafından onaylandı. Biz davaya taşımıştık ve kazanmıştık. 

Biz Yıldırım Belediyesi'ne değil, olay mercii Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na karşı dava açtık. DOSAB Termik Santrali'nin iptali bir kazanımdır. Bursa'ya zarar veren herşeyden biz rahatsızız. 

DOSAB'daki olay da Bursa'ya zarar verecek bir konuydu. Planlama açısından da zarar verecekti. Dolayısıyla planlamaya ekonomik olarak bakamazsınız. Kentsel dönüşüm, ekonomik odaklı olarak kullanılıyor. Yargı kararını verdi ve olması gereken oldu. 


Yapılaşma insan odaklı olmalıdır! 


Bursa'nın daha iyi bir kent olabilmesi için yapılaşmanın nasıl olması gerekiyor ? 

Yapılaşma insan odaklı olmalıdır. Aksine, müteahhit ve ekonomik odaklı giden bir çalışma zinciri var. 2006 yılında İstanbul'da çevre düzeni planı onaylanınca, orada bir takım hedefler belirlendi. İstanbul bir dünya kentidir. İstanbul'da bulunan sanayi alanları ve tersaneler Marmara Bölgesi'ndeki illere taşınacaklar denmesiyle birlikte Bursa'da ciddi anlamda sanayileşme başladı. Sanayi olmalı ama kontrollü ve kaliteli bir sanayi olsun istiyoruz. Bursa, 5 tane ovası olan bir il. Tarım şehri olduğumuzu da unutmamalıyız. Sanayiyi planlarken tarımsal amaçlı sanayiyi de düşünmek lazım. Göçler de ekonomik ağırlıklı gelmeye başladı. İnsanlar iş odaklı olmaya başladı. 


Şehirdeki en büyük şikayet nedir? 


Göç, ekonomi ve ulaşım geliyor. Hiçbir zaman Bursa, göçe hazırlıklı bir plan yapmadı. 1989'da yaşadığı Bulgaristan göçüne de hazırlıklı değildi. Noktasal olarak çözüm çözüm değildir. 

Daha çok çözümsüzlük üretir. Kentsel dönüşüm kapsamında kötüye giden bir çalışma var. Kentsel dönüşüm insan odaklı olması lazım. Genel itibariyle kentsel dönüşümle ilgili Bursa'da 18 tane plan onaylandı . Hepsi, ekonomik ve müteahhit odaklı gidiyor. Doğanbey, Mevlana ve Ulus mahalleleri örneği de önümüzde. 


Konut arzı Bursa'da çok hızlı artıyor. Bursa bunu karşılıyor mu? 


Talep yeterli geliyor mu? 


1994 yılında çalışmaya başlanan ve 1998 yılı Çevre ve Şehircilik Bayındırlık Bakanlığı onaylı 2020 planı, sentezi hedefleyen bir çalışmaydı. Bütün kurum ve meslek odaları işin içerisindeydi. O zaman Bursa'nın nüfusu 2020 yılında 3 milyonu hedefledi. 2010 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi Recep Altepe Başkanlığında, 2030'u planlamaya başladık. Bize göre de, 2020'nin yenilenmesi gerekiyordu. Kanun ve maddeler değişmişti. Plan deprem görmüştü. Plan'da yenilenmesi gereken alanlar vardı. 2030 ile ilgili yeniden bir plan yapıldı. 2013 -2014'de bu çalışma bitti. Sonuçlar şöyle, Bursa'da yeni konut alanı açılmasına gerek yok, 2030 yılında nüfus değişmeyecek ve yeni sanayi alanlarının açılmasına gerek yok. 2030 planının ardından TEKNOSAB, Maden OSB çıktı. Konut arzı varmış gibi görünüyor. Ama yok, mümkün değil. Böyle bir ihtiyaç yok, varsa da bunun kanıtlanması lazım. 2020'de çıkan Badırga Deri OSB ile ilgili plan ile tabakhaneleri taşıyarak çevresine konut açtık. Belki de, 10 bin nüfusun yaşayacağı bir yer açtık. Orası daha dolmuş değil. Bursa'da böyle alanlarımız çok. Bunları ben demiyorum, 2030 yılı için Belediyenin yaptığı plan diyor.


Eko Haber