Genel

Gökova Körfezi'ndeki Akyaka'da sessizliği dinleyebilirsiniz!

Akyaka, Muğla'ya bağlı Gökova Körfezi'nin içinde minik bir balıkçı kasabası. Eskiden yörük ailelerin yaşadığı beldede 2 bin 800 olan nüfus yazın turistlerle 30 bine çıkıyor

2 bin 800 kişilik nüfus yazın 30 bine çıkıyor ama Akyaka'da gerçekten sakinlik ve huzur var. Burası iç sesinizi dinlemeye davet ediyor.

Sabah cırcır böcekleri, akşam ince ince insanın kulağına çalınan ateş böceği fısıltısı. Ses yok, gürültü yok, tek bir korna sesi yok, yüksek sesli müzik yok. Ne mi var Sessizlik, gerçekten ama gerçekten sakinlik, huzur, kitap, kendi iç sesini dinleme var. Akyaka, Muğla'ya bağlı Gökova Körfezi'nin içinde minik bir balıkçı kasabası. Eskiden yörük ailelerin yaşadığı beldede 2 bin 800 olan nüfus yazın turistlerle 30 bine çıkıyor. Akyaka'da gördüğüm her kişi beni şaşırtıyor. Serdar, Heike, Ahmet, Umut, Ali, Olga, Hasan... Hayat tarzları, hobileri, kimliklerini sahiplenişlerinden etkileniyorum. İstanbul gibi sabahtan yatana kadar bir yerlere hep geç kalınan bir kentten geldiğim için belki de. Sürekli gözüm saatte. Oysa Akyakalılar pek rahat. Kiminle görüşmek istesem 15 dakika sonra bekliyor. Çünkü sadece "kendi" ama tamamen kendi hayatlarını yaşıyorlar. Belediye ile halk arasında bir nevi köprü görevi gören ve aynı zamanda bu görevleri "denetleyen" Kent Konseyi Başkanı Serdar Denktaş ile buluşuyoruz.

BARLAR SOKAĞI OLMAYAN YER

"Ayy buralardan çekip gitsem" deyip olduğu yerde oturanlar vardır ya. İşte Denktaş bunu gerçeğe dönüştüren biri. Aslen İstanbullu bir bilgisayar mühendisi. 14 yıl önce her şeyi terk ediyor ve önce Muğla Üniversitesi'nde çalışmaya ardından orayı da bırakıp Akyaka'ya yerleşiyor. "Buranın güzelleşmesi için gönüllü olarak çalışıyorum" diye söze başlıyor. "Gelecekte nasıl bir Akyaka'da yaşamak istiyoruz Plansız gelişme kötü örnekler bıraktı sağımıza solumuza. Araştırmalar yaparken bize beldemizi en iyi koruma sağlayacak olanın Citta Slow kriterleri olduğunu gördüm. 2 yıl önce Belediye'ye sunduk ve çalışmalara başladık" diyor Denktaş. Bu andan itibaren halkın bilinçlendirmesi başlandı. Afişler hazırlandı. Nisan'da yapılan referandumda da oy kullanan bin kişinin yüzde 95'i "evet" deyince Citta Slow resmen kabul edilmiş oldu. Haziran ayında da resmi olarak uluslararası belgelerini aldılar. Bir tatil beldesi olmasına karşın Akyaka'da barlar sokağı yok; gece kulübü de. "Geldiğinizde hiç sıkılmadınız mı" diye soruyorum Denktaş'a; hemen "niye sıkılayım ki" diye başka bir soru soruveriyor. "Burada kendime vakit ayırıyorum. Cam işliyorum, sörf yapıyorum, bisiklete biniyorum, konseyde görevliyim, turizmle ilgileniyorum. İstanbul'da eğlence var da kim ne kadarını görebiliyor. Orada işe gidip gelmem her gün 3 saat sürüyordu. Şimdiyse her dakikamı kendime ayırıyorum."

HEİKE İDİ BAHAR OLDU

Akyaka'ya gönül verenler arasında en ilginç isim ise bence Heike Thol-Schmitz (50) var; ya da yeni ismiyle Bahar Suseven. 25 yıl önce Akyaka'ya tatile gelmiş; geliş o geliş. Girit'te tanışıp evlendiği eşi Thomas ile buraya yerleşme kararı almışlar. Sadece yerleşmekle kalmayıp Gökova ve Akyaka'yı Sevenler Derneği'ni de kurup başkanı olmuş. Heike olan ismini Türk vatandaşı olduktan sonra "Bahar", soyadını da deniz tutkusu nedeniyle "Suseven" olarak değiştirmiş. Muhteşem bir Türkçesi var. "Citta Slow sayesinde bir turizm çerçevesi çizildi. Bu noktadan geriye dönüş yok. İlkelerin üzerinde durmalısınız, yoksa geri alırlar. Akyaka sakin kent ise burada kimse diskotek beklemesin. Akyaka gelecekte ucuz giyilip atılan bir tişört yerine kaliteli ve yıllarca aynı kalacak bir gömlek olmalı" diye umutlarını anlatıyor.

CITTA SLOW DEYİNCE AKAN SULAR DURUR

Akyaka'nın Belediye Başkanı Ahmet Çalca, "Citta Slow deyince akan sular durur" diyor. "Bir salyangozun ismi geçtiğinde aklımıza, evi sırtında, kendisine has yiyecekler arayan, gürültüden etkilenen, kendi kimliğini genlerinden gelen özellikleri taşıyan bir canlı gelir. Biz de öyleyiz" diye anlatıyor. Özellikle tarihi Akyaka evlerine dikkat çeken Çalca şöyle devam etti: "Evlerimizde ünlü mimar Nail Çakırhan'ın imzası vardır. Kendi evi Ağa Han Ödülü alınca geri kalanları da ondan esinlendi. İki kattan fazlasına izin yok. Zaten burası 1988'de Özel Çevre Koruma alanı ilan edildi."

Bilge Eser / SABAH