Sektörel

Gurbetçi artık gayrimenkule para yatırmıyor

Bir zamanlar yaz aylarında emlak piyasasının hareketlenmesine sağlayan gurbetçiler artık Türkiye'de gayrimenkul satın almıyor.

3. kuşak gurbetçilerin artık babaları ve dedelerinin aksine Türkiye'den gayrimenkul alma yönünde eğilim göstermediği belirtilirken, 4. kuşakla birlikte gurbetçi tanımının da 'Almanya Türkleri, Fransa Türkleri' olarak değişeceği öngörülüyor.

Bu yıl seçim nedeniyle gurbetçiler, geçtiğimiz yıllara göre daha yoğun şekilde yaz tatili için Türkiye'ye gelmelerine rağmen, piyasayı hareketlendirmesini bekleyen esnafın beklentilerini karşılayamadı.

Türkiye'de gurbetçilerin yeterince alışveriş yapmamaları, AB'nin 2001 yılında avroya geçişiyle birlikte gelirlerinin azalmasına bağlansa da, 3. kuşak gurbetçi profilindeki köklü değişimin de bunda etkili olduğu düşünülüyor.

Konya'daki sarraflar, eskiden bol miktarda altın alıp satarak sektörü hareketlendiren gurbetçilerin, bu yaz altın piyasasına olumlu ya da olumsuz katkısı olmadığını, artık gurbetçilerin altın sektörünü etkileyen bir unsur olmaktan da çıktığını belirtti.

Sarraflar, gurbetçilerin bu yaz aylarında davet edildikleri düğüne, düğün hediyesi almak gibi zorunlu durumlarda sarrafa uğradığını, artık eskiden olduğu gibi kendileri için bol bol altın takılar alan gurbetçiye sıkça rastlanmadığını vurguladı.

-EMLAK SEKTÖRÜ-

Gurbetçilerin en etkili olduğu sektörlerden biri olmasıyla bilinen emlak sektörü de bu yaz beklediğini bulamadı.

Konya Emlakçılar Odası Başkanı İsmet Çakır, yaptığı açıklamada, pek çok sektörde olduğu gibi emlak sektöründe de gurbetçi kaynaklı bir hareketlilik yaşanmadığını ifade etti.

Avrupa'ya ilk giden gurbetçiler olan 1. kuşağın kazandıklarının tamamına yakınını, Türkiye'de, ev, iş yeri veya arsa alarak emlağa yatırdığını anlatan Çakır, 'İlk gidenlerin çocukları olan 2. nesil gurbetçi de benzer yatırım davranışları gösterdi. Durum böyle olunca her yaz emlak sektörü hareketleniyordu. Ancak 3. kuşak gurbetçinin profili, ülkeye sadece tatil amaçlı gelme yününde' dedi.

Çakır, yeni nesil gurbetçilerin ülkeye yatırımı düşünmediği gibi, babalarından kalan Türkiye'deki gayrimenkulleri satıp yaşadıkları ülkede satın alma yoluna gittiğini belirterek, çoğunun Türkiye'yi emeklilikte dönülecek bir yer olarak görmediklerini dile getirdi.

-'GURBETÇİ ARTIK PARA HARCAMIYOR'

Konya Esnaf ve Sanatlarlar Odaları Birliği Başkanı Bekir Duvarcı, son yıllarda geliri azalan gurbetçinin küçük esnafın beklentilerini karşılayamadığını belirterek, 'Gurbetçi, artık para harcamıyor. Bu nedenle ayakkabı ve tekstil başta olmak üzere tüm küçük esnafımız bu yaz gurbetçilere mal satamadı. Yani gurbetçilerin esnafa bir katkıları olmadı' dedi.

Gurbetçilerin artık Türkiye'de eskiden olduğu gibi düğün de yapmadıklarını anlatan Duvarcı, 'Eskiden gurbetçi düğünlerini ağırlıklı olarak burada yaptığı için, tüm ihtiyaçlarını da esnafımızdan karşılardı. Artık düğünlerini de bulundukları ülkelerde yapmayı tercih etmeye başladılar. Artık esnafımızın gurbetçilerden bir beklentisi de kalmadı' diye konuştu.

-GURBETÇİYE SOSYOLOJİK BAKIŞ-

Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah Topçuoğlu, yurt dışına çalışma amacıyla giden ilk işçilerin amacının, çalışıp para kazanmak ve en geç emekli olduklarında Türkiye'ye dönerek, hayatının geri kalanını memleketinde tamamlamak olduğunu belirtti.

Bu yüzden ilk kuşak gurbetçilerin tüm birikimlerini kendi köyüne, kasabasına ya da şehrine gayri menkul yatırımı olarak harcama eğiliminde olduğuna dikkat çeken Topçuoğlu, '1970'li ve 1980'li yıllarda ilk kuşak her yıl yaz aylarında izinini geçirmek üzere kendi memleketine gelir, gayrimenkul alırdı. Anadolu'ya bakınız, birçok gurbetçi kendi köyüne ev yapmıştır. Ülkesine dönme fikri sebebiyle, ilk kuşak çalıştıkları ülkenin kültürüne uzak durmuştur' dedi.

-'3. KUŞAK, GERİ DÖNMEYİ ASLA DÜŞÜNMÜYOR'-

İlk kuşağın, tıpkı iç kırdan kente göç dalgasında olduğu gibi kendi kültür adacıklarını oluşturduğunu, içe kapanık bir yaşamı tercih ettiğini vurgulayan Topçuoğlu, şunları kaydetti: 'Bu kuşak sadece gayri menkul yatırımı yapmakla kalmaz, diğer ihtiyaçlarını da kendi memleketinden temin ederek yurt dışına beraberinde götürürdü. Bu yüzden sadece emlak sektörü değil, diğer sektörlerde de yaz aylarında bir hareketlilik yaşanırdı. Birinci kuşağın büyük bölümü şimdilerde Türkiye'ye dönmüştür. İkinci kuşak tam bir ara kuşak olup ne Avrupalı ne de Türkiye'li olabilmiştir, kararsız kalmışlardır. Ancak yatırım eğilimi olarak birinci kuşağa benzer davranışlar göstermektedirler. Bunların çocukları olan ve şimdilerde çalışma hayatına girmiş olan üçüncü kuşak, öncelikle kültürel açıdan kopuşu yaşamaktadır. Türkçeyi zorlukla konuşan bu kuşak Avrupa yaşam tarzını benimsemiştir.

Babaları ile birlikte geldikleri Türkiye onlar için sadece tatillerini geçirdikleri bir ülkedir. Türk yaşam tarzı onlara yabancıdır. Geri dönmeyi asla düşünmüyorlar. Sonuç olarak, nasıl ki bizler yaşamayı düşünmediğimiz yabancı bir memlekette yatırım yapmayı düşünmüyorsak, onlar da Türkiye'de yatırım yapmayı düşünmüyor.'

Topçuoğlu, yeni yetişmekte olan dördüncü kuşak ile kültürel kopuşun tamamlanacağını belirterek, 'Bundan sonraki yıllarda dördüncü kuşağı 'gurbetçi' olarak tanımlamak yerine Almanya Türkleri, Fransa Türkleri, Danimarka Türkleri gibi adlandırmalar duyacağız' diye konuştu.