Genel

Hüseyin Aslan: İzmir'in yüzde 40'ı kiracı!

Hüseyin Aslan Habertürk Egeli Gazetesi'nde kentsel yaşam ve konut konulu yazısını kaleme aldı. Kentsel yaşam, bireysel, toplumsal ilişkileri, o kentin sosyal dokusunu ve kentte yaşamanın ortak sorumluluğunu paylaşmayı ifade etmektedir...

Kentler sadece caddelerden, sokaklardan ve konutlardan oluşan fiziksel yapılar değil, odağında insan olan ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yaşam alanlarıdır. 


Kentsel yaşam, bireysel, toplumsal ilişkileri, o kentin sosyal dokusunu ve kentte yaşamanın ortak sorumluluğunu paylaşmayı ifade etmektedir. 


Yerel yönetimlerin esas görevi de, insan odaklı kentsel yaşamı kolaylaştırmak, güzelleştirmek ve zenginleştirmektir. 


Çoğulcu ve katılımcı demokrasilerde kentsel yaşamı zevkli ve anlamlı kılabilmek için yerel yönetimler; sosyal katmanlarla, sivil toplum örgütleriyle, özel ve kamu sektörleriyle "ortak vizyon" geliştirerek kentsel yaşamı ortak akılla, birlikte düzenlemelidirler. 


İmarlı, planlı, fiziki ve sosyo-kültürel alt yapısı tamamlanmış, yeşil çevre dokusuna sahip bir kentte yaşamak; temel insan haklarının gereğidir. Bu temel insan haklarını yaşam biçimine dönüştürmede en önemli görev; hiç kuşkusuz belediyelere düşmektedir. 


Kent dokusu, gecekondulaşma, sağlıksız kentleşme, otopark sorunu, dar cadde ve sokaklar, kent içi ulaşım problemi, parkbahçe ve yeşil alan yetersizliği, kontrolsüz göçten kaynaklanan ekonomik ve sosyal problemler, işsizlik, gelir dağılımı adaletsizliği, İzmir'i "yaşam koşulları zor" bir kent haline getirmiştir. 


İZMİR'İN %40'I KİRACI 


İnşaat sektörü, ekonomiyi sağladığı katma değer, yarattığı istihdam ve irili-ufaklı 150'nin üzerindeki yan sektörleri doğrudan etkilemesi dolayısıyla ekonomik açıdan çok önemli bir sektördür. 


Bu nedenle iktisatçıların üzerinde birleştikleri ortak nokta, enflasyonun ve işsizliğin arttığı, büyümenin yavaşladığı, gelir dağılımının bozulduğu dönemlerde, ekonominin makro-mikro dengelerinin yeniden sağlanmasında kullanılacak en etkili araç, konut sektörüdür. Ekonomik durgunluktan çıkışın yolu da; konut sektörünün özendirilerek canlandırılmasıdır. 

Bu konuda Hükümet'e ve belediyelere önemli görevlerin düştüğü kuşkusuzdur. 


İzmir'de bir yandan konut ihtiyacı, diğer yandan da sektörde ciddi bir durgunluk vardır. Buna karşın Hükümet, sektörü canlandıracak enerjik bir tutum sergilememektedir. 


İzmir'de yurttaşlarımızın %40'ı kirada oturmakta, mevcut konutların da %60'ı deprem kuşağında olduğundan yaşamı ciddi bir biçimde tehdit etmekte ve bu da, "kentsel dönüşümü" acil bir ihtiyaç haline getirmektedir. 


KONUKLAR UYGUN DEĞİL 


Buna karşılık, TOKİ'nin uygulamaları bugünkü haliyle, İzmir'de ne konut sorununu çözebilir ne de insanları mağdur etmeden sağlıklı bir Kentsel Dönüşüm operasyonunu yapabilir. 


Ne yazık ki TOKİ anlayışına dayalı yapılaşma, İzmir'in de insanın da dokusuyla ve doğal yaşam anlayışıyla örtüşmeyen bir yapılaşmadır. 


Yerel yönetimlerin "Ege-Koop"la "kentsel dönüşüm" alanındaki yeni kooperatifleşme modeliyle kentsel dönüşüm operasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştirmesi açısından tek akılcıl yöntemdir. 


Ege-Koop; bugüne kadar İzmir'in 12 ilçesinde, 13 farklı projeye dayalı talep örgütlenmesini üretime dönüştürerek İzmir'e her türlü fiziki, sosyal, kültürel, eğitim-iletişim alt yapısıyla, yeşil çevre dokusuyla 13 çağdaş kent parçasını kazandırmıştır. 13 Ayrı bölgede toplumun neredeyse her kesimini kapsayan, adı konmamış 13 kentsel dönüşüm projesini Ege-Koop'un başarıyla uygulaması, bu konuda "Ege-Koop Modeline" olan ihtiyacı güncel hale getirmiştir. 


Sonuç olarak, Konut sorunu çözülmeden ne kentsel sorun, ne de insan odaklı ekonomik ve sosyal sorunlar çözülemez. 


Hüseyin Aslan/ Habertürk Egeli