İmar

İmar rantlarından kamunun pay alması!

İstanbul Ticaret Gazetesi yazarlarından Osman Arıoğlu bugünkü köşes yazısında imar rantına yer verdi. İşte yazının devamı...

Kent rantlarının vergilendirilmesi, üzerinde en çok konuşulan konulardan biri olagelmiştir. Geçen hafta Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, şehirlerdeki imar artışından kamunun pay almasına yönelik düzenlemeyi tamamlamak üzere olduklarını ve bu düzenlemenin 2015 yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe konulacağım belirtti. 

Yapılacak düzenlemenin tam olarak ayrıntıları bilinmemekle beraber sistemin imar artışlarının belirli bir oranının başta belediyeler olmak üzere kamuya aktarılması şeklinde olacağım söyleyebiliriz. Bu aktarımın ne zaman ve ne şekilde yapılacağı da yine tam olarak bilinmiyor. Bu konuda basına yansıdığı kadarıyla bu aktarım inşaat ruhsatı alımı aşamasında olacak gibi görülüyor. Konuya ilişkin açıklamanın ardından inşaat sektöründen birçok iş adamının görüşü de yine kamuoyuna yansıdı. 

Bu görüşlerde ana nokta belirlenecek oranın makul olması ve özellikle rayiç bedelleri düşük olan yerler için farklı oran belirlenmesi şeklindeydi. 

Bize göre, imar artışlarından belirlenen objektif kurallara göre kamunun pay almasından daha doğal bir şey olamaz. Ancak burada önemli olan sistemin objektif bir şekilde ve geriye dönük olmaksızın ortaya konulmasıdır. Öncelikle bundan sonra imar artışı olacak inşaatlar kapsanmalıdır. 

Düzenlemede bu şekilde olacağım zannediyorum. 

İnşaat sektör temsilcilerinin de altını çizdiği gibi, kentsel dönüşüm projelerinin de gündemde olduğu şu sıralarda altından kalkılamaz bir oranın belirlenmemesi önemlidir. 

Kamuoyunda telaffuz edilen yüzde 50-60 gibi oranlar özellikle kentsel dönüşüm projelerim ciddi olarak zora sokabilecektir. Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinin bu kapsamdan istisna tutulması düşünülebilir. Alınacak bedelin inşaat ruhsatı sırasında tamamının ödenmesinin talep edilmesi de inşaat sektörü üzerine önemli bir yük oluşturabilecektir. Ayrıca belirlenecek kamu payı bedelinin en azından önemli bir bölümünün inşaatın tamamlanması durumuna göre dağıtılması bu yükü daha taşınabilir hale getirecektir. 

Bir önemli konu da rayiç bedelin mi, yoksa emlak vergisi için öngörülen değerin mi esas alınacağı konusudur. Her ne kadar yeteri sayıda emlak bedeli belirlenmesi konusunda yetki almış kurum bulunmaktaysa da herhangi bir ihtilafın ortaya çıkmaması ve sistemin daha hızlı çalışabilmesi bakımından emlak vergisine esas olacak arsa ve inşaat metrekare birim değerlerine göre bu bedelin alınması düşünülebilir. Üstelik bu inşaat firmaları bakımından değer tespitine ilişkin ilave külfeti de ortadan kaldırabileceği için daha sağlıklı çalışabilir. Böyle yapılması durumunda kimsenin başka bir arayış içerisine girme çabası da olamayacaktır. 

Sonuç olarak imar artışlarından kamunun yapılacak düzenlemeye göre pay alması özellikle belediyelerin hizmet kalitelerini artırmalarında objektif yeni bir kaynak olacağı için yararlı olacaktır. 

Bu düzenlemeye ilişkin açıklamanın şeffaflık paketinin bir parçası olarak yapılması da bize göre son derece doğru olmuştur. Bunun devamında kamu kurumlarınca hizmet türüne göre hizmet sürelerinin objektif kurallara göre belirlenip kamuoyuna ilan edilmesi ve buna haklı neden olmaksızın uymayan kamu görevlilerinin sorumlu olacaklarının belirlenmesi Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla tekrar ettiği "hakim değil, hadim devlet görevlisi olma" anlayışının herkes tarafından özümsenmesine son derece yarar sağlayacaktır. 


İstanbul Ticaret