Sektörel

İnşaat sektörü eğitim konusunda ikiye bölündü!

İMO Başkanı Oğuz, en büyük sorunun eğitimsizlik olduğunu belirtirken, İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Karataş "Herkes eğitimli olsun demesi kolay, hadi gelin eğitin bakalım" dedi..

İNŞAATLARDA yaşanan iş kazaları, inşaat sektörünü karşı karşıya getirdi. Türkiye'de uygulanan sistemin dünyanın hiçbir yerinde olmadığını belirten İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Başkanı Cem Oğuz'un 'En büyük sorunumuz eğitimsizlik, dünyanın tüm ülkelerinde bu sektörde çok ciddi eğitimler veriliyor, önüne gelen müteahhit oluyor. Okuma yazma bilmeyenler ellerine tutuşturulan sahte belgelerle inşaatlarda çalıştırılıyor. Ustalar belli sınavlar sonucu işe alınmalı, herkesin usta ya da müteahhit olduğu bir sistem sağlam değildir' sözlerine karşı çıkan Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Deniz Karataş, bu güne kadar İMO ile birlikte 3 bin 5 yüz kişiye sertifika verdiklerini, inşaatlarda gerek yazılı, gerekse görsel uyarılarla iş güvenliğinin önemine dikkat çektiklerini ancak hala kazaların önüne geçilemediğinin altını çizdi. Karataş, "Bu sorun sadece sertifika vermekle çözülmez. Denetim mekanizmasının ve çalışanın bilincinin de artması gerekir" ifadelerini kullandı. 


MÜTEAHHİDİN AYAĞI TOZLU OLUR

Bir iş yerinde kazanın yaşanması halinde konunun sebep-sonuç ilişkisi içerisinde iyice aydınlatılmadan müteahhidin iş yapmaması gerektiğini savunan Karataş, kendisinin de bir ayağının inşaatlarda olduğunu belirterek, müteahhitlerin inşaatlarını periyodik olarak ziyaret etmesi gerektiğini vurguladı. 'Müteahhitler benim meslektaşımdır ancak, ben bürosunda oturan bir müteahhit değil; şantiyesine periyodik olarak gidip gelen, şantiyesine emek ve zaman harcayan zihniyeti istiyorum' diyen Karataş, "Pırıl pırıl kundura giyen müteahhit bizden değildir. 

Müteahhidin ayakkabısı tozlu olur" diye konuştu. 


DEMESİ KOLAY! 

Müteahhitlerin vasıfsız işçileri topluma kazandıran unsurlar olduğunu ifade eden Karataş,"Biz hiç kimseyi yeteneksiz diye atamayız. Tabi ki ona yetenek kazındırmak bizim boynumuzun borcudur. Benim gönlüm ister ki, herkes mimar, mühendis olsun. Ama müteahhit veya işçi hangi okulu okusun? Herkes eğitimli olsun demesi kolay, hadi gelin eğitin bakalım. Veya bir adam eğitimsiz diye çöpe atın bakalım. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Bir şeyi söylerken ülkenin gerçeklerini göz önünde bulundurarak söylemek lazım. Her zaman ülkenin gerçeklerini ve mevcut ekonomik konjonktürünü düşünerek konuşmamız lazım" dedi. 


İŞÇİLERİN DE KABAHATİ VAR

 Kabahatin sadece müteahhitte aranmasının doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyen Karataş, sorumluluktan kaçmadıklarını belirterek, "Şimdi burada malzemeyi üretenin, malzemeyi denetleyenin, bizlerin istihdam etmekle yükümlü olduğu şantiye şefinin ve tüm bu malzeme ve ekipmanları kullanmak sureti ile yüzde yetmişi iş gücüne dayalı olan sektörümüzde çalışan işçilerinde kabahati vardır. Biz periyodik olarak yaptığımız işleri denetlemekle mükellefiz ve denetliyoruz. Önlem alıcı yazı ve levhaları binanın dört bir tarafına gerek yazılı, gerek görsel uyarılarımızı da yapıyoruz. Burada inisiyatif müteahhit veya işçiden ziyade, mühendislik, mimarlık teknik yeminini etmiş olan kesimde daha çok vardır" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin mevcut yapısının iş güvenliği konusunda yeterli eğitim vermekten eksik kaldığını belirten Deniz Karataş, "Tabi ki eğitimden yanayız. İnşaat Mühendisleri Odası 3 bin 500 kişiye sertifika verdi. İşçilerimiz sertifikalı. Ama hala kazaların önüne geçilemedi. Bu mesele sadece sertifika vermekle olmaz. Denetim mekanizmasının ve çalışanın bilincinin de artması gerekir. Yoksa biz hiç kimseye sen yeteneksizsin deyip iş yapma diyemeyiz" şeklinde konuştu. 


'HERKESİ UYARAMAYIZ' 

İstanbul'daki 18 kişinin hayatına mal olan asansör faciasını da hatırlatan Karataş, müteahhitlerin inşaatlarını periyodik olarak ziyaret etmesi gerektiğini belirterek "Bundan çok derin bir üzüntü duyduk. Ancak o asansörü müteahhit de kullanmalı ki oradaki eksiklikleri görmeli. Müteahhit periyodik kontrollerini yapmalı, şantiye şefi de binadan hiç ayrılmamalı. Ancak insan faktörünün olduğu ortamlarda zaman zaman, hataların yapılıyor olması kaçınılmaz bir gerçektir. Biz her işçimize kemerini tak! Baretini tak! Senin de başına şu adamları dikiyorum, onun da başlarına başkalarını görevlendiriyorum diyerek bir yere varamayız" dedi. 


VASIFSIZ DİYE İŞSİZ Mİ KALSIN!

 Antalya'daki iş gücünün yüzde yirmisinin inşaatlar tarafından karşılandığını kaydeden Karataş, "İşsizliğe de vasıfsız işçilere de bir anlamda iş vererek sosyal güvenliği de sağlamış oluyoruz. Aksi halde bu kişiler aç kalırlar ve hayatlarını geçirebilmek için farklı illegal metotlara girerler. Bu insanları bir nevi buralardan da uzaklaştırmamız gerekiyor. Vasıfsız işçi varsa işsiz mi kalsın! Bir insanın taş üstüne taş koyacak gücü varsa bu memlekette başımızın üstünde yeri vardır. Çalıştırmak zorundayız. Dolayısıyla amaç vasıfsız işçi değil; vasıfsız insan olmaması yönünde olmalı" diye konuştu. 


KAPIYI MÜHÜRLEYELİM 

Son zamanlardaki sıkı denetimler ve kapatılan inşaatlarla ilgili de konuşan Karataş, "Biz denetimden kaçmıyoruz, ancak denetimler ceza kesme mantığı ile olmamalı. Nasıl önlem alınır da iş güvenliği sağlanır ve iş kazaları eksilir şeklinde olmalıdır. Amaç bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir. Ben hiçbir müteahhit meslektaşımın şu iş yapılsın da gerekirse işçi ölsün diye düşündüğüne inanmıyorum. Hiç kimse böyle hukuki bir sorumluluğun içine asla girmek istemez. Üretimin önünü kesmemek adına, üreticiye fırsat vermek gerekiyor. Yasakçı, cezacı zihniyetlerle sonuç verimli olmaz. O zaman Türkiye'nin kapısına bir mühür vuralım" ifadelerini kullandı. 


Hürses Antalya