Sektörel

İnşaat sektöründe KDV sorunu!

Yeni Şafak Gazetesi köşe yazarı olan Ahmet Ulusoy bugünkü yazısında inşaat sektöründe KDV sorununa ilişkin açıklamalarda bulundu. İşte o haber...

Geçen hafta (26 Mayıs) Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Vergi Hukuku Platformunun birlikte düzenlediği “Güncel Gelişmeler Işığında Katma Değer Vergisi (KDV)” temalı kongreye katıldık.  Kongrede KDV hem teorik hem de uygulamada yaşanılan gelişmeler ışığında 2 ayrı oturumla masaya yatırıldı. İlk oturumda KDV teorik, mevzuat temelli gelişmeler ışığında ele alınırken; ikinci oturumda ise daha çok uygulama ayağı esas alınarak sektörel bazda yaşanılan gelişmeler ve sorunlar tartışıldı.


Bu yazı kapsamında, ‘İnşaat sektöründe KDV sorunlarını ve iadesini’ ele alan eski Gelirler Baş Kontrolörü (YMM) Sakıp Şeker’in sunumundan alıntılar yapılarak konu-sorunlar anahatlarıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır.


**


Bilindiği gibi inşaat sektörü üretime-milli gelire, istihdama ve ihracata katkısıyla, yüzlerce meslek dalını ilgilendirmesi sebebiyle ekonominin önemli sektörlerinden birisi, lokomotifi kabul edilmektedir. 


Devletin en büyük altyapı inşaatları alıcısı ve konut satıcısı olduğu sektörün, halen kayıt dışı ile anılması ise düşündürücü.


KDV’nin doğru bir şekilde işleyebilmesi için kayıt sistemi hayati önem taşıyor. Aslında KDV’de yaşanılan sorunların temelinde belge sisteminin sağlam bir şekilde oturtulamayışı yatıyor.


Bir de KDV mevzuatındaki kavram kargaşası giderilse (basitleştirilse ve taraflar mevzuattan aynı şeyleri anlasa) sorunlar büyük ölçüde azalacaktır.


**


Konut sektöründe net 150 m2 altında konut teslimlerinde, sosyal nedenlerle, indirimli KDV oranı uygulanıyor (yüzde 1). 150 m2 olduğu zaman KDV’niz yüzde 18 oluyor. Bazen 1 m2 nedeniyle bir evin değeri yüzde 17 (KDV farkı kadar) artmış oluyor. Bu durum mükellefi yasal olmayan uygulamalara yönlendiriyor. Oysa, yüzde 18 oranı sadece 150 m2’nin üzerindeki kısma (150 m2 ye kadar olan kısma yine yüzde 1, sonrasına yüzde 18) uygulansa sorun çözülebilir.


Net 150 m2’ye kadar olan konut sosyal konuta girer mi, dolayısıyla teşvik edilmeli mi, konusu da başka bir tartışma alanı.


**


Maliye Bakanlığı haklı olarak, iade doğuran işlemlerdeki yüklenilen KDV’yi mükellef doğru şekilde hesaplamalı diyor. Fakat bu iş o kadar basit değil.


Düşünün ki 300 konutluk bir inşaatınız var. Konutların 40 tanesi birinci yılda bitti. 55’i sonraki 6 ayda bitti. Bir kısmı ertesi yıl bitti. Siz bir taraftan sattınız ve iade almaya başlıyorsunuz. Maliye Bakanlığının bakışına göre bu 300 konutun bünyesine giren her konut için her birine hangi faturadan kaç tane tuğla koyduğunuzu kaç gram çimento harcadığınızı, ne kadarlık işçi yevmiyesi verdiğinizi yazmanız gerekir. Bunun sebebi faturaya/belgeye bağlı bir iade yönteminin bulunması.


Maliye Bakanlığının bu duruma uygun davranıp davranmadığınızı tespit edecek bir bilgi-teknoloji alt yapısı da var. Onu bulup sizin önünüze koyabilir. Bu yönüyle tebrik etmek lazım tabii. Fakat bu yapı sürdürülebilir değil ve iş yükünü artırarak tarafları yormaktadır.


Ayrıca, sadece satılan malın(dairenin) bünyesinde bulunan KDV iade alındığında, stokta kalan inşaat halinde veya yarı mamul olarak duranların KDV’si işletmenin üzerinde ciddi bir finansman yükü olarak kalmaktadır.


**


İnşaat sektöründe en önemli sorunlardan birisi devreden KDV sorunu.


Devreden KDV mükellefin üstünde kaldığı sürece KDV’de hiçbir sorun çözülemez.


Şu anda yaklaşık 140 milyar liralık devreden KDV (yani inşaat yapanların devletten faizsiz ve vadesiz alacağı) var.


Her yıl 115 milyar liraya yakın bir devreden KDV ekleniyor bunun üzerine. Geçmiş yıllarda rakamlar küçüktü. Ekonomi daraldıkça (satışlar azaldıkça) stoklar artıyor ve devreden KDV de büyüyor.


**


Uygulamada karşılaşılan başka bir sorun, kanuni dayanağı olmayan, zorunlu harcama değil diye bazı harcamaların iadeye tabi tutulmaması.


İlgili tebliğde mesela çocuk parkı, bahçe düzenlemesi, pergola, kamelya, spor alanı, çim ekimi v.s. zorunlu değilmiş. Aksine bu alanları zorunla yapmak, çocuklara oyun alanı içermeyen, çevreye dost olmayan, sosyal yaşama izin vermeyen ve oturacak bir bahçesi dahi olmayan evlere izin vermemek lazım.


İnsanların spor yapmalarını, sosyalleşmelerini, kültürel etkileşime imkan tanıyan daha yaşanılabilir bir yerleşim alanını teşvik etmek lazım. KDV iadeleri bu konsepte uygun yapıları caydırıcı değil, destekleyici rol oynamalı.


**


Başka bir sorun da denetim elemanlarının mükelleflere bakışı. Hepsi adeta vergi tahsil etmek üzere kodlanmış. Vergi iadesi yapmak istemiyor, eli titriyor.


Oysa iade, mükelleflerin imalat aşamasında yaptığı ödemeyi, kanuna dayanarak, geri istemesinden başka bir şey değil.


**


Eğer üreten bir ülke olmak isteniliyorsa üreticiyi devletin (dolayısıyla maliyenin) desteklemesi, tüketim vergilerinin işletme üzerinde yük olarak bırakılmaması gerekir.


KDV tarafsız olacak, yani hiçbir işletmenin üzerinde yük olmayacak denilerek başlatılmıştı.  Gelinen noktada bu amaç gelir elde etme (mali-fiscal) amacına feda edildi. Sistemin yapısı bozuldu.


Yapılması gereken KDV’yi ilk konuluş ruhuna-yapısına geri döndürmek.



Yeni Şafak