Sektörel

İnşaat sektörünün çehresi modern iskele sistemleriyle değişiyor!

Son 10 yılda Türkiye'de güvenlik standartlarındaki değişim ve inşaatların daha hızlı yapılma zorunluluğu, iskele-kalıp gibi alt sektörlerde dinamik bir dönüşüm süreci oluşturuyor...

TÜRKİYE son 10 yıldır adeta bir şantiyeyi andırıyor. Bir yandan altyapı, bir yandan konut inşaatları, her bölgede ve şehirde sayısız proje sürüyor. Ekonomiyi destekleyen 40'a yakın sektörü doğrudan, 70'e ulaşan ürün grubunu da dolaylı olarak etkileyen inşaat sektöründe, teknolojiden işçi güvenliği alanındaki yönetmelik değişikliklerine kadar hemen her alanda önemli bir değişim dinamiği var. Bu değişim iskele-kalıp gibi bazı önemi alt sektörleri de doğrudan etkiliyor ve büyümesini sağlıyor. Türkiye'deki inşaat sektöründeki dinamiklerin değişimini Avusturyalı Doka Kalıp İskele Türkiye Genel Müdürü Ender Özatay ile konuştuk. 


İKİ ÖNEMLİ DİNAMİK

Ender Özatay son birkaç yıldır özellikle iskele-kalıp sektöründeki hızlı büyümeye dikkat çekiyor. Bu büyümenin ardında birkaç farklı dinamik olduğunu belirten Özatay, sektörün çehresinin değiştiğini, "kara kalıptan", modern kalıp ve iskele sistemlerine doğru önemli bir değişim yaşadığına dikkat çekiyor. Özatay şöyle diyor: "Son üç yılda inşaat sektöründe bir gelişme oldu. Şirketimizin kurulduğu ilk günden bu yana söylediğimiz 'Daha hızlı, daha güvenli' mottosu Türkiye'de de trend olmaya başladı. Bizim kartlarımızın arkasında 'Önce güvenlik' yazıyor. Biz 40 yıl önceden bunu yazıyorduk. Şirketimizin iki prensibi var: Daha hızlı ve daha güvenli çalışılması. Daha güvenli olma konusu, maalesef Türkiye'deki iş kazaları nedeniyle kamuoyunun da etkisiyle çok ön plana çıktı. Daha güvenli kalıp sistemlerinin kullanımı arttı. Şartnameler değişti, değişmeye de devam ediyor. Bu da bizim gibi endüstriyel kalıp üreticilerinin iş hacmini artırdı. Sadece bizim değil, herkesin iş hacmi arttı."


"KARA KALIPTAN" MODERN KALIBA 

Burada en büyük değişim bizim tahta kalıp ya da kara kalıp dediğimiz yöntemden modern kalıplara geçiş alanında yaşanıyor. Ülke şartlarına göre kullanılabilen, hızı, güvenliği ve kaliteyi yükselten pek çok yöntem var. Özatay kalıp kullanımı ile ilgili şu bilgileri veriyor: "Türkiye'de kara kalıp kullanımı yüzde 40-60 arasında değişiyor. Ankara'nın doğusunda bu oran yüzde 70'e kadar çıkıyor. En modern hastaneler bile kara kalıp ile yapılıyordu. Sebebi ise 'daha hızlı ve daha güvenli' bilinci henüz oluşmamıştı. Şimdi Ankara'nın doğusu da değişiyor. Daha güvenli olması konusu, kanunlar ve yaptırımlarla sağlanmaya çalışılıyor. Daha hızlı olmasının etkisi ise Türkiye'de işçilik fiyatlarının çok hızlı artmaya başlamasıyla görülmeye başlandı. İnşaat sektörü çok hızlı büyüyor, böyle olunca da yetişmiş iş gücü bulmak zorlaşıyor. 


İşi hızlı bitirmek istiyorsunuz ama işgücü yetersiz olduğu için bitiremiyorsunuz. Bu defa kara kalıpla uğraşmayıp, 10 işçiyle yapılacak işi iki işçiyle yapmayı ve işi hızlı bitirecek bir sistem geliştirmeyi düşünüyorsunuz. Orada karşınıza endüstriyel kalıplar ortaya çıkıyor. Bu arada iş kazası olduğunda şantiye 30 gün kapatılıyor. 30 gün kapanmasının maliyeti bütün şantiyenin kalıp maliyetinden fazla oluyor. Yaptığınız inşaatı satamıyorsunuz, sattığınızı teslim edemiyorsunuz ve bu yüzden imajınız ciddi zarar görüyor. İşte bu konulardaki hassasiyetler nedeniyle sadece bize değil, herkes çift haneli büyüyor." 


"Çevre ülkelerin merkeziyiz" 

Ender Özatay, yerlilik oranlarını yükseltmek ve bazı ürünlerin üretimini Türkiye'de yapmak için merkezle görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Özatay şunları söyledi: "1999 yılında Avusturya Doka Türkiye'de kendi firması olan Doka Kalıp İskele San. ve Tic. A.Ş.'yi kurmuş. Ardından 2008 yılında bizim de yer aldığımız Gebze'deki tesisler kurulmuş. Bu tesisler Kafkaslar, Türk Cumhuriyetler, Azerbaycan, Suriye, Irak gibi çevre ülkelere merkez şeklinde hizmet veriyor. Ciromuzun yüzde 30- 40'ı ihracattan, yüzde 60-70'i iç pazardan geliyor. Ürünlerimizi ağırlıklı olarak Avusturya'dan tedarik ediyoruz ama Türkiye'de de onaylı tedarikçilerimiz var. Üretim anlamında Türkiye'de yüzde 12-15 arasında yerli kullanım söz konusu." 


Para