Genel

İNTES: İnşaat demiri ithalinde yüzde 15 fon kaldırılsın!

Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) inşaat demirinde yaşanan fiyat artışının frenlenmesi için inşaat demiri ithalinde yüzde 15, kütük demir ithalinde ise yüzde 22.4 olarak uygulanan fonun kaldırılmasını istedi

Fonların kaldırılmasının geçici bir tedbir olarak kullanılabileceğini bildiren İNTES, "Bu fonlar kaldırıldığında görülecektir ki, Türkiye'deki üreticiler derhal fiyatlarını bu ölçüde azaltacaktır. Bu şekilde ton fiyatları dünya ortalaması düzeyi olan bin 250 liraya gerileyecektir" dedi.

İNTES, inşaat sektöründe giderek büyüyen bir sorun haline gelen demir fiyatlarında yaşanan artışı mercek altına alarak çözüm önerilerini de içeren bir rapor hazırladı. Raporda, demir üreticilerinin Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki olaylardan dolayı ihracatın azalması nedeniyle kapasitesini yüzde 30 seviyesine indirdiği, kapasite düşüklüğünün faturasının ise aşırı zam yapılarak tüketiciye yansıdığı kaydedildi.

Gelinen noktada demir fiyatlarının dünya ortalamasının yüzde 20 oranında üzerinde olduğu, dünya fiyatlarına paralel olarak Türkiye'de de demirin ton fiyatının ortalama bin 250 lira olması gerektiği ifade edildi. 300 liralık fiyat farkının sorunun temelini oluşturduğu kaydedilerek, inşaat demiri ithalinde yüzde 15, kütük demir ithalinde ise yüzde 22.4 olarak uygulanan fonun kaldırılması gerektiği kaydedildi.

İnşaat sektörünün en önemli girdileri olan demir, çimento, akaryakıt ve işçiliğin ülkenin genel ekonomik verilerine uygun fiyat artışı seyri izlenmesi gerektiğinin ifade edildiği raporda, zaman zaman konjoktürel, mevsimsel, üretim sorunları ve aşırı talepten doğn yüksek kar beklentileri ile bazı sektörlerin geçici heveslere kapıldığı kaydedildi.

Fiyat artışları spekülatif ve sanal

Demir fiyatlarındaki artışın inşaat sektörünü, yatırımları ve ekonomiyi olumsuz yönde etkilediği, bu acımasız artışların yatırımcıları ve sektörü umutsuzluğa, karamsarlığa ittiğinin ifade edildiği raporda, demir fiyatlarının artış seyri şöyle tespit edildi: "2010 yılı haziran ayı ile 2011 haziran ayı arasında üretici fiyatları endeks artışı yüzde 10,19 dur. 2010 yılı temmuz ayından bugüne Kardemir Fabrikası verilerine göre demir fiyatları yüzde 53,91 arttı. Bu yüksek artışlara karşın aynı dönemde;işçilik ücretleri yüzde 7 ile 9, akaryakıt fiyatları yüzde 18 ile 19 arasında arttı. Bu gerçekçi olmayan ve aşın talepten kaynaklanan yüksek kar beklentisine dayalı olduğu açıkça görünen yüksek fiyat artışlarını; döviz fiyatlarındaki artışla, enerji ve hurda maliyetleri ile açıklamak mümkün değildir.

Zira aynı dönemde, 20 temmuz 2010-20 temmuz 2011 tarihleri arasında Merkez Bankası efektif dolar artışı yüzde 7,9 olarak gerçekleşmiştir. İnşaat sektöründeki yatırımcı, sanayici ve müteahhit olarak tüm tarafların düşük karlarla çalışmaktan öz sermayeleri azalırken, demirdeki bu yüksek kara yönelik fiyat artışları spekülatiftir, sanaldır."

İnşaatta büyüme manipüle edilmemeli

İnşaat sektöründeki 'muhteşem büyüme'nin acımasız fiyat artışları ile manipüle edilmemesi gerektiğinin ifade edildiği raporda, kamuoyu ve inşaat sektörü temsilcilerinin, hurda temininde, demir üretiminde ve satışında rekabet oluşmadığına inandığına işaret edildi. Konut ve diğer bina inşaatlarında yüzde 15 ile 20 oranında maliyet oluşturan demir fiyatlarındaki yüzde 54'lük artışın konut fiyatlarında yüzde 8 ile 1 larasında artışa neden olacağı bu artışın ise vatandaşa yansıyacağı kaydedildi.

Fiyat farkı beyannamesi zorunla hale geldi

Kamu ile yapılan taahhüt sözleşmelerinin bazılarında demir fiyat farkı olmamasının da ayrı bir sorun oluşturduğuna yer verilen raporda, bazı sözleşmelerde ise demir fiyat farkının TEFE ve TÜFE artışlarına göre yüzde 7 ve yüzde 10 arasında yer aldığı kaydedildi. Raporda; "Her müdebbir tüccar ülkemizdeki malzeme fiyat artışlarını devletin resmi verilerini dikkate alarak ön görmekte ve buna uygun fiyatlarla ihalelere hazırlanmaktadır. Üyelerimizin bu artışlara dayanması ve işlerini bu şekilde sürdürmesi mümkün gözükmemektedir. Demirdeki fiyat artışlarının bu kadar yüksek olması bir fiyat farkı kararnamesini zorunlu kılmaktadır" denildi.

Demirdeki fiyat artışının inşaat sektörünün 200 alt sektörü ve tedarikçileri de olumsuz etkileyeceği belirtilerek "Kalkınma hamlesinde her sektör elini taşın altına koymak zorundadır. Camiamız bu denli büyük projeleri minimum karlarla ülke ekonomisine kazandırırken diğer sektörlerin fahiş karlara tevessül etmesi manidardır. Hepimizin aynı gemide olduğu gerçeğini hiçbir kurum, kuruluş ve gerçek ya da tüzel kişinin aklından bir an bile çıkarmaması gerekir" ifadelerine yer verildi.

Canan Sakarya / DÜNYA