Kent Haberleri

İstanbul'da yaşanan hava olayları ve sellerin nedeni aşırı betonlaşma!

Uzmanlar, İstanbul’da son dönemde sık sık yaşanan aşırı hava olayları ve selleri aşırı betonlaşmaya bağlıyor. Peki 2030'da nüfusu 17 milyona yaklaşması beklenen İstanbul, bu nüfus artışını karşılayabilecek mi?


İstanbul… Yedi tepeli şehir… Sayısız medeniyete ev sahipliği yapan Boğaz’ın incisinin rengi yavaş yavaş değişiyor. Uzaydan uydularla bakıldığında yeşil alan oranının her yıl giderek azaldığı gözlemleniyor. “Taşı toprağı altın” olarak bilinen İstanbul hızla betonlaşıyor. Kentin ikliminde de değişiklikler de göze çarpıyor. Tropik iklimleri aratmayan fırtınalar ve seller son dönemde sık sık İstanbul'la anılıyor.


İstanbul'a 18 Temmuz 2017 tarihinde son 32 yılın en yüksek yağışı düşmüş ve pek çok semt sular altında kalmıştı. Sadece günün ilk yarısında metrekareye Silivri'de 128 kg, Üsküdar'da 108 kg, Beykoz'da 85 kg, Sarıyer'de ise 80 kg yağmur yağmıştı. 27 Temmuz 2017 tarihinde de şiddetli yağışın ardından Taksim Tüneli sular altında kaldı.

 


İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne göre su baskınlarının sebebi küresel iklim değişikliği. Deutsche Welle Türkçe'nin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, "Küresel iklim değişikliği ile artan yağış oranları su baskınlarına neden olmaktadır" şeklinde açıklama yaptı. İBB'nin açıklamasında, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ, derelerin mevcut kesitlerini yeniden düzenleyerek, sel riskini ortadan kaldırmak amacıyla İstanbul’un muhtelif derelerinde ıslah çalışmalarına devam ediyor. 600 kilometrelik hedef ıslah çalışmasının 500 kilometresi tamamlanarak yüzde 80 oranında ıslah çalışmaları yapılmıştır” dendi. Ancak yapılan bu açıklamalar uzmanları ikna etmiyor.


“Aşırı betonlaşma sera etkisi yaratıyor”


TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükşehir Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Ali Hacıalioğlu su baskınlarından kentleşme politikalarında yapılan hataları sorumlu tutuyor. Hacıalioğlu, “Böylesi bir aşırı betonlaşma, yani bizim kentleşme politikamızın, yönetmeliklerimizin ruhunda adeta kentler betonarme binalar, otoyollar ve otoparklardan ibaretmiş gibi görünüyor. Her yer betonlaşmaya başlayınca doğal olarak bir sera etkisi oluşuyor, sera etkisi iklimi etkiliyor" diye konuştu.


Oluşan sera etkisinin ısı derecesini de etkilediğini söyleyen Hacıalioğlu, böylece iklim değişikliğinin meydana geldiğini söyleyerek şöyle devam etti: "Bunlara bağlı olarak ciddi bir şekilde altyapı yetersizliğinden dolayı aşırı yağışlar, yağmur suyunu emecek toprak alanı kalmadığından dolayı bir anda debisi yüksek su akıntıları ve su baskınları oluyor."


TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna da betonlaşmanın yol açtığı sorunlara dikkat çekti. Taksim ve çevresindeki plansız kentleşmenin sel riskini artırdığını söyleyen Suna, "Eskiden Taksim Meydanı komple beton muydu? Şimdi bir gram yeşil alan yok. Peki, bu, betonlaştırılan İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı'na yağan yağmur suyu nereye gidecek? Emecek toprak yok. Olduğu gibi orada birikecek” diye konuştu.


Park ve bahçe oranı yüzde 2,2


Dünya Şehirleri Kültür Forumu tarafından yayınlanan en son raporda, İstanbul'daki kamuya açık yeşil alan yani park ve bahçelerin kentin yüzölçümüne göre oranı yüzde 2,2 olarak gösterildi. Bu oran Moskova’da yüzde 54, Sydney’de yüzde 46, Viyana’da yüzde 45,5 ve New York’ta yüzde 27 seviyesinde. En düşük ise yüzde 2 oran ile Dubai.


Diğer yandan NASA'nın daha önce yayınladığı uydu görüntüleri İstanbul’daki betonlaşmayı ortaya koyuyor. Örneğin 1975 ile 2011 yıllarını kıyaslayan özel uydu görüntülerinde, İstanbul’da betonlaşmadaki artış çarpıcı boyutta. Kırmızı renkli yerler yeşil alanları temsil ediyor.

 

 


İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı açıklamaya göre, İstanbul'da mesire alanları da dahil toplam aktif yeşil alan miktarı 86 milyon 374 bin metrekare. Kişi başına düşen aktif yeşil alan oranı ise 8,49 metrekare.

 


Türkiye kentlilerinin yüzde 25,1’i İstanbul’da


İstanbul'da hızla artan nüfusun da beraberinde bazı sorunları getirdiğine dikkat çeken TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Suna kentsel dönüşüm projelerini de eleştirdi.

 

Nusret Suna

 


Suna, "Şu anda kentsel dönüşüm tümüyle mevcut binaları yerinde yenileme mantığıyla yapılıyor. Siz burada 10 hanelik bir yeri 13-14 haneye çıkarıyorsunuz. Durduk yerde o bölgenin nüfusunu artırıyorsunuz. Peki, nüfusu artırırken altyapıyı iyileştiriyor muyuz? Hayır iyileştirmiyoruz. Trafiği rahatlatıyor muyuz? Rahatlatmıyoruz ama olduğu şekilde bu nüfusu yüzde 30 artırıyoruz ve kenti yaşanmaz hale getiriyoruz” diye konuştu.


“Deprem toplanma alanlarının yüzde 75'i imara açıldı”


Uzmanlara göre, mega kent İstanbul'da beklenen büyük bir depremin yaşanması durumunda, insanların toplanacağı yer sayısı da kısıtlı. Hacıalioğlu, “İlk deprem olduğunda 1999’da o psikolojiyle birçok deprem toplanma alanı belirlendi. Ama daha sonraki süreçlerde o alanlarda yapılacak binalarla elde edilecek rant bu tehlikeden daha değerli oldu. Ve bu yönde birçok yer talebe bağlı olarak imara açıldı. Deprem tabii ki bizim ülkemizin bir gerçeği ama depremin felakete dönüşmesinin sebebi de yine bizleriz” dedi.

 


Nusret Suna, 17 Ağustos 1999 depremi sonrası, 490 küsur deprem toplanma alanı tespit edildiğini ancak bu yerlerin dörtte üçünün imara açıldığını belirtti. Suna sözlerine şöyle devam etti, "Bu alanların yüzde 75'inin hepsine inşaat yapıldı. Deprem toplanma alanı dediğimiz anda altyapısı hazırlanmış, orada vatandaşların ikamet edebileceği, temiz su, pis su giderlerinin, elektriğinin, altyapısının hazırlandığı deprem toplanma alanları olarak kabul ederiz. Bizim yöneticilerimizin söylediği okul bahçeleri, cami avluları, parklar, çocuk bahçeleri deprem toplanma alanı değildir. Onlar deprem anından geçici kaçıp bekleyeceğimiz yerlerdir” 

 

 

Birleşmiş Milletler’in “2016'da Dünya Kentleri” adlı raporunda göre, İstanbul nüfusunun 2030 yılında 16 milyon 694 bin olması bekleniyor. Bu da 2030’da kadar yılda ortalama yüzde 1,1’lik nüfus artışı anlamı taşıyor. Öte yandan, hazırlanan raporda Türkiye toplam nüfusunun yüzde 18,5’inin İstanbul’da ikamet ettiği belirtiliyor. Toplam kent nüfusunun ise yüzde 25,1’lik bölümü İstanbul’da yaşıyor.