Eğitim

İstanbul'u finans merkezi yapma hazırlıkları sürüyor

Başbakan Erdoğan, büyük bankaların ve Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınması ve İstanbul'un finans merkezi haline gelmesi hazırlıklarının sürdüğünü belirtti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, merkezi Ankara'da bulunan uluslararası çapta büyüklüğe sahip kamu bankalarını, başta Merkez Bankası olmak üzere İstanbul'a taşıma hazırlıklarının devam ettiğini belirterek, "Bu taşınma işlemleri de tamamlandığında İstanbul dünyanın en önemli finans şehirleriyle rekabet edebilir bir konuma yükselecektir" dedi.

Erdoğan, Türk İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu'nun (TUSKON) düzenlediği "Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü 2009"un Haliç Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki resmi açılışında yaptığı konuşmanın başında katılımcılara, "Türkiye'ye ve tarih kenti, medeniyetlerin buluşma merkezi İstanbul'a hoş geldiniz" diye seslendi.

Dünyanın çok değişik yerlerinden, değişik ülkelerin temsilcisi, en üst düzey yetkililerinin katıldığı böyle büyük bir iş zirvesinin hayırlı ve bereketli olması dileğinde bulunan Erdoğan, bugün ve bundan sonraki 3 gün boyunca yaklaşık 150 ülkeden 2 bine yakın ithalatçı firma ile Türkiye'den yaklaşık 3 bin yerli firmanın İstanbul'da buluşacağını kaydetti.

Erdoğan, bu platformun 120 bin iş görüşmesine zemin hazırladığını vurgulayarak, "Böyle büyük bir organizasyonu hem ülkem adına hem de küresel ekonomi adına son derece önemsediğimi ifade etmek istiyorum" dedi.

Bu buluşmayı sağladığı için TUSKON'a ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'na teşekkürlerini sunan Erdoğan, şöyle konuştu:

"150 ülkeden gelen misafirlerimizin burada, İstanbul'da çok güzel dostluklar kuracağına, ekonomik anlamda çok faydalı bağlantılar kuracaklarına gönülden inanıyorum. Şu ana kadar belki gördünüz, belki daha sonra görme fırsatı bulacaksınız, İstanbul'da Boğaziçi'nde iki tane asma köprü bulunuyor. Boğazın üzerinde bir gerdanlık gibi asılı duran bu köprüler Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlıyor. Türkiye ise konumu itibariyle Asya, Avrupa ve Afrika'nın ortasında bulunuyor. İstanbul'u gezdiğinizde aslında yalnızca köprülerin değil, bizatihi bu şehrin bir buluşma noktası, bir kavuşma, bir kesişme noktası olduğunu müşahede edeceksiniz.

İstanbul ve genel anlamda Türkiye, medeniyetlerin buluştuğu, kültürlerin kaynaştığı, inançların birbirine saygı temelinde özgürce var olduğu, renklerin, dinlerin, dillerin, mezheplerin barış ve hoşgörü içinde yaşadığı bir coğrafyadır."

Başbakan Erdoğan, bugün burada yurt dışından katılan misafirlerin her birinin İstanbul'da kendilerinden, kendi kültürlerinden, kendi ülkelerinden bir parça bulabileceğini özellikle hatırlatarak, burada tanıdık yüzler göreceklerine, İstanbul'da tanıdık sesler duyacaklarına, tanıdık müzikler dinleyeceklerine ve kendilerine hiç yabancı olmayan lezzetleri tadacaklarına emin olduğunu söyledi.

Konukların, İstanbul'da Avrupa'nın, Asya'nın, Afrika'nın, Amerika'nın, Avustralya'nın ortak noktalarının bir pota içinde birleştirilip kendilerine sunulduğunu hissedeceklerini dile getiren Erdoğan, "Bir süre bu güzide şehrin belediye başkanlığını yapmış, şu anda da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak sizleri burada ağırlamaktan dolayı çok büyük bir memnuniyet duyduğumuzu da özellikle ifade ediyor, bir kez daha hoş geldiniz diyorum" dedi.

İstanbul'un finans merkezi olması

Başbakan Erdoğan, İstanbul'un ekonomik anlamda da dünyanın önemli bir buluşma noktası olma yolunda önemli mesafeler kat ettiğini vurgulayarak, İstanbul'un tarih boyunca bir ticaret merkezi konumunda bulunarak geniş bir coğrafyadaki tüccarların uğrak yeri olduğunu söyledi.

İstanbul'un küreselleşme çağına ayak uydurarak tarih boyunca olduğu gibi bugün de ticaretin ve finansın yıldız şehirlerinden biri olma özelliğini koruduğuna işaret eden Erdoğan, özellikle hükümetleri döneminde ekonomide sağladıkları iyileşmenin, İstanbul'un New York, Londra gibi bir finans merkezine dönüşmesine zemin hazırladığını belirtti.

Dünyanın büyük bankalarının, büyük finans kuruluşlarının, en büyük markalarının İstanbul'daki yerlerini aldıklarını ve almaya da devam ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Merkezi Ankara'da bulunan uluslararası çapta büyüklüğe sahip kamu bankalarımızı, başta Merkez Bankamız olmak üzere İstanbul'a taşıma hazırlıklarımızı devam ettiriyoruz. Bu taşınma işlemleri de tamamlandığında İstanbul dünyanın en önemli finans şehirleriyle rekabet edebilir bir konuma yükselecek" diye konuştu.


Türkiye krizin etkilerini daha az hissetti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ekonomisinin, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında krizin etkilerini çok daha minimum seviyede hisseden bir ekonomi olduğunu bildirdi.

Erdoğan, "Türkiye-Dünya Ticaret Köprüsü 2009"un Haliç Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki resmi açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinde son yıllarda ortaya konulan makro ekonomik politikalar, yapısal reformlar ve mali disipline bağlılığın önemine işaret etti.

Bankacılık sistemindeki düzelmeler, uluslararası yatırımı teşvik noktasında aldıkları kararlar, özelleştirmelerde atılan kararlı adımlar, sosyal güvenlik ve kamu yönetimi gibi tarihi reformlarla Türkiye'nin bir yatırım ve cazibe merkezi haline geldiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin bugün dünyanın 17'nci, Avrupa'nın ise 6'ncı en büyük ekonomisi konumuna yükseldiğini kaydetti.

Erdoğan, 2002'de Türkiye'nin GSYH'sinin 230 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu, 2008 sonu itibariyle bu rakamın 742 milyar dolara yükseldiğini aktararak, bu dönemde 59 milyar TL olan toplam yatırımların 6 yıl gibi kısa bir sürede 193 milyar TL'ye çıktığını ve bu yatırımların çok büyük oranda özel sektör tarafından gerçekleştirildiğini anlattı.

2003 yılına kadar Türkiye'nin yıllık ortalama 1 milyar dolar küresel sermaye çekebildiğini, 2007'de bu rakamın 22 milyar dolara çıktığını anımsatan Erdoğan, bir kriz yılı olmasına karşın Türkiye'nin 2008'de 18,5 milyar dolar yatırım çekmeyi başardığını vurguladı.

Bu dönemde dış ticarete büyük önem, ağırlık verdiklerini, yatırım, üretim ve istihdamın artması için ihracatın çok önemli bir kalem olduğu bilinciyle hareket ettiklerini ve ihracat merkezli bir çalışmayı sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, iş adamlarıyla, oda, dernek ve konfederasyonlarla işbirliği içerisinde hareket ederek, üreticilerin başarısını tüm dünyaya taşıdıklarını kaydetti.

"Türk üreticilerin işlerinden övgüyle bahsediliyor"

Başbakan Erdoğan, "Gittiğimiz her yerde görüştüğümüz kişiler bize Türkiye ile iş yapmaktan, Türk üreticilerin dürüstlüğünden, yaptıkları işlerin kendisinden övgüyle bahsettiler, hala da bahsediyorlar. Türkiye ile Türk iş adamlarıyla iş yapanlar büyük memnuniyet duyuyor ve işbirliğini artırmanın, kalıcı hale getirmenin yollarını arıyor" şeklinde konuştu.

Dış ticaretin son yıllarda ekonomik büyümenin en önemli itici güçlerinden biri olduğunu, 2002 sonunda 36 milyar dolar ihracat yapan Türkiye'nin, geçen yılın sonunda 132 milyar dolar ihracat seviyesine ulaştığını kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında en hızlı ihracat artışı sağlayan ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Erdoğan, "2023 yılında, yani Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümünde 500 milyar dolarlık ihracat yapmayı hedefliyor, bu hedef doğrultusunda rasyonel, gerçekçi adımlar atmaya devam ediyoruz" dedi.

İhracatın niteliğinin artmasının da büyük önem taşıdığını kaydeden Erdoğan, 2002'de 5 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirilen alt sektör sayısı 2 iken, 2008'de bu rakamın 9'a çıktığını, taşıt araçları, makine, elektrik ve elektronik ürünlerinin payının bugün yüzde 33'e kadar yükseldiğini bildirdi.

Otomotiv ihracatındaki gelişmelere de değinen Erdoğan, Türkiye'nin çimento ihracatında Avrupa birincisi, ham çelik alanında Avrupa'nın ikinci büyük üreticisi, demir çelikte ise Çin'den sonra üretimini en fazla artıran ülke olduğunu anlattı.

Erdoğan, Türkiye'nin seramik, sağlık gereçlerinde Avrupa'nın en büyük üreticisi ve ihracatçısı olduğunu, düz cam, seramik kaplama, doğal taş ve mücevherat üretiminde dünya sıralamasında ilk 10'da yer aldığını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ürün çeşitliliğini artırdığımız gibi ülke ve bölge bazında da dış ticaret ilişkilerimizi önemli oranda artırdık. 2008 sonu itibariyle 1 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğimiz ülke sayısı 29'a ulaştı. 5 milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 2008'de 6 olmuştur. Türkiye, bugün dünyanın 200'den fazla ülkesine mal satan, neredeyse dünyanın tamamıyla ticari ilişkisi olan bir ihracatçı, girişimci ülke konumuna yükselmiştir."
Küresel kriz

Başbakan Erdoğan, tarihin en büyük küresel finans krizlerinden birinin yaşandığını, krizin etkisiyle tüm dünyada bir finansal darlık olduğunu, kredi kanallarının tıkandığını anlattı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla ekonomide bir daralma, işsizlikte bir artma yaşanıyor. Bu, ABD'de de Japonya'da da İspanya'da da böyle, bizde de böyle. Son aylarda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de ihracat rakamlarında düşüş kaydedilirken, tabii ki işsizlikte de büyük artışlar olduğunu gözlemliyoruz. Ancak şunu da burada özellikle ifade etmek istiyorum; Türkiye ekonomisi, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerle kıyaslandığında, krizin etkilerini çok daha minimum seviyede hisseden bir ekonomi olmuştur. Bunu öncelikle sağlam finans yapımıza borçluyuz. Bakın, bu dönemde hiçbir bankamızı fona devretmedik ama 2000-2001 yıllarındaki krizde 21 banka maalesef fona devredildi. Finans alanında son yıllarda gerçekleştirdiğimiz reformlar, Türkiye'nin küresel krizi bir anlamda hazırlıklı şekilde karşılamasını sağladı. Nitekim kriz süresince ABD ve Avrupa ülkelerinde birçok banka, finans kuruluşu, sigorta şirketi zorluk yaşarken, iflas ederken ya da çok ucuza el değiştirirken bizde bunların hiçbiri gerçekleşmedi.

Krizin etkilerini hissetmeye başladığımız andan itibaren de tedbirlerimizi uygulamaya başladık. 60'tan fazla tedbiri uygulamaya koyduk. Bu tedbirlerin önemli bir kısmını, ihracatçımızı korumaya, ihracatçımızın kredi sıkıntısını çözmeye yönelik olarak hazırladık. Yılın ilk çeyreği tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sıkıntılı geçti, ancak Nisan itibariyle ekonomimizde sevindirici bir toparlanmayı görüyoruz."
Dünya