Kent Haberleri

İstanbul’un 264 yıllık su terazisi, Nuruosmaniye Camisi’nin altından çıktı!

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Nuruosmaniye Camisi’nin restorasyonu sırasında, cami ile temeli arasına su terazisi ve yağmur sularının drenajını sağlamak amacıyla inşa edilen 18 metre yükseklikteki muhteşem galeriyi gün yüzüne çıkardı

 

İstanbul’un 264 yıllık su terazisi, kentin ikinci tepesinde yükselen Nuruosmaniye Camisi’nin altından çıktı.      Vakıflar İstanbul Bölge Müdürü İbrahim Özekinci, Nuruosmaniye Camisi’nin yapımına 1748 yılında 1. Mahmud döneminde başlandığını ve 7 yıl sonra 3. Osman döneminde tamamlandığını belirtti.   Camiye, hem 3. Osman’a atfen hem de içindeki ışık dolayısıyla ”Nuruosmaniye” denildiğini anlatan Özekinci, caminin kubbesinde de ”Allah göklerin ve yerin nurudur” ayetinin yazdığını vurguladı.   Nuruosmaniye Camisi’nin, Osmanlı’nın klasik dönemden modern dönemine geçtiği aşamada, barok usulü ile yapılan ilk camilerden biri olduğunu belirten Özekinci, caminin özelliklerini şöyle anlattı: ”Caminin, sanat tarihi açısından da önemli bir yeri var. Özelliklerine bakıldığında mihrap çok köşeli ve farklı bir kubbe ile örtülmüş. Avlu revakları ’U’ şeklinde. Yani klasik dönemde rastlanan camilere benzemiyor. Caminin, kendine has bir özelliği var. Minareler genelde ahşap ve kurşunla örtülüdür. İlk kez burada taş alemleri görüyoruz. Hünkar mahfiline dışarıdan çıkış var. Mahfil, padişahların atlarıyla çıkabilecekleri şekilde düzenlenmiş.” Özekinci, Nuruosmaniye’nin, hat yazıları, altın varakları ve ahşap işlemeleriyle müthiş bir cami olduğunu vurgulayarak, cami içinde Fetih ve Nur suresinden kuşak yazıları bulunduğunu söyledi.   Orijinal kalem işleri de gün yüzüne çıktı     Restorasyon sırasında caminin tamamının elden geçirildiğini ifade eden Özekinci, çalışmalar sonucunda kubbelerde orijinal kalem işleri bulunduğunu bildirdi.   Özekinci, ”Restorasyon sırasında caminin yapıldığı tarihteki kalem işleri bulduk ki, bu çok güzel bir olay. Her dönemin kalem işini koruduk. Şu anda bunları dönemler halinde görmek mümkün” dedi.   Cami içinin mermerle kaplı olduğunu, zaman içinde mermerlerde çatlama ve islenme oluştuğunu anlatan İbrahim Özekinci, ”Mermerler simsiyahtı. Bilim kurullarının kararları doğrultusunda mikro kumlama yöntemiyle mermerler, 260 yıl öncesindeki güzelliğine kavuştu” diye konuştu.   18 metre yüksekliğindeki muhteşem galeri   Özekinci, caminin restorasyonu sırasında, cami ile temeli arasına su terazisi ve yağmur sularının drenajını sağlamak amacıyla inşa edilen 18 metre yükseklikteki muhteşem galerinin de ele alındığını belirtti.   Caminin avlusundaki küçücük kapısından girenleri muhteşem mimarisi ve ambiyansıyla karşılayan galerinin yapım hikayesi şöyle: ”Cami inşa edilmeden önce cami arsasının orta yerine kılavuz kuyu kazılarak, zemin şartları hakkında bilgi edinildi. İnşaat sahası 16,5 metre derinliğinde kazılınca, yeraltı su seviyesine rastlanıldı ve su seviyesinden itibaren 1,5 metre daha kazıldı, bir kaç yere tulumbacı mikrasları kuruldu. Bütün inşaat sahasına uçları demirli 2,63 metre uzunluğunda ahşap kazıklar çakıldı. Bu kazıkların üzerine moloz, horasan kireçten oluşan bir rıhtım yapıldı. Bu rıhtımın üzerine ayaklar ve ayakların aralarına da sarnıç gibi odalar inşa edildi. Kazıkların üstüne yapılan rıhtım, bugünkü anlamda radyedir. Radye üzerine ayaklar ve daha sonra da tonozlu odalar inşa edilerek bahçe seviyesine çıkıldı. Cami 18 metre derinliğindeki bu alt yapı üzerine inşa edildi. Caminin bodrumunda secde döşemesi altında 12 tonozlu oda bulunuyor.”   ”Galeri girilemeyecek haldeydi”   Restorasyon çalışmalarına başlandığında, 264 yıllık galerinin toprak ve moloz atıklarıyla dolu ve çamur deryası halinde olduğunu gördüklerini belirten Özekinci, şöyle konuştu: ”Galeri, tanınamayacak ve girilemeyecek haldeydi. İşe başlamadan önce kamyonlarla tonlarca çamur, moloz attık. Kapalıçarşı’nın tamirat çalışmaları sırasında pencerelerden moloz, toprak ve atıkların buraya atıldığı söyleniyor. Bakıldığında burası balçıktan geçilemiyordu. Önce temizlik çalışması yapıldı, sonra galeri ortaya çıktı. Galerinin zemininde müthiş bir kuyu sistemi yapılarak, hem atık suların dışarıya gönderildiğini ve caminin sudan arındırıldığını hem de su taksimatları sırasında su terazisi görevi gördüğünü anlıyoruz. Bu yapı şimdi temizlendi.”   Galerinin tamamen eriyen ahşap hatılları ve demir gergilerinin yenilendiğini ve sağlamlaştırıldığını ifade eden Özekinci, caminin statik açıdan da güçlü hale getirildiğini, deprem açısından da gerekli önlemlerin alındığını söyledi.   ”Camiyi Haziran ayında ibadete açmayı planlıyoruz”   Vakıflar İstanbul Bölge Müdürü Özekinci, caminin altındaki harikulade galerinin varlığından konuyla ilgili akademisyenlerin haberdar olduğunu ama bugüne kadar kapalı kaldığını kaydederek, ”Sarnıç görünümündeki galeri, başlı başına gezilip görülecek bir yer. Burayı işlevsel ve kullanılır hale getirmek, kültürel olarak da hizmete sunmak istiyoruz. Galeri, özellikle Türk ve Osmanlı sanatları sergileri için kullanılabilir” dedi.   İbrahim Özekinci, eski eser restorasyonlarında süre vermenin mümkün olmadığını belirterek, camiyi en geç Haziran ayında ibadete açmayı planladıklarını bildirdi.   AA