Sektörel

İstikrarsızlık en çok inşaat sektörünü etkiliyor

Anayasa Mahkemesi'nin kararını inşaat sektörü de yakından takip ediyor

Zaman Gazetesi'nin Sektör Buluşmaları'nda bir araya gelen inşaat firmalarının patron ve yöneticileri, verilmesi muhtemel iptal kararından endişeli. 
 
Tüketicilerin konut alırken duygusal davrandığını vurgulayan Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas, sektörün önündeki en büyük tehdidin, Anayasa Mahkemesi'nden çıkabilecek olumsuz karar olduğunu söyledi. Çelik Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çelik de Danıştay saldırısı, AK Parti'ye kapatma davası gibi siyasi istikrarı bozmaya yönelik tutumların, konut satışlarını bıçak gibi kestiğine dikkat çekti. Sektörden gelen talepleri değerlendiren Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir ise yaşanan dalgalanmalardan ilk önce inşaat sektörünün etkilendiğine işaret etti.

İstikrar bozulursa 'inşaat' yerle bir olur
Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir: İnşaat, olumsuzluğu önceden haber veren bir sektördür. Yaşanan dalgalanmalardan, önce bu sektör etkilenir. İniş ve çıkış grafikleri de yüksek olur. Türkiye, ciddi devalüasyon dönemlerinde ciddi kırılmalar yaşadı. Akabinde para kazanmalar başladı. Birikimi olanlar kayboluyor, yenileri ortaya çıkıyor. Buradaki bütün arkadaşlarımız buna dikkat etmeli. 2008 yılında dünyada yaşanan krizi ağır hissettik. 2009'da sektörde yüzde 20'lere yakın bir küçülme yaşandı. Tüm bu alanda iş yapan kurumsallaşmış arkadaşlar, eksi artı 20 marjında politikalarını tutmalı. Dünyadaki genel krizi karşılamada da en refleksli ülke Türkiye idi. Bir yatırıma giriyorsak satış profilini de buna göre planlamalıyız. Tüm ekonomilerde istikrar çok önemli. Türkiye'de de sekiz yıldır büyük gayretler gösterdik. Bir Danıştay saldırısında tepki alan bir başbakan yardımcısı vardı. Bugün nelerin olduğunu öğrendik. Provokatif bir eylem olduğunu gördük. Bunun yanında cumhurbaşkanlığı ve kapatma davası sürecini de hep birlikte gördük. Bundan sonra Türkiye'de ne olacak? İstikrarı bozucu şeylerle bugün de karşı karşıyayız. Terördeki tırmanma da böyle. Terörün beslendiği toprağı ortadan kaldırıcı gelişmeler oldu. Bu bir mücadele, bir süreçtir. İstikrar konusunda eninde sonunda bunu yakalayacağız.

Marmara Depremi Türkiye için bir milat olmuştur. Kurumsallaşmış yatırımcılarımızın dönüşümüne büyük etkisi var. Deprem olgusu bu dönüşümü sağladıysa, bunun dışına ilave biz ne kattık? Buna ilave çok bir şey katamadık. Türkiye'de yapılan her binada mühendis ve mimarların imzası var. Depremde bu kadar niye kayıp oldu? Depremde ruhsatlı binalar da yıkıldı. Ana sebebi Türkiye'de kim mimar kim mühendis, belli olmaması. Lisansı alan bir öğrenci odaya kayıt yaptırıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu böyle değil. Bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Türkiye'de planlama süreci darmadağın. Belediyeler, verilen yetkileri yerinde kullanmıyor. Bunlarla ilgili uygulamalar denetlenemediği için keyfi davranış ortamı doğuyor. Biz bakanlık olarak bu işe girdik. Müfettiş göndermeye başladık. Bu etkili oluyor, belediyelerin keyfi davranışını düzeltiyor. Yargıda sizler lehine bizim kararımız katkı sağlayabilir. Müteahhitlerin borcu varsa, iskan alamıyorsa bu konuda da düzenleme yaptık. Yapı sahibi gidip iskan alabiliyor, eğer yapının iskan almasına ilişkin bir sorun yoksa.

Anadolu'da konut yapımında haksız rekabet var

Konut alımına ciddi bir düzen getireceğiz. Sektördeki haksız rekabet ortadan kaldırılacak. Özellikle Anadolu'da konut yapımında haksız rekabet söz konusu. Kayıt içinde çalışmıyorlar. İş yapanların belgeli usta çalıştırma sistemine geçiyoruz. Teşkilat kanunumuz sonbaharda tamamlanır. Çalışma neticesinde ruhsat ve planlama sorunları tamamen çözüme kavuşacak. Plan yapma yerel yönetimlerde olacak. Plan tadilatı yapma zor olacak. Yerel yönetimlerin planla oynaması gibi durumları ortadan kaldırmalıyız. Yapı denetimini tüm Türkiye'ye yaygınlaştırıyoruz. Proje müellifliğinin işini teslim etme safhasını, inşaat ruhsatını hak sahibine verilmesini gerçekleştirmek istiyoruz. Belediye personelinin projeyi inceleme, değiştirme konusunda, içeriğe girmeme konusunda gayret sarf edeceğiz. Belediyenin bu konudaki denetimini kaldırmayı planlıyoruz. Bizim yerel yönetimlerimizde ciddi bir mücadele var. Belediye başkanı, beş yıllık seçim sürecine bakıyor. Her şeyi belediyeye gelir kapısı olarak görüyor. Sistem diye bir şey kalmıyor. Belediye başkanı ve belediye görevlisinin amacı hizmet sunmaktır, bunu hatırlatın. Zorlanırsanız bize gelin. Bakanlık olarak plan tadilatlarını minimize etmeyi planlıyoruz. Süreçleri iyi tanımlama, inşaat ruhsatı ve yapı iznini yerel yönetimlerden koparabildiğimiz kadar koparmayı hedefliyor.

Bilgi iletişim teknolojileri, inşaat sektörünün sorunlarının çözülmesinde büyük katkı sağlar. 2011 sonunda Takbis sistemini en iyi işleten ülke olmak istiyoruz. İşleyiş ve denetimleri tamamen elektronik ortamda yapmayı planlıyoruz. Sosyal amaçlı konut ekonomisi, liberal ekonomiyi bozmayacak şekilde kalmalı. TOKİ'nin tüm ürettiği, konut üretiminin yüzde 7'si. Yerel yönetimlerde konut üretimi yok. Konut üretimi bizde planlı yürümüyor. Sektör bütünleşmiş değil. Büyük projelerin çoğu İstanbul'da. Türkiye'deki konut açığı yılda 600 bin. Yüzde 50'si de dönüşe ihtiyaç duyuyor. 15 yılda konut sektörü istikrarlı bir şekilde büyüyecektir. Proje seçimlerine dikkat edilmesi gerekiyor. İstanbul'da birçok projenin tanıtım reklamı var. Artık Anadolu'ya yaygınlaştırmak durumundasınız. Bundan sonra İstanbul'da ancak dönüşüm projeleri için yatırım alanları oluşur. Yakın bir gelecekte konut ihtiyacına hizmet eden yatırımların önü açık değil. Samsun, Bursa, Adana, Mersin ve Konya gibi yerlerdeki projeler daha verimli.

Avrupa'da bazı ülkelerde 30 yıl vadeli konut alınabilir. Türkiye'de 30 yıl vadeli konut satıldığında onu finanse edecek sistem üzerinde durulmalı. Bu alanda finanse edilecek bir program olacaksa, bunun sınırlarının belirlenmesi gerekir. Belki devlete sağladığı gelir ve istihdama katkısı oranında kamudan kısmi destek verilebilir. Finans sektörünün verdiği desteğin bir kısmını kamu karşılayabilir. Mortgage sistemi bizde 3-4 yıl önce tartışıldı. TOKİ icracı bir kuruluş, düzenleyici bir kuruluş değil. Sistemin önünü açan bir kurum haline dönüştü. Mutlaka planlama süreci reel ve güvenilir olmalı. Ruhsat veren kuruluşlar sağlıklı olmalı. Biz hâlâ 2010'da ruhsata uygun konut yapıp yapmamayı tartışıyor isek çok ciddi problem var demektir. Ruhsata uygun yapı yapma oranı hâlâ çok düşük. Yapı denetim bürolarının şiddetle üzerine gidiyoruz. Bu konuyu ihlal eden hem yapımcı hem de denetleyici kuruluş çok ciddi müeyyidelerle karşılaşacak. Mortgage sisteminin üzerine ayrıca düşünülmesi gerekiyor. Finans sektör ayağının tam sağlanması gerekir. Kentsel dönüşüm önemli. TOKİ, başarılı çalışmalar yapıyor. Kentsel dönüşümde mülkiyet sahipliği söz konusu. Kentsel dönüşümü bizim anladığımız anlamda yasal düzenlemeyle yapan çok ülke yok. Biz bakanlık olarak taslak hazırladık.

Her önüne gelen, müteahhit olamayacak

İmar Kanunu'nda yetkiyi biz aldık. Müteahhitliğe girişte ciddi kriter getireceğiz. Her önüne gelen müteahhit olamayacak. Bir zamanlar torunlarınız sizin sattığınız dairelerde oturacak. Kamu İhale Kanunu uyguluyoruz. Bir yılda siteleri yaptırıyoruz. Danıştay binası 15 ayı bulmayacak. Kamu Sözleşmeleri Kanunu'nda yeni düzenlemelere ihtiyaç var. Yapı denetimi büroları da yeni düzenlemeyle birlikte müşavirlik görevlerini görebilecek. İş yapanların verdiği bedelin hakkı ne ise o hüviyete kavuşacak. Artık sizler gözünüzü Anadolu'ya çevirin, dünyaya biraz göz atın. Bakanlık olarak yurtdışındaki muhatap bakanlıklarla ilişkileri artırıyoruz. Sizler oralarda etkin ve verimli imkanlar elde edesiniz diye zemini hazırlıyoruz.

Erdoğan Bayraktar (TOKİ Başkanı): Bürokratik engellerden ben de muzdaribim
İnşaat, meşakkatli bir sektör. Adeta istihkâm kuvvetlerine benzer. Ekonomi küçülünce ilk inşaat sektörü küçülür. Sektörün binalarda, iş merkezlerinde kullanıcısı bire bir insandır. En ufak hatayı insan büyüterek karşınıza gelir. Köprü inşaatında sıkıntı olursa muhatabı kamudur. 'İnşaatçının, müteahhidin parası pul, karısı dul' derler. Ancak ülkeyi de taşıyan inşaat sektörüdür. İstihdamı artıran en önemli sektör. Dünyada önemli bir sıkıntı olduğunda inşaat ve konut sektörüne umut bağlanır. Bugün bütün dünyada konut finansmanına dayalı sektörün temeli buradan gelir. Ülkemizin durumunu bilerek olayı masaya yatırmak lazım. Biz devlet olarak bürokratik engelleri, sürtünmeyi azaltamadık, mevzuatları geliştiremedik. Ben de bundan muzdaribim. Devlet kuruluşuyuz ancak özel sektör gibi çalışıyoruz. Ormanda yol açacaksınız ama çam devirmeyeceksiniz pozisyonundayız. İnşaatta ruhsat alım süresi bir yıl değil, bazen 3-4 yıl sürüyor. Hükümetimiz bu dönemde önemli işler yaptı. İnşaat sektörüne de acil eylem planında görevler verildi. Arsa arazi üretimi Türkiye'de zor bir şey. TOKİ, Türkiye'de devletin en önemli arazilerini imarlaştırdı. Kaliteli konut üretiminde TOKİ'nin katkısı büyüktür. İdarenin projeleri sayesinde beş yıldızlı, güvenilir yerleşim yerleri oluşmuştur. İnşaatçımızın ufku genişlemiştir. TOKİ'nin prensipleri olmasa bugün Türkiye konut mezarlığına dönerdi. Bizim özel sektöre rakip olmamamız, onların girdiği sahalara girmememiz lazım. Alt gelir grubu ve yoksullara konut üretiyoruz. 440 bin rakamının yüzde 86'sı sosyal konuttur. İnsanımız 100 lira taksitle ev alabilmektedir. Mevzuat düzeltilmeli ve basitleştirilmeli. Belediyelere çekidüzen verilmeli. Vergiler düşürülmeli. TOKİ olarak inşaat sektöründeki payımız, hasılat ortaklığı projeleri hariç yüzde 7. 

TOKİ, düzenleyici, yaptırımı olan bir kuruluş değil. Mahalli idareleri kuvvetlendirmemiz gerekiyor. Türkiye, ekonomik kalkınması kadar, hak etmediği kadar şehirleşti. Köylerde konutların yüzde 90'ı boş. Türkiye'de il ve ilçelerdeki konut sayısı 13,5 milyon. Sadece İstanbul'da 3,5 milyon. Barcelona'da kişi başı milli gelir 15 bin doları aşınca kentsel dönüşüm yapıldı. Üreten eksenli bir kalkınma trendini yakalamak lazım. Yapı denetim sisteminin mühendislik müşavirliğiyle birleştirilmesi şarttır. Bir ülkede mühendis ve mimarlara güvenmediğin sürece gerçek kalkınmayı sağlayamayız. Müşavirlik sistemi yapı denetim sistemiyle birleştirilmeli. TOKİ, sektörde olacak. Fiyatları aşağı düşürmek için olacak. Bizler özel sektör kadar bu işi beceremez, onlar kadar kâr edemeyiz. 150 hastane, 700-800 okul yapıyoruz. 170 yerde kentsel dönüşüm yapıyoruz. Biz bu işi hep beraber becereceğiz.

Ömer Faruk Çelik (Sinpaş İcra Kurulu Başkanı): Belediye, biz arsayı aldıktan sonra imarı değiştiriyor
İnşaat verilerine göre krizde sektör yüzde 18 küçüldü. 2010'un ilk çeyreğinde ise kısmi bir toparlanma oldu. Haziran 2010 verilerinde inşaat sektörünün dibe vurduğunu göreceğiz. Konutta büyüme gerçekleşmedi. Bu sektörde ele alınması gereken problemler var. Ruhsat alımında iadeyi üçer aylık dönemlerde alalım. Belediyelerin ellerinde çok büyük yetkiler var. Bir gayrimenkulü satın alıyoruz. İmar durumuna göre satın alıp üzerine projeler yapıyoruz. Belediye meclisinde bir anda proje değişiyor. Bu arazilerin hiçbiri bize dedemizden miras kalmadı. Bizim müktesep hakkımız olmalı. İnşaat sektörünün mevzuatları 10 yıl geriden geliyor. Bürokrasinin 'ben yaparım' anlayışından uzak durması gerekir. Mevzuatların güncellenmesi, sektörün gelişimini hızlandıracak. Haklı olduğumuz davada belediyeyi dava edemedik. Çünkü aynı belediyeye bir daha bir daha gideceğiz. TOKİ, toplam konut üretiminin yüzde 7'sine ulaşıyoruz diyor, ancak sektörde yüzde yarıma dahi ulaşan firma yok. Yüzde 7 cidden çok büyük rakam. Biz devletle rekabet eder hale geliyoruz. Burada bir problem var, çözmek lazım. TOKİ ile mücadele için uzun vadeli kaynaklar bulmamız gerekiyor. Burada bir kuruma ihtiyaç var.

Ali Ağaoğlu (Ağaoğlu ŞİRKETLER GRUBU Yönetim Kurulu Başkanı): Kibrit kutusu çizmemiş memur projeyi çizip atıyor
İnşaat sektörü, Türkiye'nin büyümesiyle doğru orantılı. Türkiye büyüyünce inşaat iki kat büyür, küçülünce de iki kat küçülür. Sektördeki mevzuat aşırı fazla. Bir inşaat ruhsatında 30 bin imza var. Abartmıyorum, yeni projemde 30 bin kamyon hafriyat var. Her kamyon başına bir imza atıyorsun, böylece imza sayısı 30 bine çıkıyor. Şaka değil, Temel fıkrası değil. Mevzuatın bu kadar olduğu yerde yeni projeye başlamak bir iki yılı buluyor. KDV ve muhtasar yükü var. İnşaat, bugünden yarına yapılabilen bir şey değil. Biz kuralsızlık istemiyoruz, ancak kuralı öyle bir koyuyorlar ki; her memur kuraldan bir yorum çıkarıyor. Belediyelerin imar bölümleri bize zorlu bir süreç yaşatıyor. Hayatında kibrit kutusu çizmeyen memur, projeyi çizip atabiliyor. Satışlar, 2010 yılının ikinci yarısından itibaren yeniden artış gösterecektir. Son dönemde artan terör olayları satış ofislerine yansıyor. İnsanlardaki huzursuzluğu hissedebiliyorsunuz. Bir gönülsüzlük var. Satış ofislerindeki ziyaretçi sayısından bunu fark ediyoruz.

Kaan Yücel (ESTON YAPI Genel Müdürü): Hafriyatı dökmek, mıcır satın almaktan pahalı
İnşaat sektöründe vergi ve mevzuatın fazlalığından rahatsız oluyoruz. Bu alanda atılacak yeni adımları sektöre ciddi faydalar sağlayacaktır. Vergi iadeleri bizler için büyük bir önem taşıyor. 150 metrekarelik bir dairenin vergisi sadece bir paragrafta açıklanıyor. KDV iadelerini zamanında alamıyoruz. Yüzde 1 ile satmanın bir avantajı kalmıyor. Diğer unsurlara yüzde 10 ilave ediyorsunuz. Yargıtay, 'yüzde 18 KDV' diyor, Danıştay 'hiç KDV olmaz' diyor. Tebliğ konut teslimidir, yüzde 1 diyor. Kanunda bunlar madde madde yazılı olmalı. Türkiye'de yıllık 500-600 bin adet konut ihtiyacı var. Buna rağmen sektörün hafriyatlarını dökecek yer bulmakta sıkıntı çekiyoruz. Her hafriyatı dökmek için imza atılması bizi sıkıntıya sokuyor. Hafriyatı dökmek mıcır almaktan daha pahalıya geliyor. Bu sorunu bile çözülse konut fiyatı biraz daha ucuzlar.

Süleyman Çetinsaya (ARTAŞ İNŞAAT Yönetim Kurulu Başkanı): Kentsel dönüşüm planları Türkiye için önemli
TOKİ'nin yaptığı çalışmalar sonucunda 450-500 bin konutun imarı tamamlandı. 2000'li yıllarda bu rakamları konuşmak bile mümkün değildi. Dünya genelindeki birçok ülkede imar sorunları yaşanıyor. Bugün Amerika imarı kolay vermiyor, gerekiyorsa da halka soruyor. Bu sorunlarımızı belediyelerle yıllardır yaşıyoruz. Devletin kentsel dönüşüm kapsamında atacağı adımları bekliyoruz. Bu kapsamda İstanbul'un en büyük sorununun deprem riski olduğunu biliyoruz. Vatandaşları sağlıksız binalardan sağlıklı binalara taşınmalarını sağlamak için devletin ve özel sektörün taşın altına elini koyması gerekir. Ayrıca yabancılara konut satmak da bizlere sinerji oluşturur. 2B Yasası bizim için büyük bir önem taşıyor. Çünkü bizim hammaddemiz arsa. Yaklaşık 200 sektöre iş veriyoruz. İnsanlarımızı ekonomik yönden kalkındıran, vasıfsız işçiyi çalıştıran bir sektörüz. 
 
Altan Elmas (Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı): Bizim için en büyük tehlike referandumun iptal edilmesi
Sektörün en önemli sorunu satış yapabilmek. Tüketiciler, konut alımında duygusal davranıyor. 2008'de inşaat sektörü küçüldü. 2009'da da dünya ile birlikte küçülme yaşadık. İnşaat sektörü niçin bu kadar zarar gördü? 2008'de Mart ayında kapatma davası açıldı. Şubattan itibaren sezon başlıyor. Dava neticelenene kadar yaprak kımıldamadı. O süreçte geleceğe dönük beklentilerin bulanmasıyla sektör bu sıkıntıyı yaşadı. Düzeldi derken, beklentiler olumluya dönerken dünya krize girdi. Önümüzdeki en büyük tehdit bana göre anayasa reformudur. Satış ofislerimizde bunu yaşıyoruz. Sektörün en genel anlamda bu konu üzerinde kafa yorması gerekiyor. Türkiye'de idarenin yaptığı doğru şeyleri bloke eden bir anlayış var. İdarenin çok temel değişimlere ihtiyacı var. Bunun yolu da anayasa değişikliğinden geçiyor. İstanbul'un planlı bir hale gelmesi için özen gösteriyoruz. Bir projenin ruhsatını alırken illallah diyoruz. Artık ebatlar da büyüdü. 300-500 konuttan ziyade şimdilerde 3 bin konuttan bahsediyoruz. E-devlet projesini talep ediyorum. Bugün tapu kadastro müdürlüğüne gidip Üsküdar'daki tapumuzu alabileceksek bu çok muhteşem bir şey. Biz niye 70-80'lerden kalma imar prosedürüyle çalışıyoruz. Her şeyi evraka bağlamamız gerekiyor. Ruhsat alana kadar en az 300-400 imza gerekiyor.

Mehmet Çelik (Çelik Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı): Danıştay saldırısı sonrası satışımız bıçak gibi kesildi
Miss İstanbul Evleri'ni satışa sunduğumuz ilk iki ayda 70 daire sattık. Bu iki ayın sonunda, 2006 Mayıs'ında Danıştay saldırısı oldu, satışlarımız bıçak gibi kesildi. Sonra piyasalar yeniden normale döndü. Ancak kapatma davası satışları yeniden baltaladı. İşler düzeliyor derken karşımıza Cumhuriyet mitingleri çıktı, satışlarımız yine düştü. Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarında, parti kapatma davaları gündeme geldiğinde konut talebi dibe vurdu. Bu olayların etkisi geçince konut talebi yeniden normale döndü. Ama sonrasında da Emlak Konut ucuz arsaları satışa çıkardı. Bizleri hepten zarara uğrattı. TOKİ'nin de yanlışları var. Bunların düzelmesi için nelerin yapılması gerekiyor? TOKİ ve Emlak Konut, kendisinin devlet olduğunu bilmesi, şahıs gibi hareket etmemesi gerekiyor.

Ziya Yılmaz (DAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı): Belediyeler, anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getiriyor
İstihdam ve vergi yüklerinin konut sektöründe azaltılması gerekiyor. KDV oranı da düşürülmeli. Mal alırken inşaatçılardan yüzde 17 KDV iadesi alınıyor. Bunu da en erken üç yıl içinde alıyoruz. Sektördeki finansal kaynakların çeşitlendirilmesi lazım. Tapu harçları ciddi oranda fazla. Araziyi alırken belediyeye gidip imar durumuna bakıyorsunuz. Belediye başkanından imar müdürüne soruyorsunuz, bir bakıyorsunuz başka bir şey çıkıyor. Plana, projeye başlıyorsunuz, bir bakmışsınız burası sit alanı ilan edilmiş. Ciddi paralar harcıyoruz. Belediyelere projelerimizi götürdüğümüzde, öyle bir mimariyi daha görmemiş kişi, anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getiriyor. İşlerimizde para odaklı çalışmıyoruz. Ülkenin vitrini için gayret gösteriyoruz. Sanki biz havada bulup tavada yiyoruz gibi gözüküyor. Bu, bizim birtakım yerlerde projelerimizin geç çıkmasına sebep oluyor. Deprem sektörde milat oldu. Konuta bakış değişti. Devletin de konut üreticisine bakış açısını değiştirmesi lazım. Güzel şeyler yapıyoruz. Destek verilmesi lazım. Bir yılda proje bitiyor, bir yılda ruhsat alamıyoruz.

Engin Yeşil (Yeşil İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı): 2B Yasası'nda düzenleme yapılmasını bekliyoruz
2B Yasası kapsamındaki araziler inşaat sektörü için çok büyük önem taşıyor. Sektörün önemli sorunlarından biri arsa temini. Bu yasada yapılacak değişiklikler, çok önemli katkılar sağlayacaktır. İlgili, sorumlu kurumlardan adım bekliyoruz.

HALİT Dumankaya (Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı): Berberin, hamalın odası var, biz de kurmalıyız
Biz yüzde 18 KDV ödüyoruz. Üç yıl bekliyoruz, faturayı kesip Maliye'ye gidiyoruz. Maliye ödememek için çeşitli bahaneler uyduruyor. Şunu isterim, bunu isterim diyor; sonrasında kod meselesi çıkıyor. 'Ahmet Ağa'dan mal aldın koda girmiş, Mehmet Ağa'dan mal almışsın koda girsin' diyorlar. Biz koda girenleri bize bildirmesini istiyoruz. Ben KDV'mi alamıyorum. Yazılı soruyorum, alamıyorum. Parayı vermeye gelince bu kodu öğreniyoruz. Ödemelerimizi belgeliyoruz. Ben devletin tahsildarı değilim. İnşaat, istihdam için lokomotif bir sektördür. Yapı denetimde parayı bankaya belediye hesabına yatırıyorsun. Belediye 'para yok' diyor. Biz parayı yatırmışız, belediye kullanmış. Yapı denetçisi parasını alamıyor. Biz hem belediyeye para yatırıyoruz hem de mühendise avans vermek zorunda kalıyoruz. Sonrasında ruhsat almamız zaman alıyor. Bakanlıktan bir ricam var; bizim odamızı kurun, kahvecilerin berberlerin odası var, hamalların odası var. Ticaret odasından bize fayda gelmiyor. Parayı tahsil ediyor. Oda kurulursa denetim de çok kolay olur. Müteahhit olmak için hiçbir belgeye ihtiyaç yok. Bizim sektörde bir başıbozukluk var. Demirci geliyor, 'fiyat artırdık' diyor çünkü birliği var. Bizim odamız olursa bu konuyu oda vasıtası ile çözebiliriz. 
 
Işık Gökkaya (GYODER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı): Mütekabiliyet şartı yüzünden Körfez'e konut satamıyoruz
İnşaat sektörünün problemlerini sahiplenecek bir mekanizma yok. Bugün dernek olarak 2015 öngörüleri çalışması yaptık. 3 milyon 417 bin konut ihtiyacı var. Demek ki TOKİ de yetmiyor. Özel-kamu ortaklığı olmalı. Arsa üretimi yapılmalı. En önemlisi de Türkiye'de finansman açığı var. Bugün Türkiye'de yıllık geliri 45 bin liranın altında olan konut kredisi kullanamaz. Senede 600 bin konutu bu yapıyla üretemeyeceğiz. Yeni enstrümanları oluşturmak veya ikincil piyasayı kurabilmek çok önemli. Bankalar bir aylık, üç aylık mevduatla uzun vadeli krediyi zor veriyor. Türkiye'ye 2005, 2006 ve 2007'de yabancı sermaye geldi. Ancak Borçlar Kanunu'nda yapılan değişikliklerden dolayı çıkmaya başladı. Şu anda Bodrum'da iki büyük yabancı yatırımcı 35 bin konutun satışına hazır. Disiplinsizlik olduğu için yabancılar güvenip bu işe giremiyor. TOKİ'nin düzenleyici ve denetleyici bir yapıya kavuşması lazım. Biz İngiliz'e, Avrupalıya ev satabiliyoruz. Ancak mütekabiliyet anlaşmasının olmamasından dolayı, bizden ev alacak Azeri'ye, Kazak'a, Kuveytliye, Suudluya ev satamıyoruz. Bizi cazip görenlere ev satamıyoruz. Türkler gidip Miami'den ev alıyor, ABD'li gelip bizden almıyor. Burada da bir problem var.

Erdinç Varlıbaş (VARYAP İnşaat CEO'su): Kentsel dönüşüm, kamunun otoritesiyle sağlanabilir
SSektörün istihdama ciddi bir katkısı var. Kentsel dönüşümün mutlaka yapılması lazım. Türkiye'deki yapıların yüzde 50'si ruhsatsız. Depremden kaynaklanan fırsatı kaçırmış görünüyoruz. Bu konutların yenilenmesi gerekiyorken gerekli adımlar atılmadı. Burada en büyük problem güven. Bu güveni kamu otoritesi sağlar. Kamu tek merkezden çoğulcu katılımla özel sektörü de içine alarak bütün organizasyonunu kendi yaparak kentsel dönüşümü hayata geçirmeli. Çünkü mevcut kişi başı gelirlerle konut kredisi fırsatı veriyor olmak lazım. 2003 ile bugün arasında büyük farklılık var. Kentsel dönüşüm bir kamu otoritesi tarafından başarılı uygulanırsa buna özel sektör ve yerel yönetimler de dahil olur. Buzdağının sadece üzerini görüyoruz ekonomik hacim olarak. Ülke ekonomisine de büyük katkılar sağlar. Herkesin bu sektöre girmesi uzun vadede büyük problemler oluşturabilir. Varyap olarak Türkiye'de ilk defa yeşil proje gerçekleştirdik. Artık bu olay, dünyada trend olmaktan ziyade bir ihtiyaç haline geldi.

Murat Kurum (Emlak Konut GYO Genel Müdürü): Piyasanın şartlarına uygun sözleşmeler yapmalıyız
Arsa paylaşımını al-sat modeliyle yapıyoruz. Yüklenicilerin her türlü isteklerini yerine getirmek istiyoruz. Maalesef bunları yapamıyoruz. İsteriz ki demir fiyatlarının artışından etkilenmesinler. Ancak biz sözleşmeye uymak zorundayız. Yüklenicilerin haklı olduğu konular var. Piyasanın şartlarına uygun sözleşmeler yapabilirsek onların mağduriyetleri de azalır.
Zaman/Bayram Kaya-Ercan Baysal