Emlak Konut

İTÜ`lü mühendis adayları Dilman Towers`ı inceledi

Geleceğin şehirlerindeki yapılaşmanın gökyüzüne doğru olacağını öngören mühendis adayları, doğayla dost olan, altyapı sorunu çözümlenmiş ve diğer yaşam alanlarıyla entegre olmuş binaların giderek artacağı söylüyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesi son sınıf öğrencileri, `betonarme yüksek binalar' dersinin pratikteki uygulamasını görmek için Kadıköy'ün en yüksek bloklarına sahip Dilman Towers'ı inceledi. Özel seçimli olan `betonarme yüksek binalar' dersi veren Prof. Zeki Hasgür'ün anlattıklarının pratiğe dönüştüğü noktanın şantiyeler olduğunu düşünen öğrenciler, İstanbul gibi büyük bir metropol içinde giderek büyüyen arsa sıkıntısının düşey yapılaşma ile çözümleneceğine inanıyor. Öğrenciler, yeni yapılmakta olan yüksek binalarda yeşil alan ve altyapı konularının şart koşulmasını istiyor.

Teknik Yapı Başkanı ve eski bir İTÜ mezunu bir mühendis olarak amacının yarının mühendislerine yol göstermek olduğunu söyleyen Nazmi Durbakayım, "kapılarımız yarınımızı şekillendirecek mühendislerine her zaman açıktır ve açık olacaktır. Mühendislik öğrencilerinin geçeceği yollardaki çivili zemini anlatmak ve hedeflerine ulaşmalarına katkıda bulunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Çünkü benim öğrencilik dönemimde de aynı şekilde tecrübeli büyüklerimiz bize yol gösterdi ve başarıya ulaştık" diyor.

İnşaat mühendisi olarak betonarme binaların çok ilgilerini çektiğini, derslerde gördüklerini şantiyede daha iyi anlayacağını söyleyen Şafak Kahraman (İTÜ İnşaat Fakültesi 4. sınıf) da betonarme hakkında bilgilerini pekiştirmek için, yapılan işin kaynağına gitmek gerektiğinin söylüyor. Betonarme binaların gerek Türkiye'de gerekse dünyada vazgeçilmez bir gerçek olduğunu belirten Uğur Çalkap (İTÜ İnşaat Fakültesi 4. sınıf) ise çelik binaların Türkiye'de fazla kullanılabileceğini öngörmüyor. Şantiyelerde incelenen uygulamaların okulda anlatılanlardan çok farklı olduğunu ifade eden Çalkap, "Gelecekte sağlıklı ve güvenli binalar yapabilmemiz için mutlaka şantiye tozunu yutmamız gerekiyor" diyerek amaçlarını net bir şekilde dile getiriyor.

Çözüm dikey yapılaşmada

Yarının mühendislerine Dilman Towers'ı anlatan ve arsa sıkıntısının en çok yaşandığı İstanbul gibi yoğun bölgelerdeki en etkin çözümün dikey yapılaşma olduğunu söyleyen Teknik Yapı Başkanı Nazmi Durbakayım, özellikle merkezî alanlardaki yapılaşmanın kaçınılmaz olarak dikey olacağını vurguladı. Durbakayım, dikey yapılaşmanın daha fazla yeşil alan yaratılabilmesine imkan tanıdığını da ifade ederek "Binalar yeterince sağlam ve depreme güvenli olarak inşa edildiği sürece, dikey gelişme ile şehir daha rahat nefes alır bir hale gelecek. Dikey yapıların bir diğer avantajı ise daha ekonomik olması. Bu tip binaların ısınma, güvenlik gibi ihtiyaçları daha kolay sağlanabiliyor" açıklamasında bulundu.

 

Gelecekteki yerleşim alanlarının düşey yapılaşma tarzında olacağını belirten Prof. Zeki Hasgür, bu nedenle "betonarme yüksek binalar' dersinin çok özel ve seçkin bir çalışmaya öncülük ettiğini belirtiyor. Prof. Zeki Hasgür, öğrencilerin kendi yeteneklerini geliştirmek açısından seçtikleri bu dersi daha iyi anlatabilmek için Dilman Towers gibi örnek gösterilecek projelere teknik gezi düzenlediklerini açıklıyor. "Dolayısıyla bu dersi biz tarihsel gelişim içinde Newyork'daki çelik gökdelenlerden başlayıp Türkiye'deki uygulamalarını, projelendirilmesini, yatay yük hesaplarını anlatıyoruz" diyen Prof Hasgür, "bu çerçeve de nasıl taşıyıcı sistemler uygulandığını, özellikle deprem bölgesinde yüksek katlı yapı inşaatının betonarme olarak nasıl gerçekleştirildiğini görmek için örnekler gösteriyoruz" yorumunu yapıyor.

Kaos ve belirsizliği önleyecek meslek

Dilman Towers projesini incelemek için ziyarette bulunan öğrenciler; mühendislik mesleğini seçimlerinde, yaşadıkları ortamdaki kaos ve gelecekteki belirsizliklerin etkili olduğu söylüyor. Günümüzdeki yapılaşma hakkında hakkındaki düşüncelerini ve gelecekteki binalar hakkındaki öngörülerini aldığımız öğrencilerin en çok dile getirdikleri sorunlar ise yetersiz altyapı ve yeşil alan.

İnşaat Fakültesi son sınıf öğrencilerinden Erdeniz Bingöl, mesleğe atıldıktan sonra öncelikli hedefinin çatıları yeşil hale getirmek olduğunu söylüyor. Sınıf arkadaşı Fırat Yılmaz ise İstanbul gibi yeşilin çok önemli olduğu bir yerde, havayı temizleyecek ve görüntü kirliliğini önleyecek bir yapılaşmayı tercih edeceğini belirtiyor. Doğayı çok fazla bozmadan yüksek binaların yapılabileceğini dile getiren Yılmaz, Manhattan gibi bölgelerde yapılan yüksek binaların getireceği ek yüklerin tolere edildiğini, İstanbul'da da aynı toleransın bulunması gerektiğini anlatıyor.

"Gün geçtikçe şehir içindeki yüksek binaların önemi artmaktadır. Şehir içindeki yüksek bina öncelikle yaşanılacak projenin ağaçlandırılması konusunda bir zorunluluk olmalı. Yaşayacak kişi başına belli bir oranda yeşil alan şartı getirilmeli" diyen Gürcan Kala da son 3-4 yıldaki konut sektörünün çok geliştiğini vurguluyor. Hem mimari, hem de statik ve betonarme açısından çok iyi projelerle konut sorunun önüne geçilmeye çalışıldığını gözlemleyen Kala "Geçmişte böyle projeleri pek görememekle beraber bu gelişmeyi yakalamak benim açımdan çok olumlu bir şey" diyor.

Yarının iş kadınlarından biri olmaya aday öğrencilerden Sevilay Belek de "binaların yüksek olmasından kaçış yok artık" diyor. Ancak yapılaşma konusunda ise çeliğe doğru bir yönelim olacağını düşünüyor. Sevilay Belek, yüksek binalardaki önceliğin güvenlik olması gerektiğinin altını çiziyor ve "Günümüzdeki şehir içi projelerin giderek yükselmesi, kaçınılmaz bir gerçek. Şehrin potansiyelinin yetmemesi, altyapı sorunlarının çözümlenmemesi ise görünen iki büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor" diyor.