Kent Haberleri

Kanal İstanbul ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ilişkisi!

Kanal İstanbul bir emlak ve inşaat projesi mi? Kanal İstanbul'un Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ilişkisi ne? İşte detaylar...

Sözcü Gazetesi köşe yazarı Çiğdem Toker bugünkü köşesinde Kanal İstanbul projesini kaleme aldı. 

İşte Çiğdem Toker'in o yazısı...

Kanal İstanbul için iki yıl önceki bir yazımda bir tanım yaptım. Küçük bir eklemeyle tekrar ediyorum: Kanal İstanbul iri kıyım bir emlak ve inşaat projesidir. Hayata geçirildiğinde, onun kadar yıkıcı, yapılacağı topraklara zarar verecek bir başka projeye dünya ölçeğinde rastlamak zordur.

Kanal İstanbul bir tasallut projesidir. Bizzat iktidarın hazırlattığı Çevresel Etki Raporu'na bakmak dahi; insana, doğal kaynaklara, çevreye, canlılara, tarihe yapılacak tasallutu görmeye yeterlidir. Gemilerin seyir güvenliği, bu işin kılıfıdır. (Kılıf olma hali, seyrüsefer verileriyle bilimsel toplantılar ve makalelerde ortaya konulmuştur.) Hal böyleyken, göz karartarak bu işe kalkışmanın nedeni, iktidarın “beka” derdi olsa gerektir.

ÖZEL FİNANSMAN ÇARKI

O beka; Körfez odaklı gayrimenkul hareketleri, emlak satışları, milyarlarca metreküplük hafriyat ekonomisi, kanal üzerinde sıra sıra dizilecek, hangi inşaat şirketlerine verileceğini tahmin etmenin zor olmadığı, paralı geçişli köprülerle tasarlanan özel bir finansman çarkından başka bir şey değildir.

Öylesine önemlidir ki, Montrö Sözleşmesi tartışmaya açılabilir bile.

Kanal İstanbul madalyonu

Montrö Boğazlar Sözleşmesi konusunda 103 emekli amiralin imza koyduğu bir açıklama yayımlandı. Metne baktığınızda, endişe, üzüntü, kanaat, temenni paylaşıldığını görüyorsunuz.

Bahçeli'nin ‘‘Anayasa Mahkemesi kapatılmalıdır” çağrısını, muhtemelen ifade özgürlüğü kapsamında değerlendiren savcılık, Montrö Sözleşmesi'ni tarihsel ve hukuki perspektifiyle en iyi değerlendirebilecek konumdaki emekli amirallerin bildirisi hakkında süratle soruşturma başlattı.

Montrö Sözleşmesi, Kanal İstanbul bağlamında ilk defa gündeme gelmiyor. Konuya dair görüş, kanaat ve kaygılar Ocak 2020'de İBB'nin düzenlediği Kanal İstanbul Çalıştayı'nda, TV programlarında, makalelerde, emekli amiraller, diplomatlar, akademisyenlerce defalarca ele alındı.

Gayet sert giden “vesayet, mağduriyet, darbe çağrısı” tartışmaları arasında gözden kaçmaması gereken bir boyut var:

Kanal İstanbul'un Montrö Sözleşmesi'ni etkisizleştireceği konuşuluyor ya.

İşte doğması muhtemel bu sonuç, Kanal İstanbul'un iktidar nezdindeki emlak/inşaat projesi niteliğinde, telaffuz edilen milyarlarca dolarlık finans hareketlerinden asla bağımsız değildir.

Bir beka projesi olarak Kanal İstanbul, 2021 Türkiye'sini simgeleyen bir madalyona dönüşüyor:

Madalyonun bir yüzünde, Türkiye Cumhuriyeti'nin asıl beka belgelerinden biri olan Montrö Sözleşmesi, diğer yüzünde derinleşen yoksulluk, gençleri umutsuzluk girdabına sokan işsizlik, kadınların öldürüldüğü, esnafın tükendiği, eğitimli insanların çıkmak istediği çözümsüzlük sistemi durmaktadır.

Hikmet Sami Türk'ten Kanal İstanbul açıklaması!

Kanal İstanbul güzargahındaki en büyük arazi yatırımı Araplardan!