Turizm

Karadağ kapılarını Türkiye'den gelen turistlere açıyor!

İstanbul'dan uçakla sadece bir saat 15 dakika uzaklıktaki Karadağ kapılarını Türkiye'den gelen turistlere açıyor. Türk vatandaşlarından vize istenmeyen ülkede; güneş, kumsal, deniz, doğa, eğlence ve tarihin keyfini bir arada yaşayabilirsiniz

Doya doya kışı yaşadık yıllar sonra. Islandık, üşüdük, karlar altında kaldık. Çok da iyi oldu böylesi. Özlemiştik kara kışı. Şimdi mis kokulu ilkbahar zamanı. Tamam haklısınız; Nisan ayı yine üzerine düşeni yapmadı. Yüzümüzü gökyüzüne dikemedik bolca. Gölgede üşüttü, açık alanda bile çok ısıtmadı bizi. Ama paniğe gerek yok. Mayıs içimizi ısıtacak. Yaza hazırlayacak ruhumuzu. Güzel bir yaz bizi bekliyor. Tatil planları başlamıştır. Hatta birçoğunuz erken rezervasyondan faydalanmıştır. Marmaris, Bodrum, Antalya göçüne sayılı günler kaldı yani. Farklı bir adres arayanlar içinse bir önerim olacak: Montenegro. 


ADRİYATİKTE MAVİ KEYİF 

Bizde bilinen ismiyle Karadağ. Monte; 'dağ', negro; 'kara' demek. İtalyanca aslında. Biz direkt Türkçeleştirmişiz 'Karadağ' diyerek. Adıyla yaşayan bir ülke. Sık çam ağaçlarıyla kaplı dağları nedeniyle tepeleri kapkara gözüküyor. Geçen hafta sonu Karadağ'daydım. Yemyeşil bir doğası var. Yeşilin her tonunu caddelerde, plajlarda hatta restoran ve kafelerde bile görüyorsunuz. 


TÜRKÇE ANLAŞABİLİRSİNİZ 

13 bin kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip. Adriyatik kıyılarını kucaklayan 193 kilometre uzunluğunda kumsalları var. Kumsalların 93 kilometreden fazlası denize girmeye müsait. Üstelik hepsi halk plajı. Temizlik kıstası olarak saydığımız 'dibi gözüküyor' mantığı var ya, işte Karadağ'daki deniz ve gölleri gördüğünüzde bu sözü sürekli söylüyorsunuz. Nüfusu sadece 650 bin Karadağ'ın. Yüzde 40'a yakını Müslüman. Genellikle ülkenin kuzeyinde yaşıyor Müslümanlar. 2006 yılında halk oylamasıyla Sırbistan'dan bağımsızlığını ilan eden Karadağ'da halk geçmişin karanlığını geride bırakmış. Herkes güler yüzlü. Kimse nereden geldiğinizi sorgulamıyor. Çok dürüstler ayrıca. Esnaf, şoför, garson kısaca herkes size yardımcı olmaya çalışıyor. Hırsızlık konusunda hiç uyarı yapmadılar bize. Nedeni basit; hırsızlık neredeyse hiç yaşanmıyormuş. Yurtdışı gezileri için tavsiyelerde bulunduğum kişiler sürekli "Nasıl anlaşacağız oradakilerle. İngilizcem de çok iyi değil" diyor. Artık bu sıkıntıdan kurtulmamız için Karadağ gibi ülkelere bolca açılmamız gerekiyor. Karadağ'da karşılaştığım herkes İngilizce biliyordu. Ayrıca özellikle işletmeciler Türkçe anlıyor. Karadağlıların konuştuğu dil, Sırpça'ya çok benziyor. Bir sohbet esnasında söylediler; Sırpça'da da yaklaşık 3 bin Türkçe kelime varmış. Dolayısıyla tane tane konuşursanız sizi rahatlıkla anlayacaklardır. Ülkenin eski başkenti Çetince'de başıma gelen bir olayı anlatayım. Hediyelik eşya alıyordum. Tezgah sahibinin telefonu çaldı. Karşısındakine "Müşteri var sonra ara" dediğini 'müşteri' kelimesini duyunca anladım. 400 yıldan fazla Osmanlı'nın hakimiyeti altında kalan bir ülkede, aslında hem kendi kültürümüzü hem de başta Karadağ olmak üzere diğer Balkan ülkelerinin alışkanlıklarını göreceksiniz. Karadağlılar ayrıca Türk dizilerine ve Türk spor dünyasına inanılmaz hakim. Otel odasına girdiğimde televizyon açtım ve Türkçe konuşulduğunu işittim. Türk dizileri sabah, öğle ve akşam üç öğün yayınlanıyormuş. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray'ı bırakın Kayseri'de yapılan yeni stadyumdan bile haberleri var. 


RUSLAR GİTTİ PAZAR AÇILDI 

Gittiğimiz her yerde sürekli "Karadağ neden şimdiye kadar Türkiye'de çok fazla popüler olmadı?" diye sordum. Daha sonra cevabını öğrendim: Ruslar... Bu yıla kadar Karadağ genelinde otellerin neredeyse yüzde 80'ini Rus turistler dolduruyormuş. Ancak malum bir yılı aşkın süredir Ukrayna krizi yaşanıyor. Rusya'nın Batı ile arası açıldı. Karadağ yönetimi de Rusya'ya karşı uygulanan bazı ambargolara dahil oldu. Hükümetler arasında yaşanan gerginlikler plajlara yansıdı. Ruslar'ın yaptığı rezervasyonlar dibe vurdu. Oteller boş kaldı. Gelişimini turizme dayandıran ülke Karadağ da gözünü Türkiye'ye dikti. Artık kapıları bize sonuna kadar açmış durumdalar. Benden tavsiye fırsatınız varsa, çok daha geç olmadan Adriyatik'e doğru bir yol alın. Geçen yıl 20 bin Türk'ün tatil yaptığı Karadağ'da önümüzdeki günlerde bu sayının artması bekleniyor. Bin- Rota Marka Müdürü Kaan Şaf, "Türk misafirlerimizi Karadağ'a geldiklerinde 2 bin 500 yıllık geçmişi ile Adriyatik'in en eski ve en renkli yerleşim yerlerinden birisi olan Budva'da ağırlıyoruz. Budva her şey dahil konseptli otelleri, vizesiz seyahat imkanı ve muhteşem doğasıyla Türk tatilciler için harika bir alternatif" diyor. 


İSTANBUL'DAN SADECE 1 SAAT 15 DAKİKA


İstanbul'dan havayolu ile Karadağ'a gidenler, yolculuklarının ne başlangıcını ne de sonunu anlamıyor. Sanki ülke içinde yolculuk gibi. Uçağın İstanbul'dan kalkıp Karadağ'ın başkenti Podgorica Havaalanı'na inmesi sadece bir saat 15 dakika sürüyor. İniş yaptıktan sonra da kolaylıklar zinciri devam ediyor. Uçaktan iniş için neredeyse hiç beklenmiyor. Çok küçük bir havaalanı burası. Uçaktan inip 20 adım attıktan sonra sizi kısa bir pasaport kuyruğu bekliyor. Biz oradayken iki memur görev yapıyordu. Sadece beş dakika bekledik. Daha içeri girer girmez de bagajınızı alabiliyorsunuz. Türk Hava Yolları Podgorica Müdürü Oğuz Ali Türkeli, yaptığımız görüşmede "İstanbul'dan her gün gidiş-dönüş seferlerimiz var. 25 Haziran'dan itibaren haftada 10 sefere çıkacağız" dedi.


AÇIK HAVA DİSKOSU: BUDVA

Podgorica Havaalanı'na indikten sonra Budva'ya gidene kadar yaklaşık bir saat yolculuk yapmanız gerekiyor. Kara yolculuğu başlar başlamaz göreceğiniz tek katlı ve bahçeli köy evleri sizi bütün ülke boyunca hep takip edecek. Çok katlı bina neredeyse hiç görmeyeceksiniz. Budva yolculuğunun başında Balkanlar'ın en büyük doğal gölü olan Skadar sizi karşılayacak. Solunuzda Skadar, sağınızda Belgrad'a giden tren yolu, tek şeritli yolunuzda ağır ağır ilerleyeceksiniz. Bu arada 'tek şerit' demişken, ülkedeki bütün yollar tek şerit. Dönelim Budva'ya. Burası için ülkenin 'oteller bölgesi' diyebiliriz. Bütün ünlü oteller burada. Nüfusu 25 bin. Restoranlar, dükkanlar, caddeler, kafeler çok sade. Lüks markalar yok. Ama hiçbiri yetersiz değil. Hatta çok temiz, çok lezzetli ve en güzeli çok hesaplılar. Budva yaz aylarında dünyanın en ünlü müzik festivallerine ev sahipliği yapıyor. Geceleri Budva için 'açık hava diskosu' deniyor. Mayıs ayındaki Budva karnavalı ve Haziran'daki müzik ve dans festivalini kaçırmayın derim.




Sabah