Kent Haberleri

Karaköy'deki Yelkenciler Han bakımsızlıktan yıkılıyor!

İstanbul’un en eski hanları arasında yer alan Karaköy'deki Yelkenciler Han bakımsızlıktan yıkılıyor. 17’nci yüzyılda inşa edilen tarihi yapı ilgisizlikten çökmeye başladı.

İstanbul’un en eski hanları arasında yer alan Yelkenciler Han bakımsızlıktan yıkılmak üzere. Asırlardır gemilere yelken üreten han olarak tarihe geçen bina Karaköy Perşembe Pazarı sahil tarafında 1. Yenileme alanı içinde bulunuyor.

Hürriyet Gazetesi'nden Ömer Erbil'in haberine göre; mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait alanın içerisinde de birkaç özel mülk de bulunuyor. Kemankeş Mustafa Paşa tarafından 17’nci yüzyılda inşa edilen tarihi yapı ilgisizlikten çöküyor.

ESKİ HİKAYE

Bakanlar Kurulu kararı ile 2010 yılında Perşembe Pazarı Yenileme Alanı olarak ilan edildi. 1991 yılında da Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından ‘‘Kentsel Sit Alanı’’ olarak açıklanmıştı. Alanda bulunan esnafla yerel yönetimlerin yıllar boyunca devam eden bölgeden gitme-gitmeme mücadelesinin geçmişi Bedrettin Dalan’ın (1984 - 1989) belediye başkanlığı dönemine kadar dayanıyor.

Karaköy Perşembe Pazarı, İstanbul’un tarihi kimliğini ortaya koyan Tarihi Yarımada’dan sonra belki de en önemli kimliklerden biri arasında yer alıyor. 2010 yılından sonra yapılan imar planları mahkeme kararlarıyla iptal edildi. Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkililerince iptal edilen imar planlarının tarihi yapılarla ilgili restorasyon projelerinini önünde en büyük engel olduğunu belirtiyor.

ANIT ESERLER

Perşembe Pazarı alanında yer alan Arap Camii, Sokullu Mehmet Paşa Camii ve Yağkapanı Camii, Kurşunlu Han, Yelkenciler Han, Serpuş Han, Saksı Han, Galata Bedesteni, Azapkapı Çeşmesi, Yunus Baba Türbesi gibi yapılar, bugün bölgenin ticari faaliyetleri ile uyumlu halde hizmet veriyor.

Hanlar depo ve dükkan olarak kullanılıyor. Kurşunlu, Galata ve Yelkenciler Han oldukça kötü durumda. Camilerin görünürlükleri kısıtlı, erişim açısından ise zorluklar bulunuyor.

10 YILA ÇÖKER

Yelkenciler Han 1600’lü yıllarda yapıldığı bilinsede temellerinde Bizans ve Roma dönemi yapıları olduğu ve tarihi hanın bunlardan dönüştürüldüğü belirtiliyor.

Gemilere yelken üreten esnafın yeraldığı ve daha sonra buharlı vapurlara parça üreten dökümcüler, kalıpçıların bulunduğu han bugün demir kapılarla dolu bir depo görünümüne sahip. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait tarihi handa bir kaç şahıs tapusunun da olduğu kaydediliyor.

Han harap halde ve ziyaretçileri gezmesi için oldukça riskli durumda. Vakıflar ile belediye arasındaki mülk paylaşımı da yapının restore edilmesine engel olmuş. Her iki kurum da karşı tarafı suçluyor. Bu noktada olan tarihi yapıya olmuş. 10 yıl daha zor ayakta kalır. Kısa süre içinde restorasyon projesinin yapılıp hayata geçirilmesi amaçlanıyor.

ACİL MÜDAHALE GEREK

Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Serhat Şahin şu açıklamalarda bulundu: ‘‘Kemankeş Mustafa Paşa tarafından 17’nci yüzyılda inşa edildiği göz önüne alındığında diğer dönem hanları içinde en belirgin farkı avlusunun olmaması. Bir Bizans tonozundan geçilerek giriliyor. Odaların bazılarında görülen duvar örgü sistemi incelendiğinde bir Ortaçağ hanı kanaatini güçlendiriyor ve bize yapının geçmişinin Osmanlı öncesine kadar uzandığını gösteriyor. Eskiden gemilere yelken diken esnafın işlikleri olduğu, sonraki dönemlerde buharlı gemiler-vapurlar için yedek parça imal edilmeye başlandığı ve halen kalıpçılar ve dökümcülerin han içinde olduğu, ayrıca han içinde üst katta tavanı ve çatısı çürümüş yok olmuş durumda metruk halde bulunan Yelkenciler Mescidi olduğu da düşünüldüğünde yapıya ivedilikle müdahale edilmesi gerekliliği ortaya çıkıyor. İlgili mülk sahibi kurumlar VGM ve İBB alacakları ortak kararlarla bu tarihi anıtsal yapıya acil müdahale kararlarını almalı STK’lar ile işbirliğine girerek Yenileme Alanı içindeki, Rüstem Paşa’nın bir Bizans yapısı üzerine Mimar Sinan’a yaptırdığı Kurşunlu Han, Fatih Sultan Mehmet Han’ın hemen fetih sonrası Ayasofya Camii’ne gelir amaçlı vakfettiği ve yaptırdığı Galata Bedesteni (Fatih Bedesteni) gibi diğer anıtsal yapıları da yeni işlevleriyle ihya ederek kamuoyunun kullanımına sunmalıdırlar.”