Sektörel

Konut kredilerinde gevşeme eğilimi başladı!

Bankalar şirketlere yönelik kredi faizlerinin ve kısmen de konut kredilerinde düşüşe gidebileceklerinin işaretini verdiler. Rekabetin en yoğun yaşandığı bu iki kredide faizler artmıyor, hatta gevşeme eğilimi başladı.


En son ABD merkez bankası FED’in faiz artırımlarını ötelemesiyle küresel piyasaların bahar aylarındaki atmosferi nispeten netleşti. 18 Mart Cuma günü ele aldığımız gibi, küresel çapta bol ve ucuz paraya devam edilecek. Ufukta da henüz enflasyon olmadığı, düşen petrol fiyatları potansiyel enflasyonu baskıladığı için, bahar atmosferi aylarca devam ettirebilir.


-Böyle bir konjonktür küresel risk alma iştahını artırdı ve bu iştahı canlı tutmaya devam edebilir. Para ve sermaye yeniden gelişmekte olan ülkelere yollanıyor. Zaten şubat ayında bu hareket başlamıştı.


-Bunun sonucunda gelişen ülkelerin kurları değer kazanıyor. Dolar değer kaybediyor. Değer kaybeden dolara karşı Euro ve yen de değerleniyor. Bütün gelişmiş ülkelerde ve Türkiye’de de piyasa faiz oranları gevşiyor.


-Böyle bir dış konjonktür Türkiye’ye yarar. Sermaye girişlerini artırarak hisse senetlerinden tahvillere ve Türk Lirası’na kadar yabancı alımlarını güçlendirir. Belirttiğimiz gibi zaten faizler düşme eğilimine girmişken Türkiye yatırım yapan yabancılar da hem sermaye kazancı hem de değerlenen TL üzerinden para kazanırlar.


-Merkez Bankası da bu hafta bir faiz kararı verecek. Eğer faiz düşüşüne Merkez Bankası da katılırsa Türkiye’ye yönelik sermaye girişlerini daha cesaretlendirebilir. Bu durumda mevduattan kredilere faiz oranlarında geri çekilmeler meydana gelmesini beklemek gerek. Çünkü hem dış kaynağın maliyeti düşecek hem de içeride en azından bahar aylarında enflasyon da gerileyecek.



-Şubat ayında başlayan bu gerilemenin mart, nisan ve mayıs aylarını kapsaması yüksek olasılık. Çünkü baz etkisi işimizi çok kolaylaştıracak. Geçen yıl enflasyon martta yüzde 1.19, nisanda yüzde 1.63 ve mayısta yüzde 0.53 ile yüksek düzeydeydi. O tarihe kadar ama az ama çok enflasyon yıllık bazda gerileyecek. TL’nin değer kazanması ayrıca enflasyon düşüşüne katkı yapacak. Şubatta yüzde 8.78 olan yıllık enflasyon yüzde 7’lere inebilir.


-Bu da Merkez Bankası’nın elini rahatlatır. Zaten siyasi baskı altında olduğundan eline geçen bütün fırsatları faizi düşürmede kullanıyor. Bu kez de Merkez Bankası’nı bundan alıkoyacak bir gelişme yok. Sadece görev süresinin dolması nedeniyle bu kararı yeni gelecek yönetimin almasını uygun görebilirler. Ancak bunun ihtimali bence düşük. Örneğin Merkez Bankası’nın bankalara kullandırdığı kaynakların ortalama maliyeti son haftalarda istikrarlı bir şekilde düşüyor. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti mart ayının ilk haftasında yüzde 9.04 iken, ikinci haftada yüzde 9.0’a, geçen hafta da yüzde 8.94’e indirildi.


-Kaldı ki bankalar da şirketlere yönelik kredi faizlerinin ve kısmen de konut kredilerinde düşüşe gidebileceklerinin işaretini verdiler. Rekabetin en yoğun yaşandığı bu iki kredide faizler artmıyor, hatta gevşeme eğilimi başladı. Önümüzdeki dönemde de yurtdışından sermaye akışına ve içeride enflasyondaki gerilemeye bağlı olarak faizlerde belli bir düşüş görebiliriz.

 

DOLARDA DEĞER KAYBI SÜRER Mİ?

2013 ortasından itibaren piyasaları faiz artırımına hazırlayan ve bu durumun defalarca fiyatlanmasına, yol açan FED ilk artırım sonrası frene basınca bunun da bir düzeltmesi oluyor. Dolar Endeksi mart ayı başında 98.352’den 18 Mart’ta 94.578’e indi ve yüzde 3.8 düştü.



-Düşüşün nedeni FED’in faiz artırımının suya düşmesi. Nitekim FED geçen haftaki toplantısında beklenenden daha güvercin bir tutum takındı. Bu yıl için beklenen 4 faiz artırımını 2’ye düşürdü ve belki 1 faiz artırımı ile yetinecek.


-Doların değer kaybı karşısında Gelişmekte Olan Ülkeler Kur Endeksi yükseliyor. Grafikten de izlenebileceği gibi, bundan önce yüzde 7.9’luk tepki yükselişini Şubat 2012’de veren endeksin diğer bütün tepkileri bunun altındaydı.


-Endeks belki biraz daha yükselebilir ama o kadar, çünkü doların çok da değer kaybı beklenmemeli. Ne de olsa ABD’nin ekonomisi Avrupa’ya, Japonya’ya ve gelişmekte olan ülkelere karşı daha iyi durumda.



-Aşırı alım pozisyonları hafifledikçe dolar önce dengelenecek ve ardından da gerçek değerini bulmaya doğru yönelebilecek.


SONUÇ: “Kimi yağından yiyemez, kimi yavanından.” Türk atasözü



Habertürk/Abdurrahman Yıldırım