Sektörel

Konutunu yenilemek isteyenlerin dikkatine!

Çukurova Gayrimenkul Başkanı Son, Kentsel Dönüşüm Yasası'nın uygulama yönetmeliğindeki değişiklikler ile yatırımcıların ve konutunu yenilemek isteyenlerin önündeki engellerin ortadan kalktığını söyledi.

Çukurova Gayrimenkul Başkanı Son, Kentsel Dönüşüm Yasası'nın uygulama yönetmeliğindeki değişiklikler ile yatırımcıların ve konutunu yenilemek isteyenlerin önündeki engellerin ortadan kalktığını söyledi. 


İtalya'da yaşanan depremin ardından, Marmara'da beklenen büyük deprem ve olası tehlikeler bir kez daha hararetli bir şekilde tartışılmaya başlandı. Endişelerin arttığı bugünlerde, 6306 Sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası'nın uygulama yönetmeliğinde yapılan değişiklik, yaşanan aksaklıklar yüzünden tam olarak hedefine ulaşamayan kentsel dönüşüm sürecini hızlandıracak olması nedeniyle inşaat sektöründe ve kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. 


"Yüzölçümünün yaklaşık yüzde 92'si deprem kuşağında bulunan Türkiye'de güvenli ve nitelikli binaların anahtarı kentsel dönüşümün kapısında" diyen Çukurova Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Son, yönetmelik değişikliğini yorumladı. 


Türkiye'de kentsel dönüşüm sürecinin 2012 yılında başladığını ve resmi rakamlara göre ilk etapta yaklaşık 6,5 milyon binanın yenilenmesinin hedeflendiğini hatırlatan Çukurova Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Son, İstanbul Kentsel Dönüşüm Derneği'nin açıklamalarına göre 4 senede sadece 120 bin binanın kentsel dönüşüm sistemine girdiğine dikkat çekti. Bugüne kadar süreci tıkayan pek çok nedenden ötürü kentsel dönüşümün yavaş ilerlediğini belirten Tamer Son, 6306 Sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası'nın uygulama yönetmeliğinde yapılan radikal değişiklikler ile yatırımcıların ve konutunu yenilemek isteyen mülk sahiplerinin önündeki engellerin ortadan kalktığını söyledi. 


'Süreç artık daha uygulanabilir' 


Bugüne kadar kapsamlı projeler yerine çoğunlukla bina bazında yenileme olarak ilerleyen kentsel dönüşümde artık kuralların değiştiğini vurgulayan Tamer Son, sözlerini şöyle sürdürdü; "Devletin çok doğru ve bütüncül bir anlayışla başlattığı kentsel dönüşüm sürecinin uygulamasında zaman içerisinde eksiklikler olduğu görüldü. Yapılan son değişikliklerle bu süreç şimdi daha gerçekçi ve uygulanabilir hale getiriliyor. Yeni yönetmelikle, yapı stoğunun yüzde 65'i depreme dayanıksız ve ruhsatsız olan bölgeler 'riskli alan' olarak belirlenecek. Bu sayede tek tek bina ile uğraşma dönemi bitti ve olması gerektiği gibi ada ve bölge bazlı dönüşümlerin önü açılmış oldu. Riskli alan ilanlarının en az 15 bin metrekare olması zorunluluğun kaldırılması da daha büyük alanlar için kapsamlı projeler geliştirilebilmesinin önünü açacak. Türkiye'deki yaklaşık 18 milyonu aşan yapı stoğunun yüzde 67'sinin ruhsatsız ve kaçak, yüzde 60'ının ise 20 yaşın üzerindeki konutlardan oluştuğunu düşündüğümüzde yeni yönetmeliğin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Ülkemiz için yolu, altyapısı, yeşil alanı ve sosyal imkanları ile planlı, sağlıklı ve sürdürülebilir şehirler ancak kentsel dönüşümle sağlanabilir. Şehir planlamasını bütüncül ve sistematik bir anlayışla yapmak, gelecek nesillere kaliteli yaşam imkanı tanımak ve olası felaketlerde kayıpları en aza indirgemek için kentsel dönüşüm fırsatını iyi değerlendirmek gerekiyor. "


 'Kentsel dönüşüme milli dava gözüyle bakılmalı' 


Tüketicilerin kentsel dönüşüm sürecinde binalarını yeniletirken ya da konut seçerken hem statik hem de estetik değerleri sorgulamaları gerektiğini ifade eden Son, "Unutulmamalı ki zemin etüdünden projelendirmeye, malzeme kalitesinden yapım faaliyetine kadar bina üretim sürecinin her aşamasında alınacak mühendislik hizmeti yapıların güvenli olmasının en önemli teminatı.  Bu nedenle mühendislik ve mimarlık hizmetlerine gereken önemi veren inşaat firmalarını tercih etmek çok önemli. Güvenlik ve sağlamlık sadece zeminin ya da betonun özellikleri olarak da algılanmamalı. Kentsel dönüşüm ülkemiz, ekonomimiz ve insanımız için zorunlu bir süreç. Geçmişten gelen çarpık kentleşme sorununun çözülmesi, gecekonduların ve sosyal donatılardan yoksun yaşam alanlarının yeniden yaratılması, kentlerin kültürümüze ve mimarimize uygun, çağdaş yapılara kavuşması için bu fırsat çok iyi değerlendirilmeli ve bu konuya milli bir dava gözüyle bakılmalı" dedi.


Hürses