Köşe yazıları

Mahkemelik olan arsa hisseleri devredebilir mi?

Posta yazarı Tamer Heper 'Akrabamız 3 kişi tarafından, benim ve kardeşimin de bulunduğu, akraba ilişkileri içerisinde olduğumuz 24 kişi aleyhine ‘Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı ile Taşınmaz Mülkiye İktisabı’ dava açıldı.Bu durumda davadaki şansımızı nasıl görüyorsunuz?' sorusunu yanıtladı.

Posta köşe yazarı Tamer Heper, bugünkü yazısında bir okuyucusunun 'Akrabamız olan 3 kişi tarafından, benim ve kardeşimin de bulunduğu ve akraba ilişkileri içerisinde olduğumuz toplam 24 kişi aleyhine ‘Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı ile Taşınmaz Mülkiye İktisabı’ tespit istemli dava açıldı. Bu durumda davadaki şansımızı nasıl görüyorsunuz? Kardeşim ve ben her ikimiz de kalp hastasıyız ve davaya maalesef hiç katılamıyoruz.

Tüm davalılara ait arsa payı toplamının 351.34 metrekare oluşu ve bizlere düşen payın da cüz’i oluşu sebebi ile kardeşim ve ben arsa paylarımızı bila bedel davacılara eşit oranda paylaştırılması ve tarafımıza herhangi bir şekilde rücu edilmemek kayıt ve şartı ile feragat etmek istesek ve bu isteğimizi mahkemeye iadeli taahhütlü olarak bildirsek mahkemenin bu safhasında mümkün olabilir mi?' sorusuna cevap verdi. İşte Tamer Heper'in yazısı...

Akrabamız olan 3 kişi tarafından, benim ve kardeşimin de bulunduğu ve akraba ilişkileri içerisinde olduğumuz toplam 24 kişi aleyhine ‘Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı ile Taşınmaz Mülkiye İktisabı’ tespit istemli dava açıldı. Bu durumda davadaki şansımızı nasıl görüyorsunuz? Kardeşim ve ben her ikimiz de kalp hastasıyız ve davaya maalesef hiç katılamıyoruz.

Tüm davalılara ait arsa payı toplamının 351.34 metrekare oluşu ve bizlere düşen payın da cüz’i oluşu sebebi ile kardeşim ve ben arsa paylarımızı bila bedel davacılara eşit oranda paylaştırılması ve tarafımıza herhangi bir şekilde rücu edilmemek kayıt ve şartı ile feragat etmek istesek ve bu isteğimizi mahkemeye iadeli taahhütlü olarak bildirsek mahkemenin bu safhasında mümkün olabilir mi? l T.A.

***

Okuyucumun durumu dosyası üzerinden incelemeyi gerektiren bir durum olduğu gibi mahkemeye de yansımış bir olay olmakla onların davalarının gidişatı hakkında bir değerlendirmede bulunmayacağım. Ancak olayın hukuki cephesi hakkında bilgi vereyim, kendileri bir sonuç çıkarsın. Hukukumuzda ‘olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı’ diye bir kavram vardır.

Bu kısaca şudur: Birileri, tapuda kayıtlı olmayan bir gayrimenkulü veya malikinin belli olmadığı bir gayrimenkulü ihtilafsız 20 yıl müddetle ve malik gibi kullanırsa yirmi yılın sonunda bu yerin kendi adına tescilini talep edebilir. Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı budur. Yani kullanılan gayrimenkul ya tapuya kayıtlı olmayacak, yani henüz kadastro görmemiş bir yer olacak ya malikinin kim olduğu anlaşılamayan ya da yirmi yol önce ölmüş veya gaiplik kararı verilmiş olacak.

Bu yer en az yirmi yıl fiilen kullanılmış olacak. Oysa okuyucumun anlatımından anladığım kadarı ile ihtilaf konusu geyrimenkulün malikleri belli. Mesela bunlardan biri okuyucum, diğeri de kardeşi. O halde yukarıda saydığım hususlardan hiç biri yok. Yani malikinin belli olduğu bir gayrimenkul için yirmi yıl kullanmakla mülkiyet iddiasında bulunulamaz. Böyle bir olayda, tapuda kayıtlı malikin yirmi yıldır gayrimenkulüne uğramaması, fiilen tasarrufta bulunmaması durumu değiştirmez.

Bu olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı konusundaki açıklamadır. Ancak okuyucum hissesini birilerine devretmek istiyor ise bunun için davada uzlaşmaya da gerek yok. Şayet devredeceği kişi veya kişiler ortaklardan biri ise problemsiz devreder. Ortaklar dışında üçüncü kişi durumunda ise diğer ortakların bir öncelikle alım hakkı vardır. Bu husus gözönüne alınmalıdır.