Konut

Mehmet Okay: Sektörün cazibesine kapılıp başarısız olan çok var!

Bugünlerde üç arkadaşıyla kuzeyde Moskova’ya 330 metrelik kule, güneyde Akdeniz’e ay yıldızlı bir ada kurmakla meşgul Mehmet Okay

 

Batı’da İstanbul için de Hindistanlı büyük bir grupla görüşüyorlar. Türkiye’de daha çok inşaat yapılacağını düşünüyor ama, söz konusu olan sektöre dışarıdan girişler olunca, ‘Sektör caziptir, ama başarısız olan çok isim var’ diyor   Ant Yapı ismini pek çoğumuz Bomonti’deki 210 metrelik Anthill Kuleleri ile duyduk. Oysa ki, onlar, yani Ant Yapı’nın çatısını kuran dört isim MehmetOkay, Kadir Tokman, Hasan Yılmaz ve Cengiz Karaduman aynı dönemde Rusya’da Çinlileri yenen isimler olarak anılmaya başlamışlardı. Çünkü, Rus yatırımcının ‘daha uzununu onlar yapabilir’ diyerek Çinlilere bıraktığı 280 metrelik kule yarım kalmış, ama, 240 metrelik öteki kule tam zamanında tamamlanmıştı. Ardından 300 metrelik bir kule daha yaptılar. Yaptıkları Avrupa coğrafyasının en yükseğiydi. Şimdilerde ise 330 metrelik kuleler için çalışıyorlar. Bir yandan da Türkiye’de Finike açıklarında ay yıldız şeklinde bir ada tasarlamakla meşguller. İçinde Dubai’deki Palmiye Adası gibi otellerden eğlence merkezlerine ve villalardan rezidanslara aklınıza gelebilecek her şey olacak.  ‘Yaptıklarımız büyük bir birikimin sonucu aslında’ diyor Ant Yapı’daki dört ortaktan biri olan Mehmet Okay, 210 metrede gerçekleştirdiğimiz söyleşide. Birikimi çok önemli buluyor. Öylesine ki,  ‘Koç’ların sektöre girişini nasıl değerlendiriyorsunuz’ sorumuzu, ‘Ben bu saatten sonra tekstile, petrole girsem ne kadar başarılı olurum’ sorusuyla cevaplayarak, ekliyor: ‘ Sektör kolay ve cazip görünür ama öyle değildir. Arsasına inşaat yapamayan çok insan var. El Maktum ve Zorlu’nun yaşadıklarını biliyoruz.’ Kentsel dönüşümü İstanbul için gerçekçi bir çözüm olarak görmeyen, lüks segmente hitap etmesine rağmen, harcamanın kontrol altına alınması açısından faiz artışını yararlı bulan Okay ile futbolu, ilk teknelerini nasıl kaybettiklerini ve biraz daha fazlasını konuştuk.   MESLEK   Mesleğim MUTLU EDİYOR Ev sahibi olabilmek için 15 yıl boyunca çalışan bir babanın oğlu olarak, insanları iki-üç yılda ev sahibi yapabilmek beni çok mutlu ediyor.   Bu mesleği yapmasaydım FUTBOLCU OLURDUM Futbolcu olurdum. Gençliğimden beri çok iyi top oynarım. Biz, 80 öncesi üniversitede öğrenim gören kuşağız. Ankara’da Gazi Üniversitesi’nde İşletme okurken bir büyüğümüz beni Mesa’ya aldırdı. Hem iş hem okul hem futbol birlikte gitmedi. Topu bıraktım. Ama, hiçbir zaman kopmadım. Şimdi, haftada iki gün; pazartesi ve perşembeleri futbol oynuyoruz işyerimizde. Ant Yapı’da bir ekip kurduk. Karşı takım da Anthill’in işletmecisi Fraser Hospitality. Sakatlanmamdan faydalanıp bizi yenmeye başladılar. Yoksa biz yeniyorduk.   İlk adımlar MESA’LI DÖRT ARKADAŞ   Ankara’da Gazi Üniversitesi’nde İşletme okurken, bir büyüğümüzün yönlendirmesiyle Mesa’ya girdim. Giriş o giriş... Ankara’da pek çok projenin içinde oldum. Şimdiki ortaklarım Kadir Tokman, Hasan Yılmaz ve Cengiz Karaduman da Mesa’lıdır. 15 yıl kadar sonra Mesa’nın öncü kuvvetleri olarak bizi İstanbul’a gönderdiler. Birlikte pek çok projede çalıştık. Hasan (Yılmaz) ve Kadir (Tokman) Rusya’da Doğu Avrupa’dan dönen askerler için yapılan konut projelerinde çalışmaya başladılar. Ben de o sırada Mesa’nın İstanbul bölge müdürü olmuştum.    Rusya’daki ilişkilerimiz, 1990’da Mesa’dan ayrılıp kendi işimizi kurma kararı almamızda en büyük güç oldu. Önceleri Mesa dahil pek çok şirkete taşeronluk yaptık. 1998’de Rusya’yı hemen herkesin terk etmesi karşısında bizim orada kalışımız, Ant Yapı’nın orada tutunmasını sağlayan adımlardandır. Daha sonrasında çok daha önemli projelerde yer aldık. Bizim için çıta yükselten en önemli işler Moskova’da Mirax ve Capital gruplarına yaptıklarımız oldu. Mirax için 2008’de tamamladığımız kule çok özeldir.  Biri 240, diğeri 280  metrelik iki kule. İsmi Mirax Tower.  İkisini de yapmak istedik ama Çinliler daha tecrübeli olduğundan daha uzun olanı onlara verdiler. 39 saatte 250 konutluk betonu hiç durmadan dökmek gerekiyordu.  Daha önce bu yöntem, bir dönemler dünyanın en yükseği olan Petronas Towers’ta denenmiş. Biz kuleyi iki yılda tamamladık, çok güvenilen Çinliler ise tamamlayamadılar. Daha sonra yine Moskova’da Moskova-Petersburg Kuleleri’ni yine iki yılda 2010’da bitirdik. Şu anda Avrupa’nın en yüksek kuleleri olarak biliniyorlar. Boyları 300 metre. Bomonti’deki 200 metrelik Anthill’in ardında böyle bir arka plan var.   Türkiye’ye proje AKDENİZ’E ‘AY YILDIZ’ ADA   Aslında iki hayalim vardı. Bunlardan biri gerçekleşti.Biri  Port Alaçatı. Dünyada da nadir örnekleri olan bir marina kent projesi. Kanallar ağıyla birbirinden ayrılan adalar ve yarımadalar üzerine kurulu evler, oteller... İkincisi, tıpkı Dubai’de olduğu gibi bir ada yapmak. Mimar Metin Hepgüler ile birlikte çalışmaya başladık. Antalya’da Finike açıklarını düşünüyoruz. Adayı ay yıldız şeklinde tasarlıyoruz. Dört-beş kilometre çapında olacak. Villalar, oteller, eğlence merkezleri. Bir kompleks yani.   Dünyaya proje 330 METREYE ÇIKIYORUZ   Biliyorsunuz biz dünyanın en yüksek binalarını yapıyoruz Rusya’da. Dünya hayalimizi de gerçekleştiriyoruz sonuçta. Bir hayali gerçekleştirmekten de öte, bir özgüven sorununu yendik aslında. Yurtdışına çıkınca onları gözümüzde büyüttüğümüzü kavradık. 300 metreden sonra şimdi Rusya’da 330 metreye Plot 16-A kulesiyle çıkıyoruz.  Sonuçta hep dünyanın en yükseğini yapmayı düşünüyoruz.   Bundan sonra YERYÜZÜNE YAKLAŞTIK   Bu projeyle (Anthill)  gökyüzüne çok yükseldik, biraz da yeryüzüne yaklaşalım dedik ve villalar yapmaya başladık. Riva’da 99 villa yapıyoruz. Çekmeköy’de 140 ev inşa ediyoruz. Beylerbeyi’ndeki villa sayımız ise yaklaşık 125.   İYİ Kİ BU KARARI ALMIŞIM: Hayattaki en önemli kararlarımız eş ve işle ilgili olanlardır. İyi ki bugüne yol açan kararları vermişim. KEŞKE YAPMASAYDIM: Olanlar olmasa burada olmazdım. Bu yüzden ‘keşke’ lik bir şey yok. BİR GÜN MUTLAKA: Yelkenlimle dünya turuna çıkacağım. EN ÖNEMLİ SERMAYEM: Çok açık ve dürüst olmam.  EN ÖNEMLİ TECRÜBEM: Çocukken çiçek satarak kazandığım deneyim. STRES: Stres, dirençli tutar. Ama onu iyi kontrol ediyorum. İstediğim zaman şalterleri indirebilirim. SPOR: Futbol, sörf. PAZARLAR: Riva’ya gidiyorum. Balık tutuyorum, yürüyorum. Futbol merakımı oraya da bulaştırdım. Rivaspor’u kuruyoruz.  BENİM ŞEHRİM: Moskova, İstanbul ve Rio. Çünkü, üçü de birbirine çok benziyor. BENİM MİMARİM: Osmanlı. BENİM MİMARIM: Moskova’da Naomi Campbell için Zaha Hadid’in tasarladığı uzay gemisini andıran bir ev yaptık. Uygularken Hadid’i daha iyi tanıdım. Çok iyi. BENİM YAPIM: Barselona’daki Antoni Gaudi’nin yapıtlarına bayılıyorum. SON KİTABIM: Bu aralar hep tarih okuyorum. En son Hıfzı Topuz’un yazdığı Abdülmecid’i okudum. SON FİLMİM: Dedemin İnsanları. EKİBİMDE OLMAZSA OLMAZ: Dürüstlük, açık sözlülük ve karşılıklı güven şart. EMEKLİLİK PLANI: Teknede yaşam... GÖZBEBEĞİ PROJE: Ayırt etmek zor. Ama, en son olduğu için Anthill.    YAŞAM   Çocukluğum 5’TEN ŞAŞMA, 6’YI AŞMA   Anlatacaklarımdan nasıl bir çocuk olduğumu anlayın. Okul takımındayım. Gösterilere hazırlanmak için bol bol izin alabiliyoruz. Ama, izinleri çoğu zaman  kaytarmak için alıyoruz. Öğrenciliğim de, ‘5’ten şaşma, 6’yı aşma’ şeklindeydi.    İlk para MECLİS’TE GÜL SATTIM   14-15 yaşlarındayım. Memur çocuğuyuz. Muhallebiciye gidecek paramız yok. Birkaç arkadaş mahalledeki yabani güllerden 100 gonca topladık. Vita tenekelere koyduk. Meclis’in önüne gittik.  Utanıyoruz bağırmaya. Neyse ‘gül’ demeye başladık. 100’ünü de sattık. Çok da iyi para kazanmıştık. Tekrar gül topladık. Ama, bu defa özenmedik. Pazarlama yok, yani bağırmıyoruz. Üstelik zam bile yaptık. Hiç satamadık. İyi ders oldu: İşine özen göstereceksin. Havalara da girmeyeceksin.   İşyerinde şeytanın avukatı ELEŞTİRİ ZEVK VERİR   Aykırı düşünceyi, eleştiriyi severim. Hatta eleştirilmemek beni üzer. Çalışanın da müşterinin de eleştirmesinden zevk alırım. Büyük veridir, kazandırır.   Hobi FUTBOL VE DENİZ TUTKUSU   Deniz, tutkumdur. Mesa’lı dört arkadaş Ankara’dan İstanbul’a gelince hemen  tekne almıştık. Boğaz’a açılıyorduk. O zaman marina yok.  Bir gün baktık, tekne yerinde yok. Vazgeçmedik. Karpuz kıçlı tekne aldık sonra. Şimdi bir yelkenlim var. Arkadaşlarla geziyoruz. Sörf yaparım ama, bireysel sporlardan çok hoşlanmıyorum. Futbolu çok severim. Hem ekip işi hem de itiş kakış.   Dostum PARASIZKEN KAZANILAN Dost, çocukluk, gençlik yıllarında parasızken kazandıklarındır.   TÜRKİYE   Türkiye’nin en önemli sorunu İSTİHDAM   Bence istihdam. O artarsa refah ve sosyal adalet gelir Zaten, bana bu işi yaparken zevk veren şeylerden biri de yeni şantiyelerle istihdamı artırmak.   Yabancı PARAYI VERİP TAPU BEKLİYORLAR   Mütekabiliyet ilkesi doğrultusunda bizim satın almamıza izin verilmeyen ülkelere biz de Türkiye’de izin vermiyoruz. Böyle çok ülke var. Şirket kurarak satın almak gibi bir yöntem var ama, çoğu zaman tekin gelmiyor. Mesela Rusya’dan, Türk cumhuriyetlerinden pek çok dostumuz projelerimizden daire aldı. Fakat, kendi tapularına sahip olabilmek için mütekabiliyeti bekliyorlar. Uzakdoğu ve Körfez’den; Dubai, Abu Dabi, Kuveyt, Lübnan gibi yerlerden çok misafir ağırladık. Güvendikleri için şirket kurup satın alan da oldu mütekabiliyette düzenlemeyi beklemeyi tercih eden de. Böyle çok talep biriktiğini söyleyebilirim.   Yabancı 30 hektar arazi alabilmeli mi HİNDİSTANLI GRUPLA PLAN   Büyük projelerde gerekli. Biz de Hindistanlı bir grupla görüşeceğiz. İstanbul’da yatırım düşünüyorlar. Rus oligarklar ile de görüşüyoruz. Onların da İstanbul planı var. Körfez ülkelerinden de taleplerin olduğunu biliyoruz. Yalnız elde ettikleri paraları sadece kendi ülkelerine transfer etmesinler, Türkiye’de de tekrar yatırıma yönlendirsinler.   Müteahhitlere sicil MÜTEAHHİTLERE DERECE GELSİN   Bankaların kredibilite listesi vardır. Bankaya başvurduğunuzda sizinle ilgili bilgi bankasına bakarlar, kredi verirler ya da vermezler.   Müteahhit için neden olmasın bu Bağımsız kuruluşlar, belediyeler ve devletin yer aldığı bir kurum, müteahhitlerle ilgili oluşturulan bilgi bankası doğrultusunda müteahhitleri derecelendirmeli.   Faiz artışı yaralar mı KONTROL FAYDALI BİR ŞEY   Muhakkak. Ama, bakın bir Portekiz ve Yunanistan örneği var önümüzde. Geçenlerde Portekiz’e baktım. Vinçler, inşaatların üzerinde öylece duruyor. Bir dükkân açıksa yanındaki kapalı. Konuştuk birileriyle, ‘Avrupa’dan çok destek aldık ama kartlarımızla gelirimizden fazla harcadık’ dediler.   Bakan Ali Babacan da söyledi: Türkiye’de yüzde 45, gelirinden fazla harcıyor. ABD’nin tüketim modelinin yaşattığı krizi unutmayalım. Kriz, gelirden fazla borçlanma ve konutların değerinden fazla gösterilmesiyle çıktı. Kontrol, faydalı bir şey.   Üretici finansman yapmalı mı SIKINTI DOĞMAYA BAŞLADI   Bankaların istihbaratına güvenirim. Bankanın kredi vermediği birine benim borç vermem ne kadar doğru olabilir Şimdi bazı firmalar senetle müşteriyi borçlandırıyorlar. Bunları teminat olarak bankalara verip nakde dönüştürüyorlar. Duyduğuma göre artık bu konuda da sıkıntı doğmaya başladı.   Fiyatlar şişti mi   TEK SEBEP ARSADIR   Eğer şişmişse tek sebebi arsa sıkıntısıdır. Ama, fiyatların genelde düşük olduğunu söyleyebilirim.  Biz bu denli iddialı bir kulede (Anthill) metrekarede en çok 8 bin doları gördük. Oysa ki, dışarıdaki örneklere göre fiyatın 25 bin dolar olması gerekir. Fakat, mütekabiliyetteki değişimle fiyatların ikiye katlayacağını söyleyebilirim.   Arz, talebin üstünde mi ALIM GÜCÜNE GÖRE YETERSİZ   Evet, özellikle çeperlerde. Büyükçekmece, Bahçeşehir, Kurtköy, Kartal... Fakat, alım gücünün düşüklüğünü düşünürseniz hâlen büyük bir ihtiyaç var. İnsanlar bu fiyatlara erişemiyorlar sonuçta. Yine, arsa fiyatlarının yüksek olmasından kaynaklanıyor bu.   Koç’ların sektöre girişi HERKESSEKTÖRÜNDE İLERLEMELİ   Kişisel görüşüm, herkesin kendi bildiği sektörde daha da iyisini yapması. Ben bu saatten sonra tekstile, petrole girsem ne kadar başarılı olurum Bizim sektör kolay ve cazip görünür ama öyle değildir. Arsayı alıp da inşaat yapamayan çok insan var. Dubai Şeyhi El Maktum’un Zincirlikuyu’daki projesinde neler yaşadığını biliyoruz. Aynı şey, Zorlu için de geçerli. Danışmanlık almak yetmez, kendi birikiminizdir önemli olan.   Kriz kapıyı çalar mı FİYATLAR RİSKLİ...   Sadece İstanbul’da değil, tüm Türkiye’de inanılmaz bir yenilenme ihtiyacı var. Aynı zamanda konut talebi de... Bütçelendirme sorunu olsa da konut krizden etkilenmez. Fakat, bence bazı firmalar tehlike sinyalleri veriyor. Bazı fiyatları duyuyorum. ‘Arsa bedeli sıfır olsa ancak bu fiyatlar konuşulabilir’ diyorum. Riskli. Kampanyalar karşısında dikkatli olmak lazım. Halka bankalar yoluyla istihbarat yapmalarını öneriyorum. Güvenilir isimlere yönelsinler.   Şehri yıkmak, yeniden yapmak İSTANBUL, 50 MİLYONU MU GÖRECEK   Benim öğrencilik yıllarımda Türkiye, haritalarda tarım, hayvancılık, madencilik gibi bölgelere ayrılırdı. Şimdi tarımda zordayız, ithal eden ülke haline geldik. Hayvancılık da hakeza. Madencilik bir takım politikalar nedeniyle gelişememiş. Sanayi, Marmara’ya kaymış. Terör göçü tetiklemiş. Haritayı yeniden dengeleyemezseniz ne kadar dönüşüm yaparsanız yapın İstanbul kaldıramaz. Bir kez göçü durdurmamız lazım. İstanbul, 50 milyonu mu görecek Ayrıca, şehir merkezlerinde emsal çok yükseltilmemeli. Çünkü,  uygun altyapı yok. Kat karşılığında da oranların maksimum yüzde 30 olması lazım. Oysa ki oran yüzde 60’a varıyor, üstüne bir de para isteniyor. Milliyet