Dekorasyon

MET, sokak sanatı grafitiyi ofis duvarına taşıdı!

Facebook’un duvarına grafiti yapan David Choe’nin yakında yaklaşık 200 milyon doları olacak. O kadar kazanmasa da, Met de ofislere grafiti yapıyor

Geçtiğimiz hafta gazetelerde bir haber yer aldı. Amerikalı grafitici David Choe bundan yedi yıl önce Facebook’un ilk ofisinin duvarlarına grafiti yapmış, karşılığında ona birkaç bin dolar ya da bu paraya eş değerde Facebook hissesi önerilmişti. Choe belki de hayatının en doğru kararlarından birini vererek ikincisini seçmişti. Şirket nisan ayında halka açılınca o hisselerin yaklaşık 200 milyon dolar etmesi bekleniyor.

Biz de Türkiye’de ofislere grafiti yapan sanatçılar var mı acaba diye araştırdığımızda karşımıza Muhammed Emin Türkmen, sokaklarda bilinen adıyla Met çıktı. Met, Choe için “Bu bir piyango, milyonda bir şans. Dünyanın en zengin grafiticisi kendisi. Hatta kendi şirketini boyuyor artık” diyor. Met’le duvarlarını boyadığı Joygame’in ofisinde buluştuk.

* Ofislere grafiti yapmaya nasıl başladınız

Daha küçük işlerle başladık, mağazaları boyayarak. Ama profesyonellik yeni yeni oturdu. Yaptığımız işlerin fotoğraflarını çekiyoruz, siteye (graffitici.com) koyuyoruz. Gerçekten böyle talebi olan insanlar var ama kime gideceklerini bilmiyorlar. Siteyi de onun için açtık biraz zaten.

* Grafiti yaptığınız yerlerde ne tarz şeyler istiyorlar

Firmalarının logolarını isterler mutlaka. Üsküdar Gençlik Merkezi sivri çalışmalar olmasın istedi mesela. Grafitinin sert, anarşist yönünü yumuşatalım istediler. Kısıtlamışlardı bizi biraz. Onlara da hak veriyorum, kamu yeri sonuçta.

* Ismarlama iş yapmak canınızı sıkmıyor mu

Her sanatçı için geçerlidir bu. Sanatçıyı bırakacaksın ki yaşadıklarını yansıtsın işine. Çünkü zaten daha önce de o işlerini görüp beğendiğin için istemişsin onu. Başarılı bir iş çıkarmasını istiyorsan serbest bırakmak en iyi aslında. Bu yüzden benim bugüne kadar yaptığım en güzel ofis Joygame ofisi. Ben yine de bunu meslek gibi görmek istemiyorum, grafitinin doğasına aykırı öylesi. Sokaklarda kalması daha iyi. Aslında zaten buralara yaptığımız şey tam olarak grafiti değil, dekorasyon işi biraz da. Grafiti sokakta olmalı.

* Ofisle sokak arasında ne gibi farklar var

Sokakta yaparken kirlense çok sorun değil de burada çok daha titiz davranmak lazım. Kapalı mekanda spreyi sürekli solumak da iyi değil. Baş dönmesi, baş ağrısı yapabiliyor. Hafta sonu yaptık özellikle, sadece birkaç kişi vardı çalışan, onlar da sürekli dışarı hava almaya çıktılar. Biz alışkınız tabii, bizi etkilemedi.

* Siz grafitiye nasıl başladınız

Bir gece arkadaşlarımla sokakta oturuyorduk. Bol pantolonlu, kapüşonlu falan esrarengiz tipler,
o zamanlar esrarengiz gelmişti tabii, gelip çöp kutusuna bir şeyler yazmıştı. Daha önce de etrafta yazılar görüyordum ama ilk defa yazılış anını görmüştüm ve çok ilgimi çekti. Onların yazdıklarını yazarak başladım. Yaptığım işin graffiti olduğunu bile bilmiyordum. Almanya’dan gelen bir öğretmenim söylemişti senin bu yaptığına grafiti deniyor diye.

“Çalışanlar ve müşteriler bayıldı
”Ozan Aydemir / Joygame

* İlk geldiğimizde burası bembeyaz, dümdüz bir ofisti. Ama bizim yaptığımız çok renkli bir iş. Hayallerimizden biri de küçük bir Google olmak, öyle bir ofis yaratmaktı. Ne yapabiliriz diye düşünürken bir spor salonunda gördüğüm grafitiyi o kadar beğendim ki gittim hemen isim istedim. Karşıma Met çıktı. Ben sadece kafamdaki birkaç ayrıntıyı anlattım. “Girişe belki oyunla ilgili bir şey yaparız. İstanbul’la ilgili bir şeyler de yapabiliriz” dedim. Çünkü buraya Kore’den, Çin’den ve Tayvan’dan sürekli misafirlerimiz geliyor. Onun dışında her şeyi Met ve ekibine bıraktım.

* Çalışanların hepsi bayıldı. Çalışma ortamına geldiğiniz zaman içiniz neşeyle doluyor. Verimin arttığını da söyleyebilirim. Odamda oturmaktan zevk duyuyorum. Kendi evimde oturmaktansa burada oturmayı yeğliyorum (gülüyor). Müşterilerimiz de çok beğeniyorlar. Çoğu numara istiyor benden. Sevdiklerimize veriyoruz biz de. Her yerde de olsun istemiyoruz çünkü.


AYDİL DURGUN/Milliyet