Mimari Tasarımlar

Okyanuslarda yüzen siteler inşa edilecek!

Tasarımcılar kalabalık şehirlerden sıkılanları açık denizlere davet ediyor. Deniz tabanına sabitlenmeyecek yeni yerleşim birimleri adeta yüzen siteler olarak okyanuslarda dolaşacak...

Bilim insanlarına göre dünya üzerinde hayat denizlerde başladı. Yakın geleceğin yerleşim birimlerini hazırlayan tasarımcıların . eserlerine bakacak olursak yeniden geldiğimiz yere yani engin denizlere dönmek üzereyiz. Birleşmiş Milletlerim hazırladığı son sürdürülebilir yaşam raporuna göre 2050’ye gelindiğinde dünya nüfusu 9 milyara çıkacak.


Bu nüfusun 7 milyarı ise büyük şehirlerde yaşayacak. Diğer bir İfadeyle tüm köyler ve kasabalar birleşörek devasa şehirlere dönüşecek. Ancak yaşanan nüfus artışına karşılık dünyanın hacminde bir değişim olmayacağı için dar alanda çok sayıda insanın yaşaması gündeme gelecek.


OKYANUSLAR BOŞ DURUYOR


İşte tam da bu noktada tasarımcılar devrimsel çizimlerle toplu yaşam geleneğini tamamen farklı bir boyuta taşımaya hazırlanıyor. ABD’den Ispanya’ya, Japonya’dan Avustralya'ya kadarpek çok tasarımcı geleceğin yerleşim birimlerinin denizlere hatta okyanuslara taşınması gerektiğini düşünüyor. Zira kara olarak tanımladığımız bölgeler dünyanın yalnızca dörtte birini oluşturuyor. Dünyanın geri kalan kısmı yani toprak alanın üç katı kadajrlık bolümü ise deıüz ve okyanuslardan oluşuyor. Tasarımcılar halen atıl olarak duran bu alanın yerleşime açılması için kolları sıvadı. Ortaya çıkan eserler ise oldukça çeşitli.


Yelpaze akılları zorlayan tasarımlardan çok yakın zamanda hayata geçirilebilecek projelere kadar oldukça zengin. Tasarımcıların projelerinde anlaştıklan en önemli konu ise denizlerin üzerinde inşa edilecek yeni nesil sitelerin sabit olmamaları. 



Gökdelenler Artık Denizin Dibine İnecek

ABD'li tasarımcı William Erwin ve Dan Fletcher'in projesi gökdelen mantığını tersine çeviriyor. Projeye göre yaklaşık 3O katlı apartman yüksekliğindeki tasarımın yalnızca 5-6 katlık bölümü su seviyesinin üzerinde geri kalan kısım sualtında kalıyor. Yapının ortası zemine kadar oyuk olduğu için güneş ışığı da tasarımın en alt bölümlerine kadar gelebiliyor, Yapı kendi suyunu kendisi damıttığı gibi akıntı ve güneş enerjisiyle de hareket edebilecek.


Habertürk