Magazin

Özlem Kaymaz, Acarkent'teki villasının kapılarını InStyle Home'a açtı!

Eski Türkiye güzeli Özlem Kaymaz’ın çocukları Tara(16), Daniel(12) ve Dante(5) ile yaşadığı villanın kapılarını InStyle Home'a açtı. Kaymaz dekorasyonda altın ışıltısı olan gösterişli kadife ve ipek kumaşlar tercih ettiğini dile getirdi...


Eski Türkiye güzeli Özlem Kaymaz’ın çocukları Tara(16), Daniel(12) ve Dante(5) ile yaşadığı Beykoz Acarkent’teki müstakil villadayız. Kraliçe, geçen yıl taşındığı ve tamamen kendi dekore ettiği bu evi sanat zevki, pozitif hayat felsefesi ve üç meleği ile öyle ışıltılı bir diyar yapmış ki etkilenmemek mümkün değil.



15 yıl yaşadığı Hollanda’dan üç çocuğu ile geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye dönme kararı alan Kaymaz, Acarkent’te huzurlu bir hayat kurmuş kendine. Burayı seçmesinde okul çağındaki çocuklarına, orada alışık oldukları pratik ve konforlu yaşamı aratmamak öncelikli olmuş. “İstanbul’a döndüğümde, farklı bir kültürde doğup büyümüş çocuklarımın zorluk yaşamasını istemedim. Hollanda’nın ütopik ama bir kadar da turistik güzel bir köyünde yaşıyorduk. Okullarının yakında olması çok önemliydi bu yüzden. Şimdi hepsi burada olmaktan mutlu,” diye anlatmaya başlıyor mutfağında kendi yaptığı meşhur çikolatalı cheesecake’ini dilimlerken. Bu arada yeni açılan İtalyan Koleji’nin fahri elçiliğini üstlenmiş olduğunu söylüyor eski bir İtalyan Kolejli olarak. “Eğitimin çok üzerinde duran biriyim. Benim de vizyonumu şekillendiren bu kültürü Türk çocuklarının tanıması ve lisana daha hakim olmaları için bir boşluğu dolduran iyi ve doğru bir eğitim yuvası olarak görüyorum,” diye belirtiyor.


Bir gün önce Dante’nin doğum günü olduğu için kendi yaptığı pasta ve dondurma konusunda hala şanslı olduğumuzu söylüyor. “Burayı görmeniz lazımdı. Her yer çocuk kaynıyordu,” diyor neşeyle. Annesinden sonraki hayattaki en büyük yardımcısı kızı Tara evde, oğulları okulda o gün. Oğlu Daniel’in Nager Sendromu adı verilen rahatsızlığının ailecek hayatlarında yaptığı değişiklikleri anlatırken, yüzünde sadece tevekkül sahibi özel insanlara bahşedilmiş farklı bir ışık beliriyor. Çok sık ameliyat olmak zorunda kalan Daniel›in tedavisi için uzun bir süre New York’ta yaşamışlar. “Hastane ve ameliyat günlerini çıkarırsak güzel anılar kaldı geride sadece. Oğlum hayata zeka geriliği olmadan %10 yaşam kalitesi ve engelli olarak başlamıştı. Ama şimdi bu oran yüzde 85,” diye anlatıyor mutlulukla. Kabullenişin ve hayattaki her şeyin bir nedeni olduğuna derinden inanışın, karşılaştığı zorlukları aşmasında ona çok yardımı olmuş. “Fiziksel güzellikle kendine isim yapmış biriyim. Ama esas güzelliği Daniel ile keşfedecekmişim meğer,” diyor sımsıcak ses tonuyla.


Çocukları kadar sanatın da hayatına zenginlik kattığı belli. Evin her bir köşesinde yıllardır topladığı, aralarında Salvador Dali, Eva Van Dam, Josepha, Franck Tordjmann, Patrick Cassar ve Arman gibi sanatçıların yapıtları göze çarpıyor. “Heykel çok seviyorum. İleride bir sanat galerisi açmayı çok isterim. Hollandalı sanatçıların burada tanınmadığını düşünüyorum. İlk gittiğim yerde önce galeri, müze, sonra süpermarket gezerim,” diyor. Evinde Dali’nin heykelleri bulunuyor. “Onun sürreal eserleri hayatta hiç bir şeyin imkansız olmadığını hatırlatır bana,” diyor ve yaşam felsefesini özetliyor aslında Kaymaz. Sanatçının sadece Gala’ya olan tutkulu aşkını ise eşsiz buluyor.



450 m2’lik villanın klasik stilde dekore edilmiş üst salonunda İtalyan ve Fransız antika mobilyalar ağırlıkta gözüküyor. İçinde altın ışıltısı olan gösterişli kadife ve ipek kumaşlar tercih etmiş. “Zamansız, klasik dekore edilmiş tarihi atmosfere sahip mekanlar bana kendimi daha iyi hissettirir. Paris Ritz gibi mesela,” diyor. Havuzlu bahçeye açılan alt salonu ise çocukları için daha rahat ve teferruattan uzak bir yaşam alanı olarak tasarlamak istemiş Kaymaz. Bahçe dışındaki tüm mobilya ve aksesuarlar Hollanda’daki evinden tırla gelmiş ve 3,5 ayda yerlerini yavaş yavaş bulmuş.



Evde davet vermek tam ona göre. Arkadaşları yemeklerine bayılıyormuş. Haksız da sayılmazlar cheseecake’in tarifini ekipteki herkes merak ediyor çünkü. “Yarın liseden sınıf arkadaşlarım bende yemekte,” diyor heyecanla. Alt kattaki ‘Delft Blue’ koleksiyonlarını sergilediği köşede Johnson Bros ve Wedgwood porselenleri ile hazırlanmış şık yemek masasını görünce her şey hazır gözüküyor şimdiden. Bahçedeki taş fırında pizza yapmayı planlıyor onlara. Hollanda’dayken en çok Boğaz ve arkadaşları burnunda tütmüş. Burada vaktin ona yetmediğini söylüyor ama durumdan hiç şikayetçi değil. Kaymaz’ın güzel ve anlamlı yüzünde gerçekten eve dönmenin ve iç huzuru yakalamanın mutluluğu okunuyor çünkü.



Hürriyet