Magazin

Pınar Aylin Anadolu Hisarı'ndaki evinde kuş sesleriyle uyanıyor!

Şarkıcı Pınar Aylin evine düşkünlüğünü naif tarafı olarak tanımlıyor. Terasını ufak bir bahçeye dönüştürdüğü ve bir buçuk yıl tadilat yaptırdığı evinde bir de orkide köşesi var. Manzarasında hem orman hem de deniz olduğu için çok mutlu olan Aylin, dekoras

Güneşi görür görmez terasa çıkarım
Şarkıcı Pınar Aylin'i Anadolu Hisarı'nda 12 senedir oturduğu "çatı dubleksi" evinde ziyaret ettik. Aylin ve en çok alt kattan ayrı stüdyo daire olarak döşediği, terasa açılan çatı katını seviyor: "2000 yılından beri bu evdeyim. Daha önce tam karşıda Amavutköy’de oturuyordum. Eski evim buradan da görünüyor" diyor ve devam ediyor; "Buraya geldiğimde direkt terasa çıktım. İstanbul'da hem denizi hem ormanı aynı karede görmek her zaman kolay olmuyor. Şehir içinde olup da böyle kuş sesleriyle uyanmak cennet gibi geldi bana... Buranın dekorasyonu bir buçuk sene sürdü. Çünkü çatı komple kırıldı ve çelik konstrüksiyon yapıldı. Kafamda ulaşım problemi vardı ancak ikinci köprünün ayağı olduğu için rahatlıkla 15- 20 dakikada Avrupa'ya geçiyorum."

Pınar Aylin, güneşi gördüğü zaman kendini terasa atıyor; "Akşamları da arkadaş sohbetleri, misafirlerimizi ağırlıyoruz. Burada çok keyifli vakitlerimiz oluyor. Benim hayatım biraz daha doğaya dönük. Bu da benim biraz daha naif tarafım sanırım. Sanatçılarda birçok şey bir arada olur. Kızım da bu evde çok huzurlu. Maya 10 yaşında ama benimle çok ortak zevklere sahip. Çiçekleri seviyor, türlerini öğreniyor."

Çeşme’de orkide serası açacağım
Pınar Aylin terasını ufak bir bahçeye dönüştürmeyi ihmal etmemiş. Olabildiğince renkli, huzurlu, biraz da inatla iklim koşulları elverişli olmasa da İzmir yasemini, hanımelini yetiştirmeye çalışıyor. Ama büyük tutkusu orkideler... Hatta ileride bir orkide serası açmayı bile düşünüyor: "Kışın özellikle kar yağdığı için terasta laleler, sümbüller, kara dayanıklı çiçekler olmasına dikkat ediyorum. Henüz limon vermeyen bir limon ağacım var ama umutluyum ondan... Limon ağacının peyzaja çok yakıştığını düşünüyorum. Karda kaybettiğimiz bir hanımeli var. Çuhaları çok seviyorum. Ben inatla memleketimden çiçekleri yetiştirmeye çalışıyorum ama zor İstanbul ikliminde, yaseminden de verim alamadık."

Orkide konusuna gelince özel bir heyecan gösteriyor, Orkide çok zor ama yetiştirmek daha da zor, herkes yetiştiremiyor. Ayrı bir özen ve emek gerektiriyor. Polonezköy'de bir sera keşfettim, orada değişik türler var. Orkidenin Türkiye'de fazla bilinmeyen birçok türü var. Yavaş yavaş onları da yetiştirmeye başlayacağım ve gördüğünüz orkide köşeme ekleyeceğim. İleride Çeşme'de bir orkide serası açıp orkide yetiştirmeyi istiyorum" diyor.

Evim mabedim, terapi merkezim çiçekler
Pınar Aylin, eviyle uğraşmayı çok özlediğini söylüyor, "Dekorasyon benim hobilerimden biri. Ev benim için önemlidir, severim burada vakit geçirmeyi... Evcimen bir yapım var. Bunun özellikle ormanın enerjisiyle de birebir ilgisi var. Kafa dinlemek istediğim zaman zaten evden dışarı çıkmam. Ev insanın en önemli mabedi oluyor. Bu dekorasyon merakım yüzünden de sürekli ya çiçekçilerdeyim, ya da antikacılarda... Benim terapi merkezim buraları. Canım sıkıldığı zaman beni ya serada bulursunuz ya da antikacılarda. Oralara gidip bir kasa dolusu çiçekle dönerim. Doğayla beslendiğimi söyleyebilirim.

Buranın sayfiye yeri gibi bir havası olması hoşuma gidiyor Manzara beni çok besleyen bir şey. Bu Izmirlilikten kaynaklanıyor olabilir. Annem hâlâ bir çatı katında oturur, bütün körfez ayaklarımızın altındadır.

Serra Akar/InstyleHome