Sektörel

Residence projelerinde nasıl farklılık yaratılıyor?

Gayrimenkul’de Liderler Zirvesi’nin 6’ncısı bugün gerçekleştirildi. Zirvede, Propa CEO’su Can Özçiçek ‘Residence Projelerinde Farklılık Nasıl Yaratılmalı?’ başlıklı bir konuşma yaptı.

Gayrimenkul’de Liderler Zirvesi’nin 6’ncısı bugün gerçekleştirildi. AYD Başkanı Hulusi Belgü, TYD Başkanı Oya Narin ve GYODER Başkan Yardımcısı Haluk Sur’un açılışını gerçekleştirdiği etkinlik, sektör temsilcilerinin konuşmaları ile devam etti. Zirvede, Propa CEO’su Can Özçiçek ‘Residence Projelerinde Farklılık Nasıl Yaratılmalı?’ başlıklı bir konuşma yaptı.


Ticari ve alternatif gayrimenkulde farklılık yaratmak ana konusu ile gayrimenkul sektör temsilcilerinin konuşmacı olarak yer aldığı 6. Gayrimenkul’de Liderler Zirvesi bugün gerçekleştirildi. Propa’nın platin sponsorlar arasında yer aldığı zirvede Propa CEO’su Can Özçiçek ‘Residence Projelerinde Farklılık Nasıl Yaratılmalı?’ konusundaki görüşlerini dinleyicilere aktardı. 


“Gayrimenkul geliştiricilerin en önemli misyonunun yaşam alanları tasarlamak” olduğuna dikkat çekerek konuşmasına başlayan Can Özçiçek, Eğitim sosyoloğu olan Warren Hathaway’in  ‘Önce bizler binaları şekillendiririz, sonra da binalar bizleri şekillendirir’ sözlerine vurgu yaptı.  “Bu çok doğru bir tespit. Yaşam alanlarını tasarlamak, aynı zamanda orada yaşayacak insanların geleceğini tasarlamakla aynı anlama geliyor. Gayrimenkul tasarımında etkin ve verimli bir sonuç alabilmek için; bütünsel bir bakış açısıyla doğru planlama, koordinasyon ve uygulama yönetimi yapmak gerekiyor” dedi.

Projelerde farklılık yaratacak ilk unsur lokasyondur

“Farklılık nasıl yaratılmalı sorusunu ele aldığımızda ise karşımıza çeşitli konu başlıkları çıkıyor. Bu başlıklardan en önemlisinin lokasyon olduğunu söyleyebiliriz” diyen Özçiçek, sözlerine şöyle devam etti:

“Konut satın alanların ortak iki özelliği var. Birincisi konutun sunduğu yaşam konforu, ikincisi de yatırım yönü. Bu yüzden biz Propa olarak, proje lokasyonlarını seçerken ve yatırım kararı verirken ana ulaşım akslarını ve metro hatlarını takip ediyoruz. Merkezi konum avantajı ve erişim kolaylığı bizim için öncelikli kriterlerden biri. 

Bir ürün olarak ev, hem estetik hem de konforlu olmalı 

Mimari estetiğin tek başına yeterli olmadığını söyleyen Can Özçiçek, “Mimaride estetik elbette önemli. Bir yapı iç ve dış mekan tasarımıyla insanda güzellik ve estetik hissi uyandırmalı. Ancak bu tek başına yeterli değil. Proje aynı zamanda mekan kurgusu, alan büyüklükleri ve mahallerin işlevleriyle konforlu ve kullanışlı da olmalı. Dolayısı ile mimari tasarımın ‘insan odaklı’ olması büyük önem taşıyor.

“Tüketici ihtiyaç ve isteklerini çok iyi analiz etmek de dikkat edilmesi gereken noktalardan biri” diyen Özçiçek, “Çünkü bu ihtiyaçlara yönelik inovatif çözümler geliştirmeli ve sunmalısınız. Günümüzde yaygın olarak öne çıkan İngilizcesi "form follows function" olan, “biçim işlevi takip eder olarak” bilinen bir modern mimari tasarım prensibi vardır. Biz kendi proje tasarımlarımızda bunu "form equals function" olarak uyguluyoruz. Yani bir form, biçim veya tasarım ne kadar önemliyse, bu biçimin işlevsel ve kullanışlı olmasının da aynı derecede önemli olduğuna inanıyoruz. Kısaca, bir ürün olarak ev, hem estetik hem de konforlu olmalı. ev anlayışı artık dört duvardan ibaret değil ve eviniz size konfor ve kolaylık sunmalı. Sadece ihtiyaçlara cevap vermenin ötesinde, kişisel zevkler ve hobiler için de yaşadığınız mekanlar artık farklı imkanlar da yaratmalı” açıklamasını yaptı.

Yeni nesil ev yaşamı

“Bu noktada, konutta hepimizin gözlemlediği bir değişim daha var” diyen Can Özçiçek o değişimi şöyle anlattı:


“Konut alanları küçülürken, sosyal donatı alanları giderek büyüyor. Bunda en önemli etkenlerden biri İstanbul gibi büyük metropollerdeki, arsa üretiminin kısıtlı ve arsanın çok pahalı olması. Özellikle son 15 yıldır konut tipleri giderek küçülüyor. Örneğin, Manhattan'da buna ‘konut alanlarını küçültün, sosyal donatıları büyütün’ deniyor. Gayrimenkul geliştiricileri artık her metrekareyi optimize ederek en etkin çözümleri sunmak zorundalar. Bu değişimi ‘yeni nesil ev yaşamı’ olarak adlandırmamız mümkün. Nasıl ki alışveriş merkezleri ve ofis binaları nesil değiştiriyor, aynı şekilde konutlar da nesil değiştiriyor. Yeni nesil evlerden söz ediyoruz. 


Yeni nesil evler, ev konforunu artık evin dışına taşıyor. Bu noktada kendi projelerimizden örnekler verebiliriz. Biz projelerimizin sosyal donatılarını planlarken 2 farklı tür donatı tasarlıyoruz. Birincisi, alıştığımız ortak kullanım alanları. Yüzme havuzu, spor alanları gibi, proje kullanıcılarının ortak kullandığı, belli ölçüde sosyalleştiği ve aynı zamanda giderlerine de müşterek katıldığı alanlar. İkincisi ise kişiye özel kullanım alanları. Bu mekanların ne olması ve hangi fonksiyonları barındırması gerektiğini belirlerken, elbette kullanıcı talebinin ne yönde olduğunu doğru analiz etmek gerekiyor. Yanlış planlanan bu tür alanların ileride kullanılmama, atıl kalma, proje giderlerine gereksiz yük olma ve dolayısıyla kullanıcı memnuniyetini düşürme gibi riskleri var.


Projelerimizde bu analizi en dikkatli şekilde yapmaya gayret ediyoruz. Aynı zamanda, benzeri olmayan, kendi talebini kendisi yaratacağına inandığımız yeni tasarım ve fonksiyonları da geliştirmeye çalışıyoruz.


Esasen, yeni nesil evlerde, kısmi ‘otel hizmetleri’nden bahsetmemiz de mümkün. Bu açıdan yeni nesil rezidansları ‘5 yıldızlı evler’ olarak isimlendirebiliriz.


Projenizde tüm hizmetleri verebilirsiniz. Ama burada esas önemli olan 3 nokta var. Bunları; doğru hizmet miksini oluşturmak, hizmeti sunarken kalitenin sürdürülebilir olmasını sağlamak ve en önemlisi de, sunduğunuz hizmetlerin ekonomik olması olarak sıralayabiliriz.


Bugün tüketici nezninde en önemli tercih kriterlerinden biri de işletme giderleri. Bu noktada Propa çözümlerini farklı kılan temel unsur ekonomik işletme çözümü noktasında, kullan-öde sistemiyle bu mekanlara ait gelirleri site yönetimine aktararak ortak giderlerde ciddi tasarruf elde edilebiliyor olması.”

Teknolojik yenilikler göz ardı edilmemeli

“Farklılık yaratmak konusunda teknoloji kullanımının da önemli bir etken olduğuna” vurgu yapan Can Özçiçek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Günümüzde mobil teknoloji kullanımının ne kadar yaygınlaştığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, evlerde akıllı bina otomasyonu sistemlerini tesis ediyoruz. Akıllı telefonumuzdan birçok şeyi yapıyoruz. Yeni nesil binalarda bu teknolojik altyapıyı evin içine entegre etmemiz gerekiyor. Örneğin cep telefonunuzdan evinizi izleyebiliyor, ısıtma soğutma veya aydınlatma sistemini kontrol edebiliyorsunuz. Yönetim raporları mail ile size gönderiliyor. Resepsiyona mesaj bırakabiliyorsunuz. Bu ve benzeri teknolojik altyapıları tesis etmek, kullanıcı deneyimini geliştirdiği gibi projenize de artı değer katıyor diyebiliriz.”