Sektörel

Sabri Ateş: Faizler düştü ama kredi masrafları yüksek

Sabri Ateş, konut piyasasını canlandırmak için kredi masraflarının da düşürülmesi gerektiğini vurguladı

Bankaların kullandırdığı kredilere 'mortgage' dediğini, ancak mortgage sisteminde "kira öder gibi taksit" olması gerektiğini ifade eden Sabri Ateş, faizlerin sadece 12 ay, 24 ay, 36 ay gibi vadelerde yüzde 1'in altına indiğini bildiriyor. 5-15 bin TL masraf Sabri Ateş, "60 ay, yani 5 yıl vadeli bir kredide bile masraflarla birlikte faiz oranı yüzde 1.20'leri buluyor. 10 yıl vadede aylık yüzde 1.07 denilen faizin masraflarla birlikte maliyeti yüzde 1.21'den başlıyor. 100 bin TL'lik kredi çektiğimiz zaman, 10 yıl sonunda ödeyeceğiniz toplam tutar 190-210 bin TL arasında değişiyor. Bankalar 100 bin TL ve 10 yıl vadeli bir kredide çeşitli kalemler altında 5-15 bin TL masraf kesiyor" ifadelerini kullanıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Tevfik Bilgin'in bankalara yönelik uyarılarını da hatırlatan Sabri Ateş, "Sayın Bilgin, kredi kartı ve konut kredisinde performansı kötü bankaları uyarmıştı. Kredi kartı ve konut kredilerinde takip oranı yüksek bankaların kendilerine çeki düzen vermesini istedi. Bankaların yeni kredi kartı çıkarma yetkisini' askıya almayı düşündüklerini, konut kredilerinde de aynı yasayı devreye sokabileceklerini açıkladı" diye konuşuyor.

Bankalardan kredi kullanan vatandaşların iyi niyetli olduğunu; ancak çeşitli sebeplerle ödemelerini bazı aylar aksattıklarında sicilinin bozulduğunu ve yeni kredi almak istediğinde banka kapısından geri çevrildiğini söyleyen Ateş şöyle devam etti: "Vatandaş mağdur. Kredi taksitlerini düzenli öderken gün geliyor işsiz kalıyor aksatmaya başlıyor. Yeni borç alıyor. 1 ay ödemezseniz takibe giriyorsunuz. Aylık yüzde 1.07 denilen 10 yıl vadeli kredinin masraflarla birlikte maliyeti yüzde 1.20'yi geçiyor. Konut kredileri artmış olabilir ancak, X bankasından alınan yüksek faizli krediyi kapatıp A ve B bankasından kredi kullananlar daha fazla arttı. O faydası oldu. Zaten inşaat firmaları vatandaşa 60 aya kadar vadeli, 0 faizli ödeme imkanı sunuyor. Yüzde 20-25 peşinat ödeyince kira öder gibi taksit imkanınız var. İnşaatçılar kişiye özel ödeme planları da sunuyor. İnşaat sektörünün canlanması, bankaların kredi mahkumlarına değil, dışarıdaki mahkumlara af çıkarması lazım. Ödemesini 1 ay aksatan, sicili bozulanla barışsınlar, kredi masraflarını indirsinler bakın krediler nasıl artıyor."


'Emlaklarınız alınır satılır' diye yazan seyyar satıcı gördüm
Emlakçılığın bol kazançlı bir iş olarak görüldüğünü söyleyen Sabri Ateş, "Ayda bir-iki satış yaparım, hayatımı yaparım" diye düşünenlerin emlakçılığa özendiğini söylüyor. Sabri Ateş, "Memurlar bile bu işi yapıyor. Bir keresinde, bir seyyar satıcının arabasında "Çakmaklara gaz doldurulur. Emlaklarınız alınır satılır" yazısını gördüm. İş bu kadar ayağa düşmemeli. Emlakçılık batılı ülkelerde çok saygın bir meslek. Batı'da sahibinden satış veya kiralama yok denecek kadar az" diyor.Emlakçı yerine manken gibi kızlar çalıştırılıyor.

Böylesine sağlıksız bir ortamda emlakçı camiasının da düzelmesinin beklenemeyeceğini savunan Sabri Ateş, inşaat firmalarının satış ofislerinde de kurumsal emlak firmalarını görmeyi hayal ettiğini söylüyor. Sabri Ateş, "Zaten bu uygulama, son dönemde yaygınlaşmaya başladı. İnşaatçılar, her projenin yanına bir de satış ofisi kuruyor. Ben, inşaatçıların da kurumsal emlakçılarla çalışmasından yanayım. İnşaatçılar projesyonel emlakçılarla neden çalışmıyor? Projesyonel emlakçılar o ofislerde görev yapan manken gibi kızlardan daha iyi yapar bu işi. İnşaatçılar boşu boşuna personel çalıştırmaz, kafası da rahat olur" diyor.


İstanbul'da 800 bin ev satılmayı bekliyor
Sabri Ateş, İstanbul'da konut stokunun sanılandan ve yazılanlardan daha fazla olduğunu düşünüyor. Yapımı devam eden, tamamlanan veya ikinci elde pazarlanan konutların sayısının 700-800 bini bulabileceğini söyleyen Sabri Ateş, "Bu konutların toplam tutarı milyarlarca lirayı bulur. İstanbul'da onbinlerce konutun da yıkılıp yeniden yapılması lazım. Ekonomideki istikrarsızlık yüzünden inşaat piyasası da sıkıntı yaşıyor. Çünkü talep erteleniyor. Yıkılması gereken bina yıkılmıyor. Oysa Türkiye deprem ülkesi" hatırlatmasını yapıyor. Sabri Ateş şöyle devam ediyor: "Japonya'da geçenlerde binlerce kişi aynı anda deprem tatbikatına katıldı. Bizde ise herkes para derdinde. Sağlıksız binalarda oturuyoruz. Deprem ülkesiyiz ama, herkes her çeşit evi satmanın derdine düşüyor. Türkiye, depremi ön plana almalı. Dünyadan ceset torbası ithal etmekle depreme hazırlanılmaz. Mecidiyeköy'de, E-5'in ayakları yeni güçlendiriliyor. 10 sene önce, 20 sene önce neredeydiniz? Süslü binaların depreme dayanıklı olduğu söylenebilir mi? Bankalar binalara ekspertiji yapıyor. Denetim şirketleri denetliyor ama, gerçekten oturduğumuz evler sağlıklı mı? Ben bundan 20 sene önce Konut Bakanlığı kurulmasını istemiştim. Son yıllarda bunu dile getirenler var. Yine söylüyorum: Konut Bakanlığı kurulsun, bakan elini taşın altına koyup siyasi sorumluluk alsın."


Köroğlu gibi ata binip kaçak emlakçı avına mı çıkalım
İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Sabri Ateş, krizde işsiz kalan yüzlerce kişinin en kolay yol olarak vergisiz, kayıtsız kazanç elde ederim deyip internetten emlak pazarlama işine başladığını ileri sürerek "Gençler işsiz kalınca, internetten emlak pazarlıyor. Annesi babası konu-komşuya söylüyor, kiralanacak veya satılacak bir yer varsa aileler birbirine haber veriyor. Tanıdıklar birbirinden komisyon da almıyor" dedi. Ateş, şöyle konuştu: "Emlakçılığı emlakçıdan başkası yapacaksa, 2003 yılında zorunlu standart tebliğini niye çıkarttınız? Kayıtlı emlakçının kazancı da düştü. Odamızın aidat gelirleri azaldı. Bakırköy, Kadıköy, Pendik ve Beylikdüzü'nde irtibat bürolarımız vardı. Pendik ve Beylikdüzü'nü kapatmak zorunda kaldık. Emlakçılar bize, 'Siz kayıt dışını bitiremediniz, aidat yok' diyor. Sabri Ateş ne yapsın! Silah kuşanıp, Köroğlu gibi atına binip kaçak emlakçı mı kovalasın! Devlete tespit ettiklerimizi bildiriyoruz."
Ali ÖZTÜRK/Hürriyet