Genel

Sadullah Paşa Yalısı'nda Nadir ailesinin yaşadıkları!

Ayşegül Tecimer'le evlenen Asil Nadir, 1987'de Sadullah Paşa Yalısı'na taşındı. İntihar ve birçok acı olayın yaşandığı yalı, Kıbrıslı işadamının da çöküşünün başlangıcı olarak tarihteki yerini aldı

1960’lı yıllara kadar ağırlıklı olarak Rumların oturduğu Boğaziçi köyü olan Çengelköy’de kısmi de olsa geleneksel Boğaziçi yaşantısının hâlâ devam ettiği bir gerçek. Birçok yalısı ve köşkü dimdik ayakta duran semtin, geçmişle kıyaslanınca azalmış olsa da, sebze ve meyve bahçelerinin sayısı azımsanacak gibi değil. Semtin simgelerinden Aya Yorgi Rum Kilisesi ve Sadullah Paşa Yalısı ise ne yazık ki sadece yüksek duvarların arkasından izlenebiliyor.


YALIYI HAZIR TUTTU

Çünkü her ikisine de girmek için yasak ve özel izin almanız şart. Çengelköy’deki Sadullah Paşa Yalısı, Boğaz’ın en eskilerinden. Birçok olaya da tanıklık Boğaz yalılarının içinde en eskilerinden olan yalı barok tarzındaki Osmanlı otağı şeklinde yapıldı. Aşı boyalı yalı, Sultan I. Abdülhamıd tarafından 18. yüzyılın ikinci yarısında Darüssaade Ağası (hadım edilmiş saray görevlisi) Mehmed Ağa’ya verildi. 1872’de yalıyı satın alan Sadullah Paşa, II. Abdülhamid döneminde jurnalcilerin kurbanı oldu. V. Murad’ı tekrar başa geçirmek isteyenlerden biri olduğu için yurt dışına gönderildi, önce Berlin, sonra da Viyana’da büyükelçilik yaptığı dönemlerde yurda dönmesine de izin verilmedi. Tanzimat Edebiyatı’nın ünlü isimlerinden biri olan Paşa, yabancı bir kadınla ilişki yaşadı. Bunun duyulmasından çekinmiş ve girdiği bunalım sonucu Viyana’da, 1891 yılında intihar etti. En büyük oğlu Asaf Bey de yasak aşk yaşadı. Ve zorla evlendirildi mutsuz oldu. O da babası gibi intihar etti. Sadullah Paşa’nın öldüğüne asla inanmayan eşi Necibe Hanım, evi daima Sadullah Paşa gelecekmiş gibi hazır tuttu ve onun en sevdiği elbiseleri giydi. Necibe Hanım 1917’c3fe vefat etti, bunun üzerine çocukları yalıyı uzaktan akrabaları olan Ferit Tek’e sattı. Ondan da kızı Dr. Emel Esin ve eşi Seyfullah Esin’e kaldı. Babası Ferit Tek, Cumhuriyet döneminin bakan ve hariciyecilerinden olan Emel Esin, 1914’te İstanbul’da doğdu.


TECİMER KİRACI OLDU

Annesi Müfide, Fecr-i Ati döneminin kadın yazarlarından birisiydi, önemli bir akademisyen olan Esin, Paris Üniversitesi’nden sanat tarihi doktoru unvanı aldı. Önce bir Mısır prensi ile, 1941’de de büyükelçi Seyfullah Esin ile Tokyo’da evlendi. Tek-Esin Vakfı’nı kuran Esin Hanım 1987’de vefat etti. Yalı vakıf masraflarına katkıda bulunsun diye kiraya verildi. Ayşegül Tecimer Nadir yalıda kiracı olarak otururken bahçede bulunan tarihi bir Kuran yüzünden Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı ve Marekeş’e yerleşti. Bu yalı da oturması Asil Nadir’in de sonunu getirdi.


Onlar, İstanbul Boğazı’nın incileri...

Onlar yüzyıllardan süzülen bir kültürle biçimlenmiş mimarileriyle, ne paşalar, ne padişahlar ağırlamış, iyi ve kötü nice hadiselere tanıklık etmiş yalılar...

Eski eser kabul edilen 366 adet yalı var. Kagir yalı sayısı 234. Birinci derece tarihî vasıflı 89 yalının 42'si Anadolu, 47'si Avrupa yakasında. Boğaz’da en çok yalıya sahip olanlar 18 yalı ile Sabancılar. 2. sırada Yalçın Ailesi, 3. sırada Kibarlar ve Koçlar var. Bir asırdır el değiştirmemiş yalı iki tane. Biri Zeki Paşa Yalısı (Baştimar), diğeri 125 metre ile en uzun rıhtımlı yalı unvanına sahip Kıbrıslı Yalısı. En makbul yalılar Anadolu yakasında Kuzguncuk-Kanlıca arasında. Özellikle Vaniköy-Anadoluhisarı aralığındaki yalılar gözde. Avrupa yakasında 3 bölge önemli:


Bebek, Baltalimanı ve Yeniköy. Boğaz’da yaşananların dilsiz tanıkları olan yalılar, mimarileri kadar kimi zaman aşk ve entrika kimi zaman ise cin ve peri üzerine kurulmuş olan hikayeleriyle de ünlü. Yalıda yaşamak hiç kolay değil, önce rutubete dayanacak kadar sağlıklı olmak gerekiyor. Cephe rüzgârı ve tuzlu suyun aşındırdığı ahşap ve paslanmaz yüzeylerin boyası ve tavandan zemine, çatıdan bahçeye, kayıkhaneden kazan dairesine kadar yalının bakımı en fazla iki yılda bir yenilenmek durumunda. Bazıları rıhtımı fayansla kaplatmış. Bahçe suyunun gittiği kanalları midyeler kaplıyor. Denize inilen merpen yosun bağlıyor. Çatıdaki oluklara yapraklar dolduruyor. Tabii ilk alımda yapılması gereken masrafların haddi hesabı yok. Çoğu kez rıhtım düzenlemesi yapılmamış oluyor. Deniz, evi sürekli yediği için, herkes rıhtımı uzatıp evi geriye alarak korumaya alıyor. Yalının çöküp denize kaymaması için en az 2-3 milyon liralık bir harcama yapılması lazım. Abud Efendi Yalısı gibi pek çok yalının denize kayma tehlikesinden söz ediliyor (10 yalının beşinde bu sorun var), deniyor. Boğaz’daki birçok yalının sahibi kimliklerini gizliyor. Yalı satışından çok az kişi haberdar ediliyor. Satış aile içinde olmazsa, yakın tanıdıklar aracılığıyla elden çıkarılıyor. Yalı sahipleri, hem fiyatın düşmemesi hem de bir soyluluğun ifadesi olan yalılara komisyoncu eli değmemesi için direkt satışı tercih ediyor. İç mimarisinin modernize edilmiş olması, denize olan cephe genişliği, orijinalliğini yitirmemiş olması, yalının fiyatını artıran faktörler. Yalıların hikayesi. Her biri bin bir çeşit hikaye barındıran yalılar, kimi zaman tüm köhnemişliğine, yıpranmışlığına rağmen sadece hikayesiyle paha biçilemez hale geliyor.

Akşam