Genel

Şehir planlamasında 'suya duyarlı kent' önerisi!

Doç. Dr. Yelda Aydın Türk, "Sürdürülebilir drenaj sistemleri dedikleri birtakım kavramlar öne çıkmaya başladı. Bu ülkeler bununla ilgili bazı politikalar oluşturdular ve başarılı projeler hazırladılar. Örneğin, Amerika'da bazı yerlerde yeşil altyapı sistemleri kuruldu" dedi...

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yelda Aydın Türk, Türkiye'de su kaynakları yönetimi konusunda ekolojik ve sürdürülebilir yönetim ilkelerinin daha fazla uygulamaya geçirilmesinin önemli olduğunu belirtti.

Yelda Aydın Türk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayat varlığının sürdürülmesi noktasında çok önemli bir kaynak olan suyun tükenme riski olduğunu, dolayısıyla da çok iyi yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Dünyada nüfus artışıyla birlikte su kaynaklarının her geçen gün kirlendiğine ve azaldığını belirten Türk, bu durumun da insanlığı su kıtlığına doğru götürdüğüne de değindi.

Türk, su sorununa çözüm arayışları noktasında kaynakların iyi yönetilmesinin hayati önem taşıdığını işaret ederek, bu açıdan bakıldığında, yağmur suyunun da değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Yağmur sularının, kentleşmeyle birlikte toprağa sızamadığını, beton yüzeylerin, yağmur suyunun toprağa ve yeraltı su kaynaklarına ulaşmasına engel olduğunu, bunun da sel ve taşkın gibi çeşitli zarara yol açtığını belirten Türk, bu sorunun çözümü için suya duyarlı kentler oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Türk, suya duyarlı kent planlamasıyla ilgili özellikle son yıllarda Avustralya, ABD ve İngiltere'de çeşitli uygulamalar yapıldığına değinerek, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

"Sürdürülebilir drenaj sistemleri dedikleri birtakım kavramlar öne çıkmaya başladı. Bu ülkeler bununla ilgili bazı politikalar oluşturdular ve başarılı projeler hazırladılar. Örneğin, Amerika'da bazı yerlerde yeşil altyapı sistemleri kuruldu. Bu kapsamda yağmur bahçeleri, yeşil çatılar, geçirimli döşemeler, yağmur göletleri gibi uygulamalar yapıyorlar ve bu altyapıları da 'yeşil altyapı' olarak tanımlıyorlar. Bunun için de model şehir oluşturmuşlar. Portland kentinde ve bunun uygulanması için yerel yönetimlere teşvikler, destekler, fonlar veriliyor."

Avustralya ve İngiltere'deki uygulamaları da çeşitli örneklerle açıklayan Türk, bu ülkelerde kurulan yağmur bahçeleri ile yağmur suyunun bir an önce toprağa sızmasının yani tekrar su kaynağına ulaşmasının hedeflendiğini belitti. 

Türk, bunun için gölet ve yapay göller oluşturulduğunu, o alanlarda toplanan yağmur sularının yeniden kullanılabilir su döngüsünün içine katıldığını, bu uygulamanın aynı zamanda yapı tasarımı için de geçerli olduğunu, çatılardan akan suyun borularla toplu konutların avlularındaki yağmur bahçelerinde biriktirilebildiğini ifade etti. 

- "Doğaya uymamız lazım"

Yağmur bahçelerinde oluşturulan göl ve göletlerde biriken suyun, yeraltı kanalizasyon sistemine karışmadığını, temiz su olarak zemine sızarak su döngüsü içine katıldığını ve o bahçedeki bitkileri beslediğine dikkat çeken Türk, şunları aktardı: 

"Yeşil çatılar da önemli. Kentsel alanlar, kırsal alanlara göre daha çok beton olduğu için ısı etkisi daha fazla. Güneş ışığını beton çektiği için bunu bir zaman sonra yansıtıyor ve ısı adaları oluşuyor kentlerde. Yeşil çatılar ısı adası etkisini azaltarak, bunların neden olacağı olumsuzlukları azaltıyor. Bu çatılar, hem yağmur sularını absorbe ediyor hem de hava kirliliğini azaltıyor. Yağmur suyu yönetiminde yeşil çatılar da önemli bir araç. Geçirimli yüzeyler de çok önemli. Bunlar özellikle kentsel alanlardaki taşıt yollarında ve otopark alanlarında çok önemli. Yağan yağmur yüzeyde kalmıyor, tekrar toprağa sızıyor ve buralardaki birikme de önlenmiş oluyor."

Türk, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de su kaynaklarının her geçen gün giderek azaldığına dikkat çekerek, "Ülkemizde su kaynakları yönetimi konusunda ekolojik ve sürdürülebilir yönetim ilkelerinin daha fazla uygulamaya geçirilmesi oldukça önemli. Özellikle yağmur suyunun kentsel sürdürülebilir su döngüsüne katılabilmesine ilişkin yeni su yönetim ilkelerinin hazırlanması gerekiyor. Yağmur suyu, alternatif su kaynağına dönüştürülmeli. Doğal su kaynaklarının gelecek nesillere daha iyi aktarılabilmesi için, özellikle yağmur suyunun kentsel sürdürülebilirlik ve su döngüsüne katılabilmesi için su ilkeleri yönetimi önemli" değerlendirmelerinde bulundu.

Kent planlama sürecinde, su kaynaklarının ele alınarak kaynakların korunması, yönetilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasının amaçlanması gerektiğini ifade eden Türk, şöyle konuştu: 

"Suya duyarlı planlamalar ve tasarım yaklaşımları benimsendiğinde ve bunlar uygulandığında sözünü ettiğim ülke örneklerinde olduğu gibi daha yaşanır kentler ve kentsel çevreler oluşacaktır. Yağmur suları; yeşil çatılar, geçirimli döşemeler, yağmur bahçeleriyle birlikte su döngüsüne katılarak hem su döngüsünün sürekliliği olacak hem kentin mikro klimasına önemli etkiler sağlayacak. Doğaya uymamız lazım, biz doğayı kendimize uydurmaya çalışırsak bu sürdürülebilir olmaz. Birkaç yıl önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yağmur bahçesi hazırlama kılavuzu yayınladı. Bu noktada yönetmelik ve kılavuzların farklı disiplinlerle fikir alışverişinde bulunularak güncellenmesi ve ciddi anlamda uygulamaya geçilmesi lazım."

Müteahhitler sürdürülebilir yeşil çatı sistemlerine yöneliyor!