Ticari

Süha Güçsav: Akfen Holding ile iş yapanlar hep para kazandı!

18 yıldır Akfen'de çalışıyor. Grubun ve patronunun DN 'sını iyi biliyor. Bu uzun yolculuk onu CEO'Iuk koltuğuna taşıdı. Süha Güçsav, Akfen'i risk alan birinci jenerasyon bir kuruluş olarak tanımlıyor

18 yıldır Akfen'de çalışıyor. Grubun ve patronunun DNÂ'sını iyi biliyor. Bu uzun yolculuk onu CEO'Iuk koltuğuna taşıdı. Süha Güçsav, Akfen'i risk alan birinci jenerasyon bir kuruluş olarak tanımlıyor. Akın'la iş uyumuna ilişkin olarak da "Hamdi Bey bir hedef tayin ediyor ve o hedefe ateş ediyor. Ben kimi zaman hedefi vurması için karşısında o hedefi taşıyan taraf oluyorum" diyor.

"Bugüne kadar Akfen Holdingle kim iş yaptıysa, para kazandı ve mutlu ayrıldı" diyen Güçsav, 2012 içinde yeni işlere girebileceklerini, bazı işlerden de çıkabileceklerine dikkat çekiyor ve ekliyor: "Türkiye'den daha cazip neresi var Bölgede de çok iyi iş yapıyoruz ama şu anda Türkiye'nin büyüme rakamları çok cazip. Şu anda Türkiye'deki fırsatları değerlendirmeye çalışıyoruz."
18 yıl önce Akfen Holding'in patronu Hamdi Akın'la yolu ilk kesiştiğinde aralarında ilişki müşteri ve danışman boyutundaydı. Sonra iş ortağı oldular... Akfen hızla büyürken iş ortaklığının yanında farklı şirketlerde yöneticilik görevlerini de üstlendi. Bugün Akfen Holding'in attığı en önemli büyüme hamlelerinde onun da imzası bulunuyor.

Yıllardır Hamdi Akın'ın en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan ve bugün holdingin CEO'luk koltuğunda oturan bu isim Süha Güçsav.

Akfen çatısı altında 30 bine yaklaşan bir çalışan kadrosu ve 100 kişilik beyin takımını yöneten Güçsav, özellikle çalıştığı kurum kültüründen oldukça memnun.

"Bugün Akfen Holding'e baktığımızda çok demokratik, herkesin kendi fikrini söyleyebildiği, Hamdi Bey'in bile tek başına holdingin yönünü değiştirmeye yetecek bir yetkisinin olmadığı bir kurum görüyoruz. Böyle bir patronla çalışmak da önemli bir şans" diyor.
2012'nin de heyecanlı bir yıl olacağını düşünen Güçsav, yılın özellikle ikinci çeyreğinde önemli şoklar bekliyor. Kendilerinin ise bu duruma hazırlıklı olduklarını ve büyümelerinde hız kesmeyeceklerini anlatıyor.

Bugüne kadar Akfen'i hep patrondan dinledik. Şimdi ise ilk kez Akfen Holding CEO'su Süha Güçsav, patronu Hamdi Akın'ı, ekibini ve grubunu Capital'e anlattı:

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, nasıl bir hikayeniz var
 Meslek hayatıma sigorta broker'ı olarak başladım. Dönemin ilk yabancı yatırımlardan biri olan Alexander&Alexander sigorta brokerlik şirketinde 2-3 yıllık bir çalışmadan sonra Ankara Bölge Müdürü oldum. Bunda Hamdi Bey'in etkisi çoktu, onu şirketin portföyüne kazandırdığım için şirket de benim Ankara'da bir ofis açmamı istedi. Hamdi Beyle yolculuğum böyle başladı.
1994 yılında Alexander&Alexander'dan ayrılarak Hamdi Bey'Ie çalışmaya başladım. Birlikte şu anda Türkiye'nin en önemli sigorta brokerlik şirketlerinden biri olan IBS'İ kurduk.
Daha sonra Akfen'in başka işlerine de bakmaya başladım, çok sayıda şirket içinde görev aldım. İlk görevim finansman ve sigortacılık grup başkanlığıydı. O zamanlar yeniden yapılanma ile bir şirketler grubu haline getirilmiştik. Bir icra kurulu oluşturulmuştu. O icra kurulunun üyesinden biriydim. Finansman ve sigortacılıktan sorumluydum. Daha sonra holding olduk. Hamdi Bey, çok uzun yıllar hem yönetim kurulu başkanlığını hem CEO'luğu beraber götürdü. Ben de yönetim kurulu başkan yardımcısı sıfatıyla görev yaptım. 2010 Mayıs ayında halka açılmamız ve Akfen Holding'in kurumsallaşmasındaki hedefleri bir bir gerçekleşirken Hamdi Bey yönetim kurulu başkanı, ben de CEO olarak görevime devam ettim. Böylelikle her iki görevi birbirinden ayırmış olduk.

Peki CEO'luğa giden yol size nasıl açıldı
Aslında enteresan bir alıştırmayla oldu. Akfen Holding'de değişik bir çalışma yöntemimiz var. Bizim yapılanmamızda çok sayıda insan, çok sayıda işle ilgili ve görevli. Dolayısıyla bu kendi içinde bir otokontrolü ve farklı bakış açılarını getiriyor. Fikirleri hiçbir rütbe, unvan olmadan tartışıp en doğruyu bulmaya çalışıyoruz. Bu şekilde yönetilirken bir önceki sistemde zaten Hamdi Bey 3 tane yönetim kurulu başkan yardımcısıyla çalışıyordu. Halka arz öncesinde danışmanlarla çalışıldı, halka açık şirketlerdeki uygulamalara bakıldıktan sonra bir şablon ortaya çıktı. Hamdi Bey o şablonun doldurulmasında da değişik bir yöntem uyguladı. Şirketin bütün üst düzey yöneticilerinden oluşan 40-45 kişilik bir grubu topladı. Herkesin bu organizasyon şemasının içini doldurmasını ve bir zarfa koyup kendisine teslim etmesini istedi. O gün herkes o şemayı doldurdu. O organizasyon şemasının içinde CEO'lar, CFO'lar çeşitli görevler ve sorumluluklar vardı. Kim ne doldurdu biz hala bilmiyoruz, onlar Hamdi Bey'in elinde... Bu alıştırmadan birkaç gün sonra Hamdi Bey danışmanlarla beraber yeni yapacağımız organizasyon şemasını açıkladı. Ona göre devam ettik.

CEO oluşunuzla birlikte görev kapsamınızda nasıl bir değişim oldu
Aslında benim işim değişmedi. Ben zaten 18 yıldır Hamdi Bey'in çok yakınındaki yöneticilerinden biri olarak bütün bu varlıkların gelişiminde yer aldım. Günlük monitörlerin içindeyim. Bu görevi de hala devam ettiriyorum.

Akfen'de nasıl bir ekibin başındasınız
Akfen birinci kuşak bir holding. Bu açıdan baktığımızda çok atak. Riskleri iyi analiz eden, riskleri alan ama riskleri almaktan da imtina etmeyen, ülkesine ve bölgesine çok inanan bir yapılanma.
Benim çalıştığım takıma baktığımızda... Birinci jenerasyon holding olmamızdan dolayı çok aktif olarak günlük iş hayatımıza giren bir proje geliştirme olayımız bulunuyor. A takımı dediğimiz, yani tüm bu projelerin fizibilitelerini yapan, bunların içine giren riskleri tahlil eden bir ekibimiz var. Bu da benim günlük çalışma hayatımdaki ekiplerin en önemlilerinden bir tanesi. Biz her işimizi yaparken ilk günden bunun çıkış stratejisini oluşturuyoruz. Bu çıkış stratejilerini koyan, bu çıkışları yapan, halka arz, ikincil halka arz, komple satış, ortak alma gibi işi yapan takım da holdingin içinde. Böyle baktığınızda holding içinde 100 kişilik bir ekibim var.
100 kişilik ekibim dışında bu varlıklarla her gün günlük mesaim var. Gayrimenkul yatırım ortaklığının genel müdürüyle haftada 5-6 defa görüşüyorum. Günlük işlerinin kimi zaman içine giriyorum. Çünkü gelişmekte olan bir şirket.

Hangi konularda Hamdi Bey'le birbirinizi tamamlıyorsunuz
Bir tek benimle ilgili değil, Hamdi Bey kendisiyle çok aynı fikirde olan insanlarla mutlu olmaz. Onun ihtiyacı olan farklı bakış açıları ve fikirler. Dolayısıyla biz bir projeyi masaya yatırdığımızda ve bütün arkadaşlarımızla tartıştığımızda herkes biraz şeytanın avukatlığını yaparak bütün riskleri uç noktalarda alarak tartışıyor.

Bu konuda paylaşacağınız bir anekdot var mı
Araç muayene hizmetleri işinin alınması çalışmaları sırasında Ankara'da bunun fizibilite çalışmaları yapılıyordu. "Bu iş 50 milyon mu eder, 100 milyon mu" diye konuşuldu, bütün fizibiliteler yapıldı. İhaleye 1-2 gün kala Hamdi Bey başkanlığında holdingin 3-5 üst düzey yöneticisi bir araya geldik. Hamdi Bey, "Bana bu işi batırın. Öyle bir model kurun ki, iş zarar etsin batsın, o yanlış fiyatı görmek istiyorum" dedi.

Biz 300 koyduk batmadı. 400 koyduk batmadı, 600 koyduk batmadı ve böylelikle 613 milyon dolara kadar çıktık ve işi aldık. O güne kadar kimse öyle bir rakam bile düşünmüyordu. Ama oraya çıkarken, her risk geldiğinde başkası "Buradan şöyle bir şey yaratılır" dedi ve o fizibilite inşa edildi. O platformu yaratmak önemliydi. Dolayısıyla böyle çok tamamlayıcı şeyler var.
Nasıl birbirimizi tamamlıyoruz''  Hamdi Bey bir hedef tayin ediyor ve o hedefe ateş ediyor. O hedefi vurması lazım. Ben kimi zaman hedefi vurması için karşısında o hedefi taşıyan taraf oluyorum. O fikrin oluşumunda Hamdi Bey'in girişimciliği ön plana çıkıyor.
Hamdi Akın ön planda olan bir patron. Böyle güçlü bir liderin varlığı icrada sıkıntı yaratıyor mu, işlerin ne kadarını delege ediyor
Hamdi Bey bizler için çok büyük bir şans. Sonuçta bu bir ekip işi ama hakikaten sektörün tahlili, vizyon, hangi işe girileceği, hangi işte nasıl bir açılım yapılabileceği konusunda Hamdi Bey son derece aktif. Biz profesyonellerden beklenen icra. Hamdi Bey'in kafasında bir fikir oluşuyor. O fikri bizimle oturuyor tanışıyor, bazen farklı fikirlerle saatlerce tanışıyoruz. Ama bizim ağırlıklı olduğumuz yer icra. O konudaki ayrım, özellikle 2010 yılından sonra oluştu.

Nasıl bir ayrım bu
Hamdi Bey, şirketin günlük işlerinin içerisinde değil. Her türlü bilgi kendisine aktarılıyor. İstediği yerde tabii ki müdahale ediyor. Bugün Akfen Holdinge baktığımızda çok demokratik, herkesin kendi fikrini söyleyebildiği Hamdi Bey'in bile tek başına holdingin yönünü değiştirmeye yetecek bir yetkisinin olmadığı bir kurum görüyoruz. Böyle bir patronla çalışmak önemli bir şans.

Neden
Türkiye'de çoğu şirket ailelere mahkum edildiği için önemli markalar yıllar içinde yok oldu. Hamdi Bey'in vizyonunda şirketler, aileler için değil, ülkeler içindir.
 Ben ikinci üçüncü jenerasyon holdinglerde çalışan yönetici arkadaşlarımın çeşitli sıkıntılarını biliyorum. Çoğu zaman günlerce aylarca bir proje geliştiriyorlar, çok güzel bir fikir, belki de çok kârlı ama holdingin o gün için öyle bir beklentisi yok, başına iş almak da istemiyor. O ailenin başındaki holdingin patronu "Bu kalsın" diyor. O kadar çalışma çöpe atılıyor. Bu holdingde böyle bir şey yok.
Girdiğiniz işlerden çıkış stratejinizin ilk günden belli olduğunu söylediniz. Hangi durumda bir işten çıkıyorsunuz
Bir kere bir iş geliştirilip bir getiriyi standart olarak getiriyorsa o işten çıkılabilir. Araç muayene bunun güzel bir örneği. Türkiye'de 18 ayrı yerde 189 tane istasyon yapacak, bunları işletmeye açacaksın.

Açılınca Türkiye'nin araç sayısı belli, kanun belli, bu araçların rakamları belli bunlar geliyor, standart bir tarife var o parayı ödüyor. Benim o varlıktan ne kazanacağım belli. Artık bu bana göre bir varlık değil ben bunu geliştirdim. Bu mesela Kanadalı emeklilik fonlarına göre güzel bir varlık. O zaman benim için artık onu satma vaktim geldi demektir.

Peki 2012 ajandanızın en önemli başlıklarını neler oluşturuyor
2012'de en önemli önceliğimiz, zorlaşan finansal koşullara şirketlerimizi adapte edebilmek. İkinci gündem maddemiz, otoyol özelleştirmeleri. Üçüncü gündem maddemiz, devam eden enerji yatırımlarımızı tamamlamak. İDO'nun yeni uygulamaları bir başka gündem maddemiz.

GYO'nun Esenboğa ve Karaköy otellerinin çalışmalarını yürüteceğiz. Su imtiyazı işletmesi şirketimizi biraz da çevresel işlere de kayarak geliştirmeye çalışacağız.

FİNANSMANDA MAKAS ÇOK AÇILDI
2012 NASIL GEÇECEK
2012 heyecanlı olacak gibi görünüyor. Şahsi beklentim ekonomik olarak 2012’nin 2011’den daha zor bir yıl olacağı yönünde. Özellikle 2. çeyreğinde öneli şoklar bekliyorum. Ama biz holding olarak şoklara hazırlıklıyız. 2012’nin son çeyreğinden itibaren tünelin ucunda ışık gözükeceğini düşünüyorum. Zaten o zamanda gözükmezse hep birlikte başka bir noktaya doğru hareket ederiz. Bizler açısından 2012’nin en önemli sıkıntısı kredi, sıkışan likidite ve artan maliyetler olacak. Bu güne kadar yaptığımız finansmanlar yerinde, ancak yeni işlerdeki finansman maliyetlerini kestirmiyorum. Çünkü makas çok açıldı.

FİNANSMAN ÖNEMLİ
Mersin Limanı önemli bir testten geçecek. Bu güne kadar bölgede metropoldü, İskenderun Limanı başladı. Bundan sonra performansını sürdürebilecek mi Bu konuda ümitliyiz. Orada Türkiye’nin büyümesine paralel yüzde 5’ler civarında büyüme görüyoruz. Havalimanlarında 2 basamaklı büyümelere ulaşabiliriz. 2012 yılı içinde Adnan Menderes ve Medine Havalimanı projelerinin finansmanının yapılması vakit alacak.

ENERJİDE İŞLER
Bu yıl planımız bütün HES 2 portföyümüzü devreye almak. 2012, İDO’nun test yılı olacak. Su imtiyazı işletmesi şirketimizi biraz da çevresel işlere el koyarak geliştirmeye çalışacağız. GYO şirketimizin planladığı yaptırımları var. Karaköy ve Esenboğa yatırımlarına bu yıl başlanacak. İnşaatı devam eden 3 otelimiz işletmeye açılacak. GYO, bu işlerle meşgul olacak. TAV İnşaat bu yıl devam eden Katar ve Umman projelerinin yanında Medine Havalimanı işiyle uğraşacak. 2012 yılın içinde de bir büyüme hedefimiz var.

GELECEK 5 YIL
 Eğer Otoyol özelleştirmeleri portföye dahil olursa oradaki rakamlar çok daha büyür. Böyle bir yenişe girmezse TAV Havalimanları Holding, Mersin Limanı ve enerji santrallerinin ciroya katkıları en ön planda olacak. Yeni işe girmediği takdirde Mersin ve havalimanları toplam ciromuzun yüzde 60’ını oluşturur. Ama bir tek bir otoyol işi tüm resmi değiştirir.

AKFEN HOLDİNG’İN YÖNETİM STRATEJİSİ
Değişik bir çalışma yöntemimiz var. Yapımızda çok sayıda insan, çok sayıda işle ilgili ve görevli. Fikirleri hiçbir unvan olmadan tartışıp en doğruyu bulmaya çalışıyoruz.

Akfen birinci kuşak bir holding ve çok atak. Riskleri iyi analiz eden ama riskleri almaktan da imtina etmeyen bir yapı.
Akfen'de biz her işimizi yaparken ilk günden bunun çıkış stratejisini oluşturuyoruz.
Hamdi Bey kendisiyle çok aynı fikirde olan insanlarla mutlu olmaz. Onun ihtiyacı olan farklı bakış açılan ve fikirler.
 Hamdi Bey, şirketin günlük işlerinin içerisinde değil. Her türlü bilgi kendisine aktarılıyor. İstediği yerde tabii ki müdahale ediyor.
Türkiye'de çoğu şirket ailelere mahkum edildiği için önemli markalar yıllar içinde yok oldu. Hamdi Bey’in vizyonunda şirketler, aileler için değil, ülkeler içindir.

Türkiye'de altyapı konusunda yeni bir iş geliştirilecekse ve dünyada bu işle ilgilenen stratejik bir oyuncu varsa, o mutlaka bizim kapımızı çalıyor.
2012 içinde yeni işlere girebiliriz, bazı işlerden de çıkabiliriz. Bu yıl çalışan santralleri satabiliriz.

3,2 MİLYAR DOLARLIK İŞE İMZA ATTIK
2011'DE ÇOK FAALDİK
11 içinde Akfen'in içinde bulunduğu şirketler, iştirakler toplam 3.2 milyar dolarlık işe imza attı. 8 Nisan 2011’deİDO ihalesine girdik. 861 milyon dolara o işi aldık. TAV başarılı bir yıl geçirdi. İzmir Adnan Menderes Havalimanının hem iç hem dış hatlar ihalesini kazandı. Medine Havalimanı ihalesini kazanan yap-işlet-devret konsorsiyumundaydık. Bu üç işi topladığınızda 3,2 milyar dolarlık kontrat ediyor. Mersin'deki doğalgaz santralimizi yapacağımız arsanın özelleştirme ihalesinde birinci olduk. 2011’de Akfen GYO'nun halka arzını yaptık. Çok başarılı bir halka arz oldu. Oldukça faal bir yıldı.

TAV'IN YENİ REKORLARI
TAV Havalimanları Holding, yeni aldığı işlerin yanında kendi organik büyümesinde yeni rekorlara imza attı. İki basamaklı yüzdesel büyümeler 201l'de de devam etti. Mersin Limanı yüzde 1l'lik bir büyüme sağladı. Enerji santralleri bizi son 2-3 yıldır oldukça meşgul eden, hem zamansal hem finansal açıdan oldukça yoran varlık kısmımız. 9 tane santralimiz devreye alındı. Şu anda aşağı yukarı 570 milyon kilowatt saat elektrik üretebilecek düzeye geldik. HES2 portföyünde yer alan 105 megevatlık diğer santral yatırımlarının da inşaatları sürüyor.  Dolayısıyla o konuda da memnunuz. İDO'nun performansıyla ilgili bir şeyler söylemek için yeni, çünkü 3-5 aylık bir operasyon.

TURİZM İŞLERİMİZ NASIL
Otel şirketimize baktığınızda halka arzından sonra hemen yeni oluşturduğu kaynakla daha önce oluşturduğu projeleri uygulamaya aldı. Halka arz önemli projeyi portföyümüze koyduk.

Portföyün Türkiye'deki ilk 5 yıldızlı otelinin Karaköy’deki arsasıyla ilgili anlaşmaları yaptık. Esenboğa Havalimanı’nın hemen çıkısında yeni bir arsa oluşturduk. Orada yeni bir İbis Otel olacak. GYO halka arzdan da aldığı güçle yola devam etti GYO'muz 2011 içinde Rusya’daki ilk projelerini hayata geçirdi. 2 otel işletmeye açıldı.

Nilüfer Gözütok Ünal/Capital