Kent Haberleri

Sur projesi dünyaya örnek olacak!

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Samsun Milletvekili Karaaslan, hükümetin Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yapacağı projelerin bir kentsel dönüşüm ya da toplu konut projesi olmadığını, bu projenin dünyada da örnek olacak bir proje olduğunu söyledi.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, hükümetin Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yapacağı projelerin bir kentsel dönüşüm ya da toplu konut projesi olmadığını, projenin Diyarbakır için bir kentsel ihya projesi olduğunu kaydederek, bu projenin dünyada da örnek olacak bir proje olduğunu söyledi.


TBMM Genel Kurulu’nda HDP Grup Başkanvekilleri Çağlar Demirel ve İdris Baluken tarafından "Sur ve Silopi için alınan ’acele kamulaştırma’ kararından doğrudan etkilenecek olan yurttaşların yaşayacağı hak gaspının ve bu kararın doğuracağı olumsuz sonuçların araştırılması" amacıyla verilen Meclis Araştırma Önergesi’ne yönelik AK Parti grubu adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, acele kamulaştırma kararıyla birlikte devletin bir yıkım yapacağı ve bu yıkımdan halkın büyük bir mağduriyet yaşayacağı yönünde bir algı oluşturulmaya çalışıldığının altını çizdi. Oluşturulmaya çalışılan bu algının doğru olmadığının altını çizen Karaaslan, “Orada yıkımı yapan terör örgütüdür ve halkı asıl mağdur eden de yine terör örgütüdür. Biz devlet olarak elbette buna acele bir çözüm üretmekle mükellefiz” dedi.

“YIKIM KARARININ ALTINDA İMZASI OLAN DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’DİR”

Suriçi bölgesi Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 1988 yılı kararı ile birinci derece kentsel sit alanı ilan edildiğini hatırlatan Çiğdem Karaaslan, 2001 tarihinde alanın kararla da Sur’un koruma alanı olarak belirlendiğini söyledi. Riskli alandaki taşınmazların acele kamulaştırılmasına dair 2016 yılında Bakanlar Kurulu kararının Resmî gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiğini kaydeden Karaaslan, “Bu karar ilk değildir. Diyarbakır’da daha önce de biliyorsunuz, Büyükşehir Belediyesi, Sur Belediyesi, TOKİ ve Valilik ortaklaşa olarak bir kamulaştırma kararı almıştır 3 mahallemizde Alipaşa, Lalebey ve Cevatpaşa. Burada gerçekten bir eş güdüm ve iş birliği hâlinde bu çalışma yürütülmüştür. Hatta daha da enteresan bir şey söyleyeyim, burada sahadaki görüşmeleri yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’dir, yıkım kararının altında imzası olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’dir. Yıkıma başlayan da yine Büyükşehir Belediyesi’dir. bugün Büyükşehir Belediye Başkanımız da HDP sıralarında, milletvekili olarak aynı Meclis çatısı altındayız. Ben şimdi sormak istiyorum bugün ne değişti? Bugün orada terörden dolayı yaşanan büyük bir mağduriyet var. Bundan henüz birkaç yıl önce bu kararın altına imza atan, bu iş birliğinin önemli aktörlerinden biri olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve aynı grubun temsilcileri bizim karşımızda çok farklı bir argümanla duruyorlar, ‘devlet burayı yıkacak. acele kamulaştırma kararı bunu ifade eder’ anlamı yüklüyorlar bu çalışmaya. Fakat bu kesinlikle gerçek dışıdır” diye konuştu.

“DİYARBAKIR’DA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ VE YÜRÜTECEĞİMİZ ÇALIŞMA BUGÜNÜN ÇALIŞMASI DEĞİLDİR”

Diyarbakır’ın Sur ilçesi sınırları içerisinde bulunan Suriçi bölgesinin tarihi özelliğini kaybederek çöküntü alanı hâline gelmesi, zemin üzerindeki yapılaşma nedeniyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığı gerekçesiyle Suriçi bölgesi ile tarihi Sur koruma bandını kapsayan yaklaşık 187 hektar alanın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında 4/11/2012 tarih ve 28457 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak Bakanlar Kurulu kararıyla riskli alan ilan edildiğini belirten Karaaslan, “Yani Diyarbakır’da bugün bizim yürüttüğümüz ve yürüteceğimiz çalışma bugünün çalışması değildir. Aslında bu çalışma bizim 61’inci Hükûmet Programı’mızda da yer almakta, Suriçi’yle ilgili çalışma özellikle 2009 yılında biraz önce bahsettiğim TOKİ, belediye, valilik iş birliğiyle yürütülen çalışma var ve orada belli bir aşamaya da gelindi. 2012 yılında Diyarbakır Suriçi riskli alan ilan edildi. Hükümetimizin büyük çabasıyla birlikte Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiştir ve inşallah önümüzdeki dönemde bizim bu konuyla ilgili, bu alanın genişletilmesiyle ilgili çalışmamız devam edecek. Diyarbakır’da Suriçi bölgesine ait ilk koruma amaçlı imar planı 1990 yılında hazırlanmıştır. Fakat bu korumu planı Suriçi’ni korumamış ve sorunlarına çözüm üretmekte yetersiz kalmıştır. O amaçla Büyükşehir Belediyesi Meclis kararıyla 2008 yılında bu plan askıya alınmış ve yeni koruma amaçlı imar planı hazırlanmıştır. 2012 yılında Koruma Bölge Kurulu’nun uygun görüşüyle Sur Belediye Meclisi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Peki, biz bugün bu koruma planının ötesinde bir şey söylüyor muyuz? Hayır. O zaman ben neye karşı çıkıldığının, hangi argümanla birlikte devletin burayı yıkacağının ve halkı mağdur edeceğinin daha detaylı olarak bizlerle paylaşılmasını rica ediyorum çünkü anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum” şeklinde konuştu.

“KIRKLAR DAĞI’NIN KALBİNE SAPLANAN O HANÇERLERİN HESABINI KİM VERECEK”

1/5.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının kentsel sit olarak koruma altına alınan Suriçi bölgesinin yanı sıra, surların dışında kalan sur koruma bandını da kapsadığının altını çizen Karaaslan, “Parsel ölçeğinde, avlulu düzende yapılaşma önerilerinin, geçmişe ilişkin elde edilebilen veriler ve güncel tespitlerle elde edilen bütün verilerin kullanılarak yeni bir plan geliştirilmesi öngörülmüştür. Yani, Diyarbakır hepimizin şehridir ve bu şehrin kadim değerlerini korumak hepimizin görevidir, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Sadece Suriçi de değil, On Gözlü Köprü’süyle, Dicle’siyle, Kırklar Dağı’yla Diyarbakır hepimizindir. Ben şunu da sormak istiyorum, Kırklar Dağı’nda Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nden ruhsat alınarak yapılan o hançerlerin, Kırklar Dağı’nın kalbine saplanan o hançerlerin hesabını kim verecek?” ifadelerini kullandı.

“BİZ TARİHİ DOKUYU KORUYACAĞIZ AMA AYNI ZAMANDA İNSANIMIZIN HAK VE HUKUKUNU KORUYACAĞIZ”

Sur’da tarihi dokunun korunacağını ifade eden Karaaslan, “Öncelikle alandaki Kaçak, sağlıksız ve güvensiz yapıların yıkılarak yöresel mimariye uygun yapılanması, alanın tarihi ve kültürel değerlerinin ön plana çıkarılması, tıpkı bizim diğer 80 ilimizde yapacağımız gibi ve bugüne kadar yaptığımız gibi, medeniyetimizin, o kadim kültürümüzün bize bıraktığı bütün mirası tekrar gün yüzüne çıkartacak bir çalışma bizim öncelikli hedefimizdir, bundan asla vazgeçilmeyecektir. Alan içinde bulunan tarihi ve kültürel değerlere sahip, başta surlar olmak üzere pek çok tarihi köşk, konak, kilise, cami, han, hamam, anıt gibi yapılar restore edilerek kente tekrar kazandırılacaktır. Biz tarihi dokuyu koruyacağız ama aynı zamanda insanımızın hak ve hukukunu koruyacağız; bu ikisinden de asla bu projelerde taviz vermeyeceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarında çocuk yetiştirmek herkesin hakkı, en çok da Diyarbakır’da bu işin cefasını en çok çeken vatandaşlarımızın hakkı. O yüzden inşallah önümüzdeki dönemde yapılacak bu projelerle birlikte mutlaka bu alanlar daha yaşanabilir mekânlar olarak ama hafızayı silmeden, ama izleri silmeden ki, hiçbirimizin öyle bir niyeti yok, çünkü bu bildiğimiz anlamda bir kentsel dönüşüm projesi değildir, bu bir toplu konut projesi asla değildir. Bu Diyarbakır için bir kentsel ihya projesidir ve inşallah, sadece Türkiye’de değil, dünyada da bu konuda örnek olacak bir projeyi imza atacağız. Eğer burada diyalog ortamının daha da geliştirilmesi gibi bir öneri varsa, bu öneriyi kesinlikle kabul ederiz ve bu konuda söz söyleyecek sivil toplum örgütlerinin, odaların, aynı zamanda, sadece mimarlar mühendisler değil, sanat tarihçilerinin, şairlerin, yazarların, o şehrin bütün söz sahiplerinin bir araya gelip konuşmasından yana hiçbirimizin bir çekincesi yok. Bu proje hepimizin projesi, bu proje tüm Türkiye’nin projesidir. Bu hassasiyete hepimizin sahip olduğunu bir kez daha bilmenizi isterim. Halkların Demokratik Partisi’nin verdiği önergeyle alakalı olarak zaten hükümetimiz ve ilgili bakanlıklarımız gerekli çalışmaları yapmış bulunmaktadır. Dolayısıyla, şu anda konuyla alakalı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınması gereken ivedi bir tedbir ya da araştırmaya ihtiyaç duyulmamaktadır. İhtiyaç duyulması hâlinde AK Parti Grubu olarak zaten bizler derhâl harekete geçecek kadar bilinçliyiz” açıklamasında bulundu.

HDP’LİLERİN “HAYALCİ” SATAŞMALARINA ANLAMLI CEVAP

Konuşması esnasında HDP’li milletvekillerinin kendisini hayalci olmakla suçlayan sataşmalarına cevap veren Karaaslan, “Evet, ben bir hayal kuruyorum çünkü her şey hayal kurmakla başlar. Ben, Diyarbakır sokaklarında çocukların hiç korku duymadan özgürce dolaşabildiğini hayal ediyorum, seksek oynadığını hayal ediyorum; kadınların, çocukların, gençlerin çok daha sağlıklı yaşam alanlarında hep birlikte olduğunu hayal ediyorum. Bu da herhalde bir sorun teşkil etmese gerek. Biz, bütün grubumuz olarak her zaman Diyarbakır’dayız, Silopi’deyiz, bütün bölgedeyiz. Bu perşembe ve cuma günü de inşallah yine bölgede çok kalabalık bir heyet olarak oradayız. Dolayısıyla, her şey hayal kurmakla başladığı gibi, çok çalışmayla ve üstün bir irade göstermekle de başarıya ulaşır, onu gösterecek tek parti de AK Parti’dir” dedi.


Milliyet