Dış Piyasalar

Suriye'de mülküne el konulan aileler çözüm arayışında!

Suriye'de mülkü kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, gayrimenkullerini alabilmek için hak arayışlarına devam ediyor. Mülklerine el koyulan ailelerin çabaları yarım yüzyıldır sürüyor. Peki süreç nasıl başladı? Neler yapıldı? Neler çözüme engel oldu?


Suriye'de mülkü kalan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, gayrimenkullerini geri alabilmek için hak arayışlarına devam ediyor. Suriye'de mülklerine el koyulan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 3 bin 800 ailenin çabaları yarım yüzyıldır sürüyor. Peki süreç nasıl başladı? Neler yapıldı? Neler çözüme engel oldu? 


Suriye'nin 27 Eylül 1958 tarihinde çıkarmış olduğu 161 sayılı Toprak Reformu Kanunu ile Türk vatandaşlarının Suriye sınırlarında kalan topraklarını kullanma hakkı ellerinden alınmıştı. Böylece içerisinde Osmanlı Hanedan üyelerinin de olduğu ailelerin Suriye'de kalan toplam 3 milyon 309 bin 163 dönüm arazisine el konulmuş oldu.


Buna çözüm olarak Suriye'de Emlakı Kalanlar Derneği Başkanı Sertaç Menzilcioğlu, yarım yüzyıldır devam eden süreçte, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Suriye'nin hareketine karşı çıkardığı 28 mayıs 1927 tarihli 1062 sayılı yasanın uygulanmasını istiyor.


1927 yılındaki 1062 sayılı yasa ile "Hudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vazıyed Eden Devletlerin Türkiye'deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabele Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun" gereğince Suriye uyrukluların Türkiye sınırları içindeki taşınmazlarına el konulmuştu. Yasa gereğinde Türkiye sınırları içerisinde Suriyelilere ait mülkler tespit edilip, mağdur vatandaşlar arasında pay edilerek zararı karşılanması gerekiyor. Ancak mağdur vatandaşların zararı hiç bir zaman karşılanmadı.


1062 sayılı kanun gereğince Türkiye Cumhuriyeti 01 Ekim 1966 tarih ve 6/7104 sayılı Suriye Uyruklu Özel ve Tüzel Kişilerin Mallarının Tesbiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmelik ile Suriye uyruklu şahısların, Türkiye hudutları içerisinde bulunan, taşınır ve taşınmaz malları üzerine, el koymuş ve bu kararnameye bağlı yönetmelik hükümleri doğrultusunda "Suriye Uyruklu Özel ve Tüzel Kişilerin Hazinece El Konulan Mallarının İdaresi Hakkında Yönetmelik" Bakanlar Kurulu'nun 25 Eylül1967 tarih ve 6/8890 sayılı kararı ile  yürürlüğe koymuştur. Bu yönetmelik, mukabelei bilmisil el konulan Suriye Uyruklu şahıslara ait taşınır ve taşınmaz malların Maliye Bakanlığı tarafından ne suretle yönetileceğini ve bunlardan elde edilecek gelirlerin nasıl idare edileceği, ne yapılacağı hakkında hükümler yer almıyor.


El konulan taşınır ve taşınmaz malların idaresi ile görevlendirilen Maliye Bakanlığı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) bu yönetmeliğin 27.maddesi hükmüne dayanarak 1966 tarihli 10 sayılı, 1968 tarili 15 sayılı, 1970 tarihli 40 sayılı, 1975 tarihli 66 sayılı, 1977 tarihli 80 sayılı, genelgeler ile bu yerlerin kiralanmasında, taşınmaz mallarına Suriye Hükümetince el konulan vatandaşlarımıza, mağduriyetlerinin telafisi amacıyla öncellikle tanınmasına ilişkin hükümler yer almış, ancak bu genelgeler bile hiçbir zaman 1062 sayılı Kanunun ruhuna uygun bir şekilde mağdur olan vatandaşlarımızın zararlarını  karşılamazken, 21 Nisan 1978 tarhli 91 sayılı Genelge ile 1062 sayılı Kanunun ruhuna tamamen aykırı olarak, el konulan Suriye Uyruklu şahıslara ait tarım topraklarının tümünün toprağa muhtaç çifti vatandaşlara kiraya veriliyor.


9 Mayıs 1972 tarihinde Ankara'da "Türkiye Suriye Emlak Komisyonu Hakkında Protokol" ve 22 Aralık 1972 tarihinde "Türkiye Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Emlak Sorunlarının Çözülmesine Dair Sözleşme" ile eki "Ödeme Protokolü" imzalanmış ve bu antlaşma ve protokoller Türkiye Cumhuriyeti tarafından  24 Şubat 1976 tarihli ve 1937 sayılı Kanunla kabul edilmiş daha sonra Bakanlar Kurulunun 28 Şubat 1983 tarihli ve 83/6123 sayılı kararı ile onaylanmıştır. Ancak Milli Güvenlik Kurulunun sözleşmenin yürürlüğe girmesini sakıncalı bulması üzerine onay belgesinin teatisi Başbakanlığın 22 Nisan 1984 tarihli talimatına istinaden durduruluyor.



2007'de çözüm için Esad'la görüşmeler başladı


Dışişleri Bakanlığı Suriye ile görüşmelerini, Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Lideri Beşar Esad'ın 2007 yılında bir araya gelmeleri neticesinde Suriye,Türkiye arasındaki arazi probleminin giderilmesi noktasında vermiş oldukları beyanat ile birlikte görüşmelere başlamıştı. 2010 yılına kadar gelinen süreçte 3. tur görüşmeleri neticesinde Türkiye'den Mersin ,Suriye'den ise Dera ile pilot iller seçildi. Bu kapsamda karşılıklı envanter karşılaştırması yapılarak mevcut taşınmazlar karşılıklı alıp verilerek iadeleri kararlaştırılmıştı.



Dera'da isyan çözümü suya düşürdü


2011 yılında Suriye Dera'da başlayan isyan ile birlikte ikili görüşmeler sekteye uğradı ve ilerleyen süreçtede tamamen koptu. Sertaç Menzilcioğlu, "Suriye'de Emlağı Kalanlar Derneği olarak bizler Dışişleri Bakanlığı'nın mevcut görüşmelerin bitmesi ve ileride yapılabilecek herhangi bir görüşmeninde süresi ile alakalı bir öngörünün olmamasından dolayı Dışişler Bakanlığı Emlak Birimi Genel Müdürlüğü'ne 1062 sayılı yasanın uygulanması gerektiğini ve daha önce belirtilen,''Suriye ile olan ikili ilişkinin zedelenmesine sebep olabilir'' endişesininde artık doğal olarak kalmadığından mütevellit mevcut yasanın uygulanması ve 3. kuşak nesil olmaları itibariyle mağdur yüzbinlerce T.C. vatandaşının mağduriyetlerinin bir nebzede olsa giderilmesi gerektiğini ifade etmemiz üzerine,Dışişleri Bakanlığı bir dilekçe hazırlayarak Maliye Bakanlığına bu yönde bir dilekçe gönderdi.Mevcut dilekçeyi dönemin Dışişleri Başkanı Ahmet Davutoğlu imzalamış fakat  cevaben Milli Emlak Genel müdürlüğü imzası ile olumsuz bir yanıt gönderildi. Yasanın uygulanmama sebebi içinde kesinlikle somut bir sebep gösterilmemekte ve bu durum sürekli hasır altı edilerek Hak sahibi vatandaşların mağduriyetleri göz ardı edilmektedir. Oysa yasa gayet açık." 



Kamu Denetçiliği'nden 24 sayfalık rapor


Yapılan şikayetler ve müracaat üzerine Kamu Denetçiliği detaylı bir araştırma yaparak mağdur vatandaşlar lehinde bir rapor hazırladı,raporda özetle; Suriye de Mal varlıkları kalmış olan mağdur T.c. vatandaşlarının mevcut yasa gereği buradaki Milli Emlağın idaresinde olan Suriyelilere ait gayrimenkullerden gelen gelirlerin mağduriyetlerini belgeleyen hak sahiplerine iade edilmesi ve süre gelen zamanda geçmişe dönük olsan ödemelerinde yasal gecikmesi göz önünde bulundurularak Miili Emlağa ait sınırlı bütçeden ziyade genel bütçeden karşılanması, aksi takdirde ileride AİHM'den mevcut yasa gereği gelebilecek tazminat kararlarının ülke bütçesi sarsacağından dolayı bunun bir an evvel yapılmasında fayda olacağı,açık bir şekilde ifade ediliyor. 



Bundan sonra ne olacak?


Kamu Denetçiliği'nin raporuna rağmen, Maliye Bakanlığı'nın bu isteği karşılamayacağını ilgili kuruma belirttiğini ifade eden Menzilcioğlu, bundan sonrası için takip edilecek iki hukuki yolun olduğunu belirtti. Bu kapsamda;


1- Türkiye Cumhuriyetinin, Suriye Devleti 27 Eylül 1958 tarihinde çıkarmış olduğu 161 sayılı Toprak Reformu Kanunu ile Türk vatandaşlarının kendi sınırlarındaki topraklarına el koyması üzerine 1062 sayılı kanun gereğince Suriye uyruklu şahısların Türkiye Cumhuriyeti sınırlarındaki taşınmazlarına el koyup buradan elde edilen geliri mağdur olan Türk vatandaşlarına dağıtması gerekirken dağıtmamasından kaynaklanan Gelir Yoksunluğu talep edilecek.  Burada izlenecek hukuki yol; ilk etapta hak sahibinin mahrum kaldığı gelir yoksunluğu, bu geliri toplamak idare etmek ve mağdur vatandaşlara zararları nispetinde ödemek ile sorumlu olan Türkiye Cumhuriyetinden talep edilecek, ve bu talebe karşı olumsuz bir cevap alındığı zaman idari yargıda, dava açılacak.

 

2- Takip edilecek ikinci hukuki yol ise; yukarıda ayrıntılı belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti kusurlu davranışı ile vatandaşlarının Suriye Devleti sınırlarında kalan taşınmazlarından dilediği gibi yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkını kazanmalarına engel olduğundan, mağdur vatandaşa ait taşınmaz ve diğer malların bedeli istenecek, olumsuz cevap alınması halinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine dava açılacak



Türkiye milyarlarca tazminat ödemek zorunda kalabilir


Gerek gelir yoksunluğu gerekse Suriye’deki malların bedelinin tazmini istenirken, öncellikle Türkiye Cumhuriyetinden dilekçe ile talepte bulunulacak, verilecek bu dilekçelere karşı olumsuz cevap alınması yada cevap verilmemesi durumunda, Türkiye Mahkemelerinde dava açılacak. Menzilcioğlu, önümüzdeki yollarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden çıkan kararla, Türkiye'nin, mağdur vatandaşlara yüklük bir tazminat ödeme durumunda kalabileceğini belirtiyor.




Gülcihan YELKENCİ/Emlakkulisi.com