Genel

Taner Yıldız: İkinci ve üçüncü nükleer santrallerle ilgili görüşmeler sürüyor!

ICCI 2012’de Enerji Bakanı Taner Yıldız eski enerji bakanlarıyla buluştu. Bakan Yıldız, ikinci ve üçüncü santrallerle ilgili görüşmelerin devam ettiği söyledi

 

Sektörel Fuarcılık tarafından düzenlenen ICCI 2012 – 18. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız  tarafından törenle açıldı. Açılış töreni ardından düzenlenen MÜSİAD Özel Oturumu, “Geçmişten Geleceğe Türkiye’nin Yakın Çevresiyle Enerji İlişkileri” başlığı ile düzenlendi.   Oturumda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, eski enerji bakanları Recai Kutan ve Hilmi Güler ile bir araya geldi. Oturumun başkanlığını ise MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan yaptı.   MÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan oturum başkanı olarak yer aldığı toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye için enerji adına kıymetli katkıda bulunmuş çok önemli şahsiyetleri ağırladıkları için mutlu olduklarını ve 2023’te 500 milyar dolarlık ihracat yapmayı hedefleyen bir ülke olarak neler yapılması gerektiğini tartışmaları gerektiğinin önemine dikkat çekti.   2019 yılından itibaren 3 nükleer santral   Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise konuşmasında nükleer santrallerle ilgili Akdeniz’de Akkuyu’da Rusya ile anlaştıklarını hatırlatarak, “2.4 milyar  dolara bu yıl tamamlanacak. Süreç devam ediyor. İkinci ve üçüncü santrallerle ilgili görüşmeler devam ediyor. Yeni kurduğumuz modelde bir dizi maddeler içeriyor. Dünyadaki modelden farklı. İkinci ve üçüncü nükleer santrallerle ilgili de toplam 12 ünite olarak üretime geçeceğiz 2019 yılından itibaren elektrik üretimine başlayacak bu santraller” diye konuştu. Bakan Yıldız şöyle devam etti:   Yerli elektrikli otomobili destekliyoruz   “Yenilenebilir enerji kaynaklarının dünya ortalamasının üstünde olduğu bir ortamda yükselmek, ki şu anda yüzde 25’lerde. Doğalgazın oranlarını özellikle meskenlerde artırmak ama elektrik üretimindeki payını artırmak istiyoruz. Yerli kömürün önünü açmak istiyoruz. Yerli otomobillerle, elektrikli otomobillerle alakalı düzenlemeler EPDK tarafından da yapıldı. Yalnız biz elektrikli otomotiv üretimini olabildiğince yerli olması kaydıyla destekliyoruz. Bir önemli kaide şu sizin oraya vereceğiniz elektriği nereden bulacaksınız, bunun da yerli olmasını istiyoruz biz. Siz ithal kaynaklarla o aracı üretiyorsanız bu faydadan çok zarar olur. Özelleşmenin devam etmesi serbest piyasada kamunun yerine özel şirketlerin artması, biz buna yine devam edeceğiz. BOTAŞ, TPA gibi kamu şirketlerinin büyüklüğünü bozmayacağız ama özel sektörle beraber devlet ciddiyeti içinde kamunun sırtından inmiş olacağız."   Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Recai Kutan, enerjinin sosyal ve ekonomik kalkınmanın temel girdisi olduğunu ve ülkemizdeki kalkınma hamleleri, hızlı nüfus artışı, sanayileşme, sosyal gelişmelerin doğal sonucu olarak enerjiye olan talebin hızla artığına vurgu yaptı. Kutan, 1970 yılında ülkemizde kişi başına tüketilen elektrik enerjisi 205 kilovat saat iken 2010’da 2 bin 900 kilovat saate çıktığını aktardı. Kutan şöyle devam etti:   “Şu anda ülkemizde elektrik enerjisi talebindeki yıllık artış yüzde 7-8 civarında bazen yüzde 10’lara bile çıkıyor. Dünya ile kıyaslarsak 2002’de Yunanistan’da kişi başına tüketilen elektrik 5800 kilovat saat, Amerika’da 13 bin kilovat saat idi. Bu rakamlar Türkiye’nin ciddi anlamda kalkınma gayreti içinde olduğunu gösteriyor. Talepte inanılmayacak ölçüde büyük artışlar olacak. Biz enerji için gerekli maddeleri büyük ölçüde dışardan ithal ediyoruz. Elektrik enerjisi üretiminde yaklaşık yüzde 50 oranında dışa bağlıyız. Maalesef zengin gibi görünen iki doğal kaynağımız var biri hidrolik bir de linyit, petrol doğalgaz yok. Kaliteli kömürümüz yok. Onun için yerli kaynak ve ülke çeşitlendirmesini mutlaka yapmamız lazım.”   “2010-11 yılları civarında petrolün varil fiyatı 100 - 110 dolar civarındaydı. Şimdi yakın bir gelecekte bunun belki 400 dolara kadar çıkacağı iddia ediliyor. On yılda doğalgaz fiyatlarında da yüzde 400 civarında bir artış oldu. Bu fiyatların artışı doğalgazda da yeni enerji kaynakları arayışına sevk edecek. Burada da iki alan güneş ve hidroelektrik gündeme geliyor. Bunun dışında güneş enerjisi üzerinde ısrarla durulması gerekiyor. Yapılan araştırmalara göre petrol tükenmez bir enerji kaynağı değil. Dünyadaki ham petrol rezervlerinin kapasitesinin 35-40 senelik ömrü olduğu iddia ediliyor. Onun için güneş enerjisine dönülmesi lazım.”    Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Mehmet Hilmi Güler ise oturum başlığında yer alan komşuluk kavramıyla ilgili düşüncelerini dile getirdi. Komşuların elektriğine de suyuna da doğalgazına da petrollerine de hatta madenlerine de ortak olduklarını ifade eden Güler, “Komşularımızla ilişkilerimizi önemsiyoruz. Enerji söz konusu olduğunda her ülke kendi çıkarlarına göre hareket ediyor, her ne kadar biz onlara kardeşimiz gibi baksak da onlar daha çok çıkarlarını göz önüne alıyor. Dolayısıyla enerjide siyaset ve çıkarlar dış politika açısından çok önemli. Bakanlığım döneminde Türkiye’yi enerjide aktif bir aktör haline getirmekti. İkincisi amacımız ise enerjiyi gündelik hayatımızda kolay algılanır bir hale getirmekti. Üçüncüsü ise yerli kaynaklar ve yenilenebilir enerjiye ağırlık vermek ve bu piyasayı oluşturabilmekti” dedi.   Türkiye’ye gazı pahalı vermek istiyorlar                                                                       Hilmi Güler yabancıların, Türkiye’ye gazı pahalı kullandırmak istediklerini söyleyerek Türkiye’nin sanayide rekabet etmesini istemediklerini belirtti. Güler, “Sadece bir transit ülke olarak görüyorlar. Burada nakliyat fiyatının görülmesi lazım. Eğer bu düşülmezse sanayimiz Avrupa ile rekabet edemez. Bunu mutlaka dikkate almak lazım. Yani Türkiye’de eğer rekabetçi bir ortam olursa bizim mutlaka Gürcistan sınırı olarak İran veya Azerbaycan’ı düşünüyorsak bu şekilde almamız lazım. Ve tabi ki kendi gazımızı bulmamız yönündeki çalışmalarımız sürdürmemiz lazım” şeklinde konuştu. Hilmi Güler şöyle devam etti: Bakanlığım dönemimde DSİ bana bağlıydı. Belki bundan sonraki savaşlar petrol dışında su savaşları olacak. Petrol fiyatı düşer çıkar ama suyun fiyatı hiç bir zaman düşmeyecek. Bunların hepsini bir büyük perspektifte ele almamız gerekiyor. Dolayısıyla başta Ilısu Barajı olmak üzere, Bulgaristan’la olan mesele aynı zamanda, Edirne’deki su altında kalmalar bunlar da enerjinin bir parçası olarak görüyorum.   Ayrıca enerji borsasının kurulması lazım, doğalgazın da mutlaka Ankara’da fiyatının tartışılması lazım, eğer öyle olursa o zaman biz nakliye fiyatını kurtarabiliriz. Avrupa ile bu meseleyi çözmek lazım. Dolayısıyla doğalgazı öne çekerek, elektriği yenilenebilir enerji üzerinde çalışmalar yapmamız lazım.”